En önemli ve verimli vazifelerimiz milli eğitim işleridir. Milli eğitim işlerinde kesinlikle zafere ulaşmak lazımdır. Bir milletin gerçek kurtuluşu ancak bu şekilde olur. ATATÜRK

ETKİLİ ÖĞRETMENLİK VE SINIF YÖNETİMİ

Yazar : DR. Thomas GORDON
Yayinevi : Sistem Yayincilik
Baski : Istanbul / 1993 / 238 shf.
ISBN :
Bilim Grubu : Egitim
Türü : Tercüme
Hitap Ettigi Okuyucu Kitlesi: Özel Ilgi
Genel Degerlendirme: Ögretmen olabilmek için gerekli bilgiler anlatiliyor. Ögretmen-ögrenci iliskileri, ortaya çikabilecek sorunlar, çözüm yöntemleri, sorunlari çikmadan önlemek, etkin dinleme ve yararlari, sinifta tartisma, ögrenci-veli, veli-ögretmen iliskileri kapsamli olarak inceleniyor.
1- ÖGRETMEN-ÖGRENCI ILISKISI
Ögretme evrensel bir ugrastir. Herkes birbirine birseyler ögretir. Bu kitap, "ögretme"nin nasil daha etkili yapilacagini, ögrencilerin bilgilendirilip, olgunlastirilirken çatismalari azaltip sistemin süresinin nasil artirilacagini anlatiyor. "Etnik ögretmenlik egitimi" kisaca EÖE profesyoneller için hazirlanmistir, ama ögreten herkesin etkisini arttiracak niteliktedir. Ögretme-Ögrenme sürecinin etkili olabilmesi için ögreten ve ögrenen arasinda çok özel bir iliskinin kurulmasi gerekir. Iste bu kitapta ögretmenin söz konusu baglantilari saglayabilmesine yarayacak iletisim becerilerini ele alir. Amaç, ögrencilerin büyümesi ve gelismesidir, fakat birçok ögretmen tarafindan kullanilan ve okul idaresi tarafindan salik verilen ögretme yöntemleri ögrencilerin bagimli, gelismemis ve çocuksu kalmalarini saglamaktan ileri gitmez. EÖE"de bütün bunlarin çözümünü bulacaksiniz.
2- ÖGRETMEN-ÖGRENCI ILISKISI IÇIN ETKILI BIR MODEL
Ögretmenler okuldaki v ögrencilerdeki problemlerden dolayi hayal kirikligina ugrayabilir ya da problemin çözümünde basarisiz görülebilir. Yapilan arastirmalara göre, onlarin basarisiz olmadigini, tersine çogunun ögretmenlik hakkinda çok sey bildigi fakat bunu uygulamak için yeterli firsatlari bulamadigini göstermektedir. Iyi ögretmen tanimlari genelde çok kisi tarafindan kabul edilmis yaygin inançlara dayanir. Misaller: 1. Iyi ögretmen sakindir, telaslanmaz, sinirlenmez, soguk kanlidir. 2. Iyi ögretmen önyargili ve yanli degildir, ögrencilere esit davranir. 3. Iyi ögretmen her seyden önce tutarlidir. Degismez, unutulmaz, hata yapmaz. 4. Iyi ögretmen her sorunun cevabini bilir. Iste bir ögretmen kendisini bu yaygin inanç modellerine göre degerlendirir ve kendisini basarisiz kabul eder. EÖE"nde tuzaklardan kurtulup, durum ne olursa olsun gerçek bir kisi olarak davranmayi ve gerçek kendiniz olmayi göreceksiniz. Ögretmen ve ögrenci arasindaki iliski, 1. Açiklik 2. Önemsenmek 3. Birbirine ihtiyaç duymak 4. Birbirinden ayri olmak 5. Ihtiyaçlarini karsilikli olarak giderebilmek Özelliklerini içerirse, iyi bir ögretmen-ögrenci iliskisi kurulmus demektir.
KABUL EDILEBILIRLIK
Ögretmen-ögrenci iliskilerinde, ögretmenlerin ögrencilerin davranislarini kabul edip etmemeleri çok önemlidir. Kabul çizgisi degiskendir ve üç sebebi vardir. 1. Ögretmendeki degisiklikler, 2. Ögrencideki degisiklikler 3. Durum ve çevredeki degisiklikler, Ögrenci davranislarin kabul edilebilir ve edilemez davranislar arasindaki ayrim, iliskilerde ortaya çikacak meselelerin, ögretmenler tarafindan halledilmesine yardimci olacaktir. Fakat burada ögretmen-ögrenci iliskisine ortaya çikan sorun kime ait oldugunun çözülmesi gerekir. Ögretmenler kendilerini dogrudan ilgilendirmeyen, ögrencinin özel sorunlari ile; dogrudan ilgilendiren sorunlari ayirt etmelidir. Çünkü ögretmen sorun kendisine su sorulari sorabilir; - Bu davranis benim üzerimde gerçek müsahhas bir etki yapmiyor mu? - Olumsuz etkilendigim için mi bu davranisi kabul edemiyorum? - Yoksa yalnizca ögrencinin degisik davranmasini benim düsündügüm sekilde hissetmesini istedigim için mi kabul edemiyorum? Son soruya cevap evet ise sorun ögrencinindir; eger bir önce ki cevap evet ise sorun ögretmenindir. Ögrencilerin okuldan kaynaklanan ya da kaynaklanmayan birçok sorunlari da vardir ve bu sorunlarla basetmeye çalisirlar. Çünkü, ögretme-ögrenme yalniz iliskinin sorun-yok bölgesinde etkili olabilir. Ögrencinin sorunu Ögretme-ögrenme alani (sorun yok) Ögretmenin sorunu.
3- ÖGRENCILERIN SORUNLARI OLDUGUNDA ÖGRETMENLER NE YAPABILIR?
Birçok ögretmenin iki ortak sikayeti vardir; yardimci olmakta yetersiz kalislari ve yardim için el uzattiklarinda geri çevrilmeleri. Ögretmenler, sorun ortaya çikinca, sorunlari nasil etkili bir biçimde tepki göstereceklerini bilemediklerinden yardimci olamazlar. Ögretmen, ögrencinin davranisinin kabul edilemez oldugu mesajini verir, onun degismesini, sanki sorunu yokmus gibi davranmasin ve sorunu ne olursa olsun onu bir kenara birakmasini ister. Ögretmen bu yaklasim diline EÖE"de "Kabul etmeme dili" denir. Kabul Etmeme Dili = Iletisimin On Iki Engeli Bunlar ögrencinin ögrenmesini engelleyen sorunlari çözmesinde gerekli olan iki yönlü iletisimi yavaslatir, engeller ya da bütünüyle yok eder. 1. Emir vermek yönlendirmek, 2. Uyarmak gözdagi vermek, 3. Ahlak dersi vermek, 4. Ögüt vermek, çözüm ve öneri getirmek, 5. Ögretme, nutuk çekmek, mantikli düsünceler önermek, 6. Yargilamak, elestirmek, suçlamak, ayni düsüncede olmamak, 7. Ad takmak, alay etmek, 8. Yorumlamak, analiz etmek, tani koymak, 9. Övmek, ayni düsüncede olmak, olumlu degerlendirme yapmak, 10. Güven vermek, desteklemek, avutmak, duygularini paylasmak, 11. Soru sormak, sinamak, sorguya çekmek, çapraz sorgulamak, 12. Sözünden dönmek, oyalamak, alay etmek, sakaci davranmak, konuyu saptirmak. Üç Yaygin Yanlis Anlama EÖE kurslarinda tartismalar üç temel sorunda yogunlasiyor: 1. Gerçekleri söylemenin, ögüt vermenin ve açiklamanin nesi yanlis? (Ögretmenin asil vazifesi bu degil mi?) 2. Övmek ve degerlendirmek neden engel olsun? (Övme iyi davranislari pekistirir) 3. Soru sormak neden etkisiz kabul ediliyor? (Çünkü bu ögretmede en degerli yollardan) Kabul Dili Neden Güçlüdür? "12 Engel" kabul etmeme dilidir, çünkü sorunu olan kisiye, degismesi gerektigi, sorunlu olmanin kabul edilemeyecegini ve sorunlu kiside bir sorun bulundugunu iletir. Bir kisi, baska birini içtenlikle kabul eder ve iletebilirse, o kiside yardim etme yetenegi var demektir. Baskalarini olduklari gibi kabul etmek, iliskileri kuvvetlendirmede önemli bir etkendir. Kabul, küçücük tohumlari bile en güzel çiçege dönüstürebilecek verimli bir toprak gibidir. Burada asil is tohumdadir. Genç insan da kendi organizmasinda bir gelisme yetenegi tasir. Kabul, gencin gizli gücünün ortaya çikmasina imkan saglar. Kabul, çocuklari açar, onlari, duygularini ve sorunlarini paylasmak için yüreklendirir. EÖE kurslarinda kabul etmeme iletilerini önlemek ölçüde azaltabilecekleri gösterilmistir. Kabul için özel beceriler gerekir. Kisiyi iyi bir danisman yapan psikoloji bilgisi ya da zihinsel gizli gücü degildir. Psikologlar buna iyilestirici iletisim derler.
SORUNLU ÖGRENCILERE YARDIM ETMENIN ETKILI YOLLARI EÖE
kurslarindaki ögretmenler bir kisiye yardim etmenin yolunun hiç bir sey yapmaksizin yalnizca orada olmak oldugunu ögrenince sasirir ve inanmazlar. Usta danismanlar basarilarini temelinin, kisiyi konusmaya baslatmak ve onu dinleyerek yolunu açmak oldugunu söylerler. Etkili biçimde yardimci olmanin dört farkli yolu: 1. Edilgen Dinleme (sessizlik): Ögrenciye gerçekten kabul edildigini duyumsatan ve sizinle daha fazla paylasmasi için yüreklendiren çok güçlü bir iletidir. 2. Kabul Ettigini Gösteren Tepkiler: Dinlerken, özellikle duraklamalarda gerçekten dinlediginizi göstermek için sözlü ya da sözcük belirtileri vermeye "kabul tepkileri" denir. "Hi-hi", "evet", "anliyorum" gibi... 3. Kapi Aralayici Iletiler Ne Yapilabilir?: Ögrenciler, bazen daha çok konusmak, diren inme ve baslamak için bile ek yüreklendirme beklerler. Bu iletilere "kapi aralayicilar" denir. "Ilginç, devam etmek ister misin?" "Söylediklerin çok ilginç", gibi 4. Etkin Dinlemenin Geregi: daha fazla etkilesim ve dinleyenin yalniz duydugunu degil, ayni zamanda dogru olarak anladigini da gösterir. Bu nedenle usta dinleyici "etkin dinleme"yi daha yaygin kullanir.
ETKIN DINLEME NASIL ÖGRENILIR
Etkin dinleme ögrencinin ilettigini dogru anlamanizi saglar. Ögretmen, ögrenciyi anladigini gösteren geri iletiler verir. Iletisim islemlerinde çözümleme çok önemlidir. Ögrencinin de, sizin, kendisini doru mu yanlis mi çözümlediginizi bilmemesi de ayni derecede önemlidir. Bu nedenle, ögrencinin iletisini yanitlamadan önce, onu dogu çözümleyip çözümlemediginize karar verdiginiz düsünelim. Tek yapilacak, çözümleme sonuçlarinizi kendi sözcüklerini kullanarak geri iletmektir. Bu geri iletim yöntemine "etkin dinleme" denir.
ETKIN DINLEME IÇIN NELER GEREKLIDIR?
1.    Ögretmen, ögrencinin kendi sorunlarini çözebilecegine kesinlikle inanmalidir.
2.    Ögretmen, ögrencinin dile getirdigi duygu ve düsüncelerini, bir ögrencide olmasi gereken düsünceler saysa bile gerçekten kabul edilmelidir.
3.    Ögretmen, duygularin genelde geçici ve anlik oldugunu bilmelidir.
4.    Ögretmenler, ögrenciye sorunlarinda yardimci olmayi istemeli ve bunun için zaman ayirmali.
5.    Ögretmen, sorunu olan ögrenci ile birlikte olmali ama kendi kimligini korumalidir.
6.    Ögretmenler, ögrencilerin sorunlarini paylasmak ve konuya baslamak için zorlanabileceklerini bilmelidir.
7.    Ögretmenler, ögrencilerin sorunlarinin gizliligine saygi duymalidir. Etkin Dinleme (E.D.) ögrenmeyi kolaylastirmada, sorgulamayi, yüreklendirmede ögrencilerin düsünme, tartisma, soru sorma ve arastirmada kendilerini özgür hissedecekleri ortami olusturmada güçlü bir araçtir.
Etkin Dinlemede Zaman Kazanma Nedenleri:
1.    E.D. ögrencilerin sorunlari ile basa çikabilmelerine ve onlari çözümlemelerine yardim eder.
2.    E.D. ögrencilerin duygularindan korkmalarina ve duygularin kötü olmalarini anlamalarina yardim eder.
3.    E.D. sorunu çözmesine yardimci olur.
4.    E.D. sorunu çözümleme ve çözme sorumlulugunu ögrencide birakir.
5.    Ögretmen kendilerini dinlerken düsünce, görüs ve duygularini ve kabul ettigini görür, bu nedenle görüslerini almaya hazir olurlar.
6.    E.D. Ögrenci ile ögretmen arasinda da yakin ve anlamli bir iliskinin kurulmasini saglar.


4- ETKIN DINLEMENIN YARARLARI E.D.
ögrencileri belirli konular üzerinde tartismaya yüreklendirir. Ögrenmeye direnci olan ögrencinin direncini kirar. Bagimli ve boyun egen ögrencilere yardim eder. Ögrencilerin olumsuz olaylarla ilgili duygularini sinif içinde açikça tartismalarina yardimci olur. E.D."yi kullanan ögretmenler, tartisma grubundaki ögrencilerin güçleri, yetenekleri ve özel ilgi alanlari hakkinda edindikleri bilgileri, daha sonra sinif yararina kullanabilir. Ögrenmeye karsi direnme, ögrencinin bir sorunu oldugunu gösterir. Bu da E.D. ile çözülür. E.D., bagimli ögrencilere yardimda da kullanilir, sorunun sorumlulugunun ögrencide birakilip kendi çözümünü bulmasi saglanir.
5- ÖGRENCILER SORUN ÇIKARINCA ÖGRETMENLER NE YAPABILIR
Ögretmenler Sorun Kendilerindeyken Ne Yapabilir? Sorunun kendilerinin oldugunu anlatan ip uçlari kirginlik, can sikintisi, dikkatin dagilmasi, yilginlik, küskünlük, sinirlilik. Ögrencilerin çekilmez davranislari ögretmenlerin davranis penceresinin "kabul etmeme" alanindadir. Ögretmen çocugun kabul edilmez davranisini degistirmeye çalisirken etkisini üç degiskene yönlendirmelidir: 1. Ögrencinin davranisina 2. Çevreye 3. Kendi davranisina Tipik etkisiz yüzlesmenin sonuçlari: Ögretmenlerin gönderdikleri yüzlesme iletilerinin hemen hemen %15"inin ögrenci üzerinde asagidaki etkileri dogurdugu görülür: 1. Degismeye karsi direnmeye neden olur. 2. Ögretmenin kendini aptal ve yetersiz sandigini düsünmesine neden olur. 3. Kendisini suçlu duyumsatir, utandirir. 4. Benlik saygisini azaltir. 5. Savunmaya iter. Ögretmenlerin ögrencilerle yüzlesirken gönderdikleri iletiler üç ana baslikta toplanir. 1. Çözüm iletileri 2. Bastirici iletiler 3. Dolayli iletiler Çözüm Iletileri Neden Yararsizdir? Çözüm iletileri ögrencilere tam olarak davranislarini nasil degistireceklerini, ne yapmalari gerektigini, ne yaparlarsa daha iyi olacagini ya da ne yapabileceklerini gösterir. Çözüm iletilerinin bes degisik türü vardir. 1. Emir vermek, yönlendirmek; "Çikleti hemen agzindan çikar at". 2. Uyarmak göz dagi vermek. 3. Ahlak dersi vermek; "4. Sinif ögrencisi dogruyu yanlistan ayirabilmeli." 4. Ögretimi mantikli yürütmek. 5. Ögüt vermek, çözüm getirmek; "Yerinde olsam çalismaya baslardim" Çogu ögretmen çözüm iletilerini, kendi gereksinmelerini kisa yoldan elde etmek için kullanirlar. Yanlis olan, ise yaramamasi ve yaradigi zaman bile tasidigi gizli iletiler neden ile ögrenciyi küstürüp uzaklastirmasidir. Çözüm iletileri ögrencilerinin ögretmenlerine aynen karsilik verme tehlikesini tasirlar. Bastirici Iletiler Neden Yararsizdir? Bunlar ögrenciyi küçümser kisiligini sorgular, benlik imajini zedeler. Bunlari 6 grupta toplayabiliriz. 1. Yargilamak, elestirmek, suçlamak, ayni düsünceyi paylasmamak. 2. Ad takmak, alay etmek. 3. Yorumlamak, çözümlemek, tani koymak. 4. Övmek ayni düsünceyi paylasma, olumlu degerlendirme yapmak. 5. Güven vermek, desteklemek, duygularini paylasmak. 6. Sinamak, sorguya çekmek. Bastirici iletiler, ögrenciler tarafindan ya önemsenmez ya da yetersizlik duygularini pekistirir. Ögrenciler genelde bunlara gülüp geçerler. Dolayli Iletiler Neden Yararsizdir? Bunlar alay etmegi, ignelemeyi, takilmayi, utandirmayi içerir. Bunlar, çok gizli olduklarindan ya anlasilmazlar yada ögretmenlerin sinsi davranislari olarak nitelendirirler. Sen-Iletileri"ne Karsi Ben-Iletileri: EÖE kurslarini verirken yüzlesme becerileri siniflandirmanin ve onlari daha iyi anlamanin bir baska yolunu bulduk. Bu yolla, dilimizin yapisi geregi için "sen" zamiri olmayan cümlelerin sen-iletisi oldugunu ögrenen ögretmenler sasirdilar. Sen iletiler ögrenciyi olumsuz yargilayan, ben-iletileri ise ögretmenin sorun karsisindaki duygularini dile getiren iliskilerdir. Ögrenciler sen-iletileri ile hemen her zaman kötü olduklarini algilarlar. Ben-iletileri iki açidan "yükümlülük iletileri" olarak adlandirilabilir. 1- Ben-iletilerini gönderen ögretmen, kendi duygularinin bilincinde olmak için önce kendini dinleme ve duygularini tüm açikligiyla ögrencileriyle paylasma yükümlülügü tasir. 2. Ben-iletileri, davranisin yükümlülügünü ögrencide birakir. Üç önemli ölçütü vardir: 1- Ögrencilerinin davranisini degistirme ihtimali yüksektir. 2- Ögrenci ile ilgili çok az olumsuz degerlendirme içerir. 3- Iletisimi zedelemez. Ben-iletileri ögretmenleri saydam, dürüst, ögrencilerin kendileri ile anlamli iliskiler kurabilecekleri gerçek kisiler olarak gösterir ve yakinligin gelismesine yardim eder. Ben-Iletili Cümleler Nasil Kurulur? Ögrenciler üzerinde etkili olabilmesi için ben-iletileri üç ögeyi tasimalidir. 1. Sorun olusturan davranisin tanimlarini içermelidir: Ögretmenin, kendisi ile neden yüzlestigini kestirmek zorunda kalmamalidir. Ögrenci iyi bir ben-iletisi yorum içermeyen haber gibidir. "Kabadayilik ettigin zaman..." Yargilama ile baslayan ben-iletilerine "kilik degistirmis sen-iletileri" denir. Iyi bir ben-iletisinde zaman belirten bir baglaç vardir. Ögrenciye sorun teskil eden davranisin zamanini belirtmek çok önemlidir. Ögretmen, ögrenciye degil onun belli bir davranisina kizmistir. 2. Ögrencinin kabul edilmeyen davranisini ögretmen üzerindeki kesin gerçek, somut etkisinin ona söylenmesidir. "senin uzun saçlarini görmeye dayanamiyorum" Ben-iletilerini kullanmaya baslayan ögretmenlerin yapacaklari ilk is kabul edilmez ögrenci davranislarini iki grup içinde siniflandirmak olmalidir. Somut etkisi olanlar ve olmayanlar. 3. Duygularin dile getirilmesi: Ben-iletisi, davranis, etki ve duygu zincirinden olusur. Ben-iletisinden nasil dönülür? Ben-iletileri, sen-iletilerine göre ögrencileri daha az savunmaya iter. Fakat herseye ragmen iyi bir ben-iletisinden bile ögrenci incinebilir. Ögretmen bunu farkedince hemen, yüzlesmeden etkin dinlemeye geçmelidir. Ögretmenler kendilerini nasil kizdirir. Kizginlik, ögretmenin üç bölümlü ben-iletisini, duygu bölümünde oldugundan, yüzlesmeler ögrenciler tarafindan suçlama ve bastirici iletiler olarak algilanir. Kizginlik ikinci bir duygudur. Her zaman daha önce yasanan baska duygularin sonucunda olusur. Ögretmen bahçede dolasirken, çocuklardan birinin attigi tas basini siyirip geçer. Ögretmenin ilk duygusu korkudur, ikinci duygusu kizginliktir. EÖE kurallarinda ögretmenle birinci duygularini talebelerine iletmeleri ögretilir. Ben-iletilerinin tehlikeleri 1. Ben-iletileri uygulayabilecek kisinin kendini tüm çiplakligiyla ortaya koymasidir. 2. Insanin kendini degistirme ihtimalidir. 3. Sorumluluktur. Etkili ben-iletileri neler yapar Ben-iletileri, düsüncesiz kimseleri düsünceye yöneltir. Ögretmenlerin ben diliyle konusmalari, ögrencilere insanlar arasi etkili iletisimi ögretir. Çünkü onlar ögretmenlerini kendilerine model olarak alirlar.
6-SORUNLARI ÖNLEMEK SINIF ORTAMI NASIL DEGISTIRILIR
Egitim sistemleri gelisip degisiyor ama binalari 1992"lü (eski) yillardan kalma, yani hiç yenilenmeyen imkanlara karsi ögretmenlerden modern egitim yapmalari bekleniyor. Yenilikçi Düsünce EÖE"de sekiz yol önerilmistir. 1. Dikkatin kolay yogunlastirilabilecegi ve dis etkenden olabildigince az etkili bir yer seçilmeli. 2. Özel sorunun ne olduguna karar verilmeli. 3. Düsünce seli için zaman sinirlamasi koyulmali. 4. Ürettiginiz tüm düsünceleri yazmalisiniz. 5. Nitelik degil nicelik arandigindan, oldukça çok düsünce üretilsin. 6. Üretilen düsüncelere sinir koymamalisiniz. 7. Hiç bir degerlendirmeye izin vermemelisiniz. 8. Bakis açinizi zaman zaman degistirmelisiniz. Sinif ortamini degistirmek Bunun da 8 yolu vardir: 1. Ortami zenginlestirme. 2. Ortami fakirlestirme. 3. Ortami kisitlamak. 4. Ortami genisletmek. 5. Ortami yeniden düzenlemek. 6. Ortami yalinlastirmak. 7. Ortami sistemlestirmek. 8. Ortam için önceden plan yapmak. Sinifta zamani verimli kullanma: Sorunsuz ortamlarda üç tür ise yarar ve kullanilabilir zaman vardir: 1. Sayisiz uyaranla basedilebilme zamani (rahatsiz edicilerin kaldirilmalari) 2. Bireysel zaman (sessizlik köseleri, bireysel çalisma köseleri, ses geçirmeyen kulakliklar) 3. En uygun zaman (ögrencinin sorunsuz ilgi bekledigi zaman9 Ögretmenlerin ögretebildigi ögrencilerin ögrenebildigi, her birinin "insan" olabildigi zamanlardir, dersler her iki taraf için daha zevkli olacaktir.
7- SINIFTA TARTISMA
Ben-iletilerinin etkisiz oldugu, sinif ortamini degistirmenin ise yaramadigi durumlar iki nedene baglanabilir: Ya çocugu kabul edilemez davranisa yönelten dürtü çok güçlüdür ya da ögretmeni ile iyi iliskiler içinde olmadigi için onun ihtiyaçlarini umursamaz sonuç olarak, pek çok sinifta ögretmen ve ögrenciler zaman zaman ihtiyaç çatismasi yasayabilirler. Çatismalarin çözümü: Ögretmenler; çatismalarin çözümüne genellikle kazanmak kaybetmek açisindan bakarla

ÖNERILER


1.    Ara sira ufak tefek disiplin olaylarini sakaya dönüstürün.
2.    Eglenceli durumlarda sinifla birlikte gülerseniz sinifi kontrol edemez hale gelmekten korkmayiniz.
3.    Ögrencinin hiç bir soru sormaksizin itaatkar davranmasinin arzu edilir bir sey olmadigini biliniz.
4.    Bir ögrenciyi uyarmaniz gerekiyorsa bunu herkesin önünde yapmayiniz.
5.    Disiplin saglamanin birçok ögretmenin iddia ettigi kadar önemli bir sorun olmadigini unutmayiniz.
6.    Bazen ögretmenlerin tutumu yüzünden de ögrencilerin disiplin kurallarina uymadiklarini aklinizdan çikarmayiniz.
7.    Ögrencilerinizde kendi kendini disipline edebilme aliskanligi gelistirmeye çalisiniz. Kötü bir davranisin her seyden önce kendi kisiligine karsi bir saygisizlik oldugunu belirtiniz.
8.    Unutmayiniz ki ögretmenin sinifta disiplin saglamak için çok sert olmasi gerekmez.
9.    Suçluyu bulamadiginiz zaman tüm sinifi cezalandirmaktan kaçininiz.
10.    Disiplin problemlerine mani olmak, bir kere olduktan sonra onu düzeltmek için ugrasmaktan daha kolaydir.
11.    Disiplin problemi sizi asmadikça baskalarina duyurmayiniz.
12.    Derhal önlem alinmasi gereken durumlarda ya da sinifta ders yapmaniz imkansizlastigi hallerde idareye haber veriniz.
13.    Sinifta disiplini bozan bir davranis olustugunda tepkide bulunmadan önce biraz düsününüz.

TÜM SINIFLAR DA ILK BIR AY HEDEFLERI


1-    Ögrenciyi ve veliyi tanima, (sinif ögretmeni ögrencileri ile teneffüs ve ögle arasida, derslerin bitimi, etütler ve aralarinda, hafta sonlari okulda veya ögrencilerin evinde bir araya gelerek, ögrenci tanima anketleri yaparak, veliyle telefonla veya ulasma imkani olanlara bizzat giderek, eski sinif ögretmeni, ders ögretmenleri ve sinifin dersine giren ögretmenlerinden bilgi alarak, ögrenci ve veli taninmaya çalisilir.
2-    Temizlik adabi ( el, dis, tirnak, banyo, saç, tuvalet, el yüz yikama)
3-    Yemek adabi (öncesinde sonrasinda el yikama)
4-    Saygi kurallari ( büyüklere karsi tavirlarimiz, büyüklere ve küçüklere karsi selamlasma, izinsiz konusmama, iki kisi konusurken araya girmeme, hitap sekilleri, toplu tasim araçlarinda ve sokakta hareketlerimiz, hos geldiniz, güle güle, hal hatir sorma ( ne zaman, nasil), yüksek sesle konusmama, konusani dinleme, büyüklerin sözünü dinleme, önümüzü ilikleme, sinif içi saygi kurallari ( ögretmen ve arkadaslarina karsi), izinsiz baskalarini esyalarini almama, kullanmama ve zarar vermeme, kötü, çirkin söz kullanmama, hata yapinca özür dileme, affetme, her halükarda yalan söylememe, kirici olmama, önce kendimizi hatali görme, geçimli olma, anne-baba ve akrabalara çok saygili olma vb. )
5-    Kurallara uyma, düzenli tertipli olma
6-    Tanima ve sosyal beceri tespit anketi yapilmali
7-    Ders çalisma metotlari, etüt nasil verimli degerlendirilecegi ve faydalari, basariya ulasma yollari.
8-    Kitap okumanin öneminin anlatilmasi.
9-    Okul ögretmenini sevdirme ve bunun için iyi bir diyaloga geçme.
10-    Matematik ve fen gibi derslerle yeni tanisan ögrenciye bu dersleri sevdirme,
11-    Olimpiyat ve fen liseleri öne sürülerek hedef gösterme ve tesvik etme.
12-    Ögrenciye kitap okuma sevgisini asilama, basta romanlarimiz olmak üzere bütün dallarda onlarin seviyesindeki kitaplari nazara verme. Bilgi, beceri ve kitap okuma yarislari yapma. Kahramanlik romanlarini okutma.
13-    Hafta sonlari degisik tarihi yerlere toplu geziler düzenleme ve gezilen yerler hakkinda önceden bilgi edinilerek orada ögrencileri bilgilendirme.
14-    Yaz günleri piknik yapma.
15-    Hafta sonlari ders takviye kurslari yapma.
16-    Subat tatilinde iyi bir gezi programi hazirlamak.
17-    Gelenek örf anane ve prensipleri sevdirme.
*Temizlik adabi                             
*Yemek yeme adabi, israf etmeme, el yikama, tirnak kesme
*Anne-babaya saygi.                     
*Arkadaslarla iyi geçinmeye alistirma.             
Zeki ögrencileri TÜBITAK kurslarina, digerlerini de derslerine takviye için kurslar tertip etme.
Velilerle çocugun durumu hakkinda görüsmeler yapmak

SINIFTA 5 ZOR KISILIK VE ONLARLA BASEDEBILME

Bu yil "zor" ögrencilerin bile derslere odaklanmasini saglayabilmek için olumlu davranis yönetimini kullanin.
Her ögretmen gibi ben de bir sinifi idare etmenin ne kadar önemli bir is oldugunu biliyorum. Kendi çalisma yerim olan Avustralya"da ve dünyanin görev yaptigim çesitli yerlerinde farkli yetenege, geçmise ve mizaca sahip 25 ya da daha fazla ögrenciyi alip birlikte çalisan, haklara saygi duyan bir grup olusturmanin ne kadar zahmetli bir is oldugunu tekrar tekrar gördüm. Belirli türlerdeki ögrenci davranislari (her sinifta görülmesine karsin yine de can sikici olan) bu isi basarilmasi daha zor hale getirir. Buna ragmen siniftaki en zor kisiliklerin bile haklari ve sorumluluklari dengeleyen olumlu disiplin yöntemlerine olumlu karsilik verdigini kesfettim.
Bu yazida asagidaki kisilik türleri için ise yarayan stratejileri bulacaksiniz:
1.    Gevezeler
2.    Yapiskanlar
3.    Boykotçular
4.    Tartismacilar
5.    Somurtkanlar

1. GEVEZELER
Gözlemci oldugum bir sinifta ögretmen grup etkinliklerinden önce bir noktayi açikliyor; tam bu anda bir ögrenci digerine dönüp fisildamaya basliyor.
Ögretmen: "Lisa ve Emma, Dersi anlatmaya çalisiyorum!"
Lisa: "Ama ben konusmuyordum!"
Ögretmen: "Lisa, seni Emma ile konusurken gördüm. Ben ders anlatirken konusma. Dikkatini buraya ver."
Lisa: "Hocam yapmayin. Emma sadece bana çalismayla ilgili bir soru sordu!"
Ögretmen: "Beni dinle— Kimin ne söyledigi beni ilgilendirmez.
(Ögretmen dogal olarak sinirlenmistir; özellikle Lisa"nin ses tonundan ve el kol hareketlerinden dolayi.)
Lisa: "Ama, Emma "
Ögretmen: "Lisa!" Bu yüksek ses tonunu söyle bir ifade izler: "Bir kelime daha söylersen..." ya da azarlayici bir tonda "... biktim usandim". Her iki durumda da zarar verici bir yan vardir.

IZLENECEK STRATEJILER
•    Olumlu bir yönlendirmede ya da animsatmada bulunun ve ardindan tesekkür edin.
Istemediginiz davranisa degil istediginize odaklanin; Örnegin "Karisma" demek yerine "Teker Teker" ya da "Görgü kurallarimizi hatirlayalim" gibi. Yönlendirmeleri kisa tutun; sorun üzerinde çok fazla durmaktan kaçinin. Buna ek olarak, davranis hedefimize daha uygun bir mesaj verdiginden dolayi düzeltme yaparken bile "lütfen"e ek olarak kimi zaman "tesekkürler" sözcügünü kullanmanin daha etkili oldugunu gördüm.

•    Ses tonunuzu ve beden dilinizi seçin.
Ögrenciler tarafindan nasil duyuldugumuz büyük ölçüde bizim sözsüz davranis biçimlerimize baglidir. "Sessiz adimlarla lütfen,. Tesekkürler" ifadesini alayci bir ses tonuyla ve parmaginizi ögrencilere dogru sallayarak söyleme olumlu sözcüklerin hepsini bir çirpida yok eder. Ses tonunuzu, bakisinizi, ögrenciye yakinliginizi ve beden dilinizi sürekli kontrol altinda tutun.

•    Stratejik aralar vermeyi deneyin.
Ögretmenler dikkati çekmek ya da korumak istediklerinde duraklamalarin bilinçli kullanimi yardimci olabilir. Gerekli talimati vermeden önce kullanilan bir ara ögrencilerin size bakmasini, sizi dinlemesini ve hemen ardindan yanit vermesini saglayabilir. Ögretmen odanin diger kösesinde konusan iki ögrenciye seslendiginde "Lisa, Emma ne yapiyorsunuz?" büyük olasilikla onlar yalnizca kendi adlarinin söylendigini duyacaklar, sorunun ne oldugunu anlamayacaklardir bile. Önce ögrencilerin adlariyla (daha otoriter bir tonda) baslayip bir ara verdikten sonra yönlendirmeyle devam etmek daha iyi fikirdir.

•    Nasil yönlendireceginizi bilerek dikkati asil konunun üzerinde tutun.
Konusan ögrencilerden önlerine dönüp konustugunuz sürece dinlemelerini isteyerek dikkatimizi birincil davranis sorununa (bizim ögretme ve digerlerinin ögrenme haklarini öncelikle etkileyen davranis biçimi) vermis oluruz. Ögrenciler tartisir ya da surat asarlarsa bu davranis sirasi gelmeden konusma sorununa yönelik olmaz. Yeniden yönlendirme, ikincil konulara dikkatimizi vermek yerine kurallara, haklara veya verilen talimatlara odaklanma seklidir. Ögrencilerin görüslerine bir parça katilip (ögrencilerin duygularina deger verip) sonra çabucak asil konuya dönerek bunu yapabilirsiniz.


UYGULAMALI STRATEJILER
Ögretmen ödevi açirkarken Lisa ve Emma özel olarak konusup digerlerini rahatsiz ediyorlar. Ögretmen konusmayi keser. Kimi zaman bilinçli olarak yapilan bir duraklamanin tek basina ögrencilerin dikkatini çekmeye yettiginin farkindadir — ama bu sefer ise yaramaz. Bu yüzden o kizlardan önlerine dönüp dinlemelerini ister: "Emma . . ., Lisa . . ., lütfen önünüze dönüp dinleyin, tesekkürler." Lisa darilmis bir sekilde "ama biz sadece ödev hakkinda konusuyorduk" der. Bu noktada ögretmen söylenen seyin dogru olup olmadigiyla ilgilenmez. Konuyu baska bir yöne çevirir:
"Ders hakkinda konusuyor olabilirsiniz ama önünüze dönüp dinlemenizi istiyorum, tesekkürler. Bu anlattiklarimizi bilmeniz gerekiyor." Lisa"nin kirginligi ya da küslügü sürerken (ama sesini çikarmadan) ögretmen dikkatinizi sinifin geri kalanina verir ve konusmasina kaldigi yerden devam eder.

2. YAPISKANLAR
Bir sonraki tiplememizde küçük siniflardan birindeki kompozisyon dersinde ögrencilerin basindayiz. Halid sinifin diger yanindan seslenir.
Halid: "Ögretmenim, ögretmenim, bakar misiniz?"
Ögretmen: "Bir dakika Halid."
Halid: "Ama ögretmenim bundan sonra ne yapacagimizi bilmiyorum!"
Ögretmen: "Dinle, ayni anda hem orada hem burada olamam degil mi?"
Halid: (aglamakli bir tonda) "Ama ögretmenim. . ."
Ögretmen: "Tamam, tamam!" Ögretmen, onun her çagirisinda kendisine yardimci olmaya gidecegi gibi asilsiz bir düsünceyi kuvvetlendirerek ona yardimci olmaya gider.

IZLENECEK STRATEJILER
•    Bilinçli olarak duymamazliktan gelmeyle baslayin.
Bilinçli olarak duymamazliktan gelme, belirli davranislari gözardi etmek ve dikkatleri dersin akisi üzerinde tutmak ya da olumlu davranislari farketmek ve desteklemek amaciyla ögretmenlerin bilinçli olarak aldiklari bir karardir. Ögrenciler kisa zamanda "kurallara uyup parmak kaldiran ve bekleyen" ögrencileri ögretmenlerin dinlediklerini anlayacaklar ve kurallara uymaya çalisacaklardir.

•    El isaretleriyle basit yönlendirmeleri/animsatmalari birlestirin.
Bilinçli olarak duymamazliktan gelme ise yaramazsa ve ögrencinin davranisi diger ögrencilerin ögrenmesini ya da sizin ögretmenizi etkiliyorsa basit bir yönlendirmede bulunmayi ya da animsatmayi deneyin: "Söz almadan önce parmak kaldirin, lütfen" ya da "sinif içindeki kurallarimiz neydi?" Sözlü yönergelerinizi güçlendirmek ya da kimi zaman onlarin yerine kullanmak açisindan el isaretli çok etkili olabilir (özellikle sene basindan beri bunlari kullanmaya basladiysaniz). Örnegin, ögrencinin beklemesi gerektigini belirtmek için elinizi dur anlaminda kaldirin ya da çocuga parmak kaldirmasi gerektigini animsatmak için bir parmaginizi konusmamasi gerektigi anlaminda agzina koyup diger parmaginizi havaya kaldirabilirsiniz.

•    Ögrencilere seçenekler sunun.
Verilen ödev ögrenciye özel degilse "bana sormadan önce çevrendeki üç arkadasina sor" türünde bir yöntem oturtabilirsiniz. Ögrencileri izlenmesi gereken islemler konusunda birbirlerine yardimci olmaya, masalarinda sessizce bilgi alisverisinde bulunmaya ve ancak son çare olarak sizin yardiminizi istemeye tesvik edin.

UYGULAMALI STRATEJILER
Birinci siniflardaki bir sanat etkinligi sirasinda ögrencilerin arasinda dolasip kilden yaptiklari sekiller hakkinda konusuyorum. Siralarin birinde bir ögrenciyle konusurken diger yanimdaki birisi elbisemi çekistirme basliyor: "Ögretmenim, suna bakin, yaptigima bakin!" Bakabilirim ya da çekilmesini söyleyebilirim ama bunun yerine bilinçli olarak duymamazliktan geliyorum. En sonunda pes ediyor, parmagini kaldirip bekliyor. Böyle yapmamis olsaydi elimi kaldirip "bekliyoruz" anlamina gelen bir isaret yapar ve dikkatimi daha önce konusmakta oldugum ögrenciye tekrar verirdim. Her iki durumda da ilk ögrenciyle isimi bitirip digerine döndügümde hala sessizce bekledigini görürsem çalismasini görmeye can atar bir sekilde yanina giderim.

3. BOYKOTCULAR
Üçüncü siniftakilerin tümü harita çizme projeleri üzerinde haril haril çalisiyorlar, David disinda. O, morali bozuk bir sekilde havaya bakiyor. Ögretmeni onun bu çalismayi yapabilecegini çok iyi biliyor. Ögretmeni deli eden asil sorun da bu.
Ögretmen: "David, niçin çalismiyorsun?"
David: (iç çekerek) "Bilmiyorum"
Ögretmen: "Ödevle ilgili bir sorunun mu var?"
David: "Eveet . . . cografya sikici geliyor."
Ögretmen: "Sikici öyle mi? Bak iste bu çok kötü. Ne yazik ki orada oturup haritayi tamamlayincaya kadar caninin sikilmasina katlanman gerekiyor. . . . Bunu tamamlamanin ne kadar sürecegi beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor!"
Bu süre boyunca David önüne kapaniyor ve tartisma sürüp gidiyor.

IZLENECEK STRATEJILER
•    Ögrencilere sonuçlariyla birlikte seçenekler sunun.
Ögrenciler ödevleri agirdan aliyor ya da yapmiyorlarsa onlari dogrudan bir seçenege ya da sonuca yönlendirin. "Ödevini simdi yapmazsan onu ders disindaki bos zamanlarinda yapman gerekecektir" demek, özellikle bos zamanini satranç, kisisel çalismalari ya da bilgisayar oyunlariyla geçiriyorsa ise yarayacaktir. Kullandiginiz dil, ögrencilere davranislarinin kendi sorumluluklari altinda oldugu ve nasil davrandiklari konusunda denetime sahip olduklari mesajini verecektir.

•    Çalismaya yeniden dönmesi için süre verin.
Çalismaya yeniden dönmesi için verilen süre, ögretmenin düzeltici yönlendirmesine yanit vermesi için ögrenciye verdigi süredir. Ögrenciye bir yol önerdikten ya da bir animsatma yaptiktan sonra ögretmen sakin bir sekilde sinifta göz gezdirebilir ya da baska bir ögrenciyle ugrasmak için dönebilir. Böyle yapmakla ögrencinin yönlendirildigi sekilde davranacagini bekledigi mesajini iletir. Bu, ögrencilerin isteklere uyarken incinmemelerini saglarken ögretmenlerin de gereksiz, uzun tartismalara girmelerini önler.

•    Iliskiyi yeniden kurun.
Bir düzeltme yaptiktan ve ögrenci de buna uyduktan sonra (gönülsüzce de olsa) ders sirasinda daha sonra yanina gidip iliskinizi yeniden kurmak önemlidir. Bunu olumlu bir kaç sözcük fisildayarak ("Böyle çalistigini görmek çok güzel...") ya da sadece gülümseyip basinizi onaylayarak bile yapabilirsiniz. Bu, çocuga iliskinizin hala sorunsuz oldugu (düzeltmeyi bir kenara koyarsak) ve onun sizin gözünüzde hala iyi bir yere sahip oldugu izlenimini verir. Kisa bir tesekkür ya da onay "Çabalarini farkediyorum" anlamina gelir ve arada herhangi bir kirginligin olmadigi mesajini da verir.
UYGULAMALI STRATEJILER
David ve ögretmeni arasinda geçen konusmaya yeniden dönelim.
Ögretmen: "David . . . Ödevini simdi yapmazsan bunu teneffüste yapmak zorunda kalacaksin."
David: "Ama bu hiç adil degil." Kollarini kavusturur ve somurtur.
Ögretmen: "Belki öyle ama bu senin seçimin."
Ögretmen yürür ve David"e ise yeniden dönebilmesi için zaman verir. Ögretmenin kendisine bakmadigindan emin olduktan bir kaç dakika sonra gönülsüzce de olsa David çalismasina devam eder (aslinda ögretmeni onu yan gözüyle izleyebiliyordur). Teneffüs zili çaldiktan sonra ögretmeni onunla yeniden konusur.
Ögretmen: "Dogru karari verdigine sevindim David." O oynamaya giderken ögretmeni de aferin anlaminda koluna hafifçe vurur.

4. TARTISMACILAR
Her okulda ögretmenlerine kafa tutan, karsilik veren ve hiçbir sözün altinda kalmak isteyen ögrenciler olur. Bu tür kisilerin niçin suçsuz olduklari, yapilanin niçin adil olmadigi, ögretmenlerin niçin onlara taktiklari konusunda on ayri neden ve açiklama siralayabilirler. Asil sasirtici olan ögretmen ve ögrenci arasindaki tartismalarin çogunun asagidaki son sinif örneginde oldugu gibi ufak tefek, önemsiz konularla baslamasidir.
Ögretmen: "Jason, niçin masanda degilsin?"
Jason: "Sadece Dimi"den bir cetvel istiyordum!"
Ögretmen: "Bana bak, sakin yalan söylemeye kalkma. Cetvel istemiyordun. Seni gördüm. (Ögretmen Jason"in suratinda "seni kandiriyorum" anlamina gelen siritmayi gördügü için daha da sinirlenir.) Bu davranisindan biktip usandim!"
Jason: "Bu arada cetvel isteyip istemedigimi nereden biliyorsunuz? Dimi"ye sorabilirsiniz." (Öfkeli bir sekilde kollarini kavusturur. Tüm sinif onu izliyordur.)
Ögretmen: "Çok akilli oldugunu saniyorsun degil mi? Bak sana ne diyecegim. . ." Bu noktada, Jason agir kanli ve kizgin bir sekilde sandalyesine yaslanirken ufak bir söylev baslar. Önceki atismalardan cani sikilan ögretmen Jason"in suratinda tehditkar bir ifadeyle sandalyeye yaslanisini göze batan bir terbiyesizlik olarak yorumlar. Tartismayi sürdürüp ögrenciye meydan okur.
Teacher: "Sen ne yaptigini saniyorsun, ha?"

IZLENECEK STRATEJILER
•    Birincil davranisi ikincil davranistan ayirt edin.
Jason"in ögretmenleri onu sorunlu bir çocuk olarak anlatirken düsündükleri ikincil davranislarinin toplami (ondan daha öncelikli olan birincil davranislardan agirligi duygusal olarak daha fazla oldugundan). Ögretmenin sorusuna verilen "Evet" yaniti bile hem kulagi hem gözü rahatsiz edebilir. Konusma tonlarini, biçimlerini ya da sözcüklerini suçlamak istersek ögrencilerin ikincil davranislarina fazla tepki göstermemiz ya da onlara odaklanmamiz kaçinilmazdir. En azindan simdilik birincil davranislara odaklanin.

•    Gereksiz tartismalardan kaçinin.
Kavgaci bir ögrenciyi dogrudan kontrol edemesek de kavgalarla nasil basedebilecegimizi kontrol edebiliriz. Tepki gösteren ya da savunmaya geçen düzeltmeler, özellikle beden dili biraz saldirgansa, tartismayi uzatir ve dikkatimizi özgün konudan uzaklastirir. Ögenciler tartismalarini hiçbir zaman uysal olmayan yasitlarinin önünde sürdürebilirler. Kendinize güvenli ama nazik olun, ögrenciyi asil konuya yeniden yönlendirin ve tartisarak, kavga ederek ya da düsmanca taktiklerle ikincil davranislara esir olmayin.

•    Dersten sonra karsilikli görüsmeler planlayin.
Tartisan birinin ikincil davranislarini o an için görmemezlikten gelme sizin avantajiniza olsa da bu konuda bir sey yapmamaniz gerektigi anlamina gelmez (özellikle ögrenci bu tür davranislari aliskanlik haline getirmisse). Dersten sonra karsilikli görüsme planlayip ögrenciye ikincil davranisinin nasil gözüktügünü ya da anlasildigini ve karsilikli haklarimizi nasil etkiledigini anlatabilir (hatta gösterebilirsiniz). Dersten sonra karsilikli görüsmeler hakkinda daha fazla bilgi için Somurtkanlar bölümüne bakin.

UYGULAMALI STRATEJILER
Baska bir son sinifta Bradley"nin ödevine baslamadigini farkettim. Yanina gidip siradan bir tarzda sordum: "Bradley, henüz baslamamissin sanirim. Bir sorun mu var?" Davranislarim cana yakindi. "Evet, sey, kalemim yok, nereden bulabilirim?" yanitina "Sorun degil, benimkini ödünç alabilirsin" diye karsilik verdim (ne zaman son sinif ögrencileriyle ders yapsam yanima kursun, tükenmez kalemler, cetveller ve silgiler alirim - sorunlari önleyici bir idare tarzi). Kendi kendine bir seyler mirildanip sesini azaltip önüne bakarak "Evet, sey cetvelim yok" dedi. Ögretmen masasindaki malzeme kutusunu göstererek "benimkilerden birini ödünç alabilirsin" yanitini verdim. "Sey, benim kagidim da yok" derken sesi oldukça sinirli bir tona bürünmüstü. Zavalli çocuk! Oyununu bozuyordum. Alayci olmaya çok müsaittim ama "Masamda kagit da var" yanitini verdim. "Daha sonra gelip nasil gittigine bakarim" diye de ekledim. Bu son yardimsever açiklamadan sonra eminim içinden küfretmistir. Ben uzaklasirken ihtiyaci olan seyleri almak üzere ögretmen masasina dogru gittigini gördüm. Daha sonra ders sirasinda homurtulari konusunda kendisini kontrol edebildigi için onu takdir ettim. Terbiyeli olmak zor istir.

5. SOMURTKANLAR
Veronica çok sevilen, parlak bir besinci sinif ögrencisi. Ödevlerini yapmasi konusunda bir sorunu olmasa da ögretmeni onun davranis sorunlari oldugundan yakiniyor. O sinifla yaptigim ilk dersimde Veronica"nin ders sirasinda sürekli gezindigini ve diger ögrencilerle sohbet ettigini farkettim. Bilinçli olarak bir süre bunu görmezden geldim ama sonralari onu kendi masasina dönmesi konusunda uyardim. Gözleri tavana bakarak, islik gibi bir sesle "Sadece Michelle"den silgi aliyordum" dedi. Bu sirada çikardigi "cik cik" sesleri ve baska yöne çevirdigi gözleriyle somurtkan karsiligi tamamlanir (en sik görülen ikincil davranis). Hemen hemen onu her düzeltisimde, basit animsatmalar bile olsa, bu durum tekrar ederdi. Sinifta bu tür davranislarin çogunu yönlendirip gerginligi azaltmaya çalistim ama en sonunda baska bir seyler yapilmasi gerektigine karar verdim.

IZLENECEK STRATEJILER
•    Gerekiyorsa okuldan sonra bir sohbet ayarlayin.
Bu tür kisa konusmalar (etik açidan kapi açik olarak) ögrencilerin davranislari açisindan ders sirasinda neler oldugunu aydinlatmanizi saglamak için çok uygundur. Ögrencilere, aliskanlik haline gelmis ikincil davranislarinin sinif haklari ve sorumluluklarina göre kabul edilemez oldugunu anlatmamiz çok önemlidir. Bu tör sohbetlerin yilin baslarinda yapilmaya baslamasi ikna edici olmasi bakimindan oldukça etkili olur (yilanin basinin küçükken ezilmesi yaklasimi). Böylece ögrenciler ögretmenin her zaman belirli davranislari dersten sonra takip edecegi mesajini almis olurlar.

•    Davetinizin zamanlamasini iyi yapin.
Ögretmenler ögrencileriyle dersten sonra konusmak isterlerse teneffüs zili çalmadan hemen önce kalmalarini istemek daha iyi olabilir. Böylece, "Niçin?", "Neden Ben?" ya da "Ne Yaptim?" gibi gereksiz tartismalari önlemis olursunuz.

•    Olumlu mesajlar vermeye çalisin.
Ikazlarimizin, düzeltmelerimizin ve gerilmis iliskilerin onariminin süren bir iliskili sayesinde mümkün olabilecegini unutmayalim. Olumlu bir ses tonuyla ve arkadasça konusun, parmaginizi sallamak gibi tehdit edici beden dilinden kaçinin. Söylev çekmektense karsilikli konusmak daha iyidir.

•    Sorunlu davranisi yansitmayi önerin.
Birçok ögrenci ikincil davranisinin nasil gözüktügünün farkinda degildir. Onlar olaylari bizim gözlerimizle göremezler. Ögretmenler çogu zaman bu tür davranislari kaba ve otoritelerini sarsici bir davranis olarak görürler. Bizim deger yargilarimiza göre kaba olan sey aslinda zayif sosyal beceriler, kötü aliskanliklar, ögrencinin dikkat çekme istegi ya da sinif ortaminda gücünü gösterme arayisindan ibarettir.
Davranislarinda neler gördügümüzü yansitip duygularimizi açiklayabilirsek ve saygi ya da adil muamele görmeleri için onlari sinif kurallarina uymaya davet edersek en azindan kabaliktan ne anladigimizi ve böyle davranislarin iliskileri nasil zedeledigini açiklamis oluruz.

UYGULAMALI STRATEJILER
Teneffüs zilinden hemen önce Veronica"ya dersten sonra birkaç dakika kalmasini söyledim. Incinmis bir tonda "Niçin?" diye sordu. Bunu duymazdan gelip sinifi disari çikardim. Sinif disari çikarken Veronica ellerini kavusturup duvara yaslandi. Veronica"ya biraz önce derste bir sorun olup olmadigini sordum.
Veronica: (gözleri yere bakarak bastirmaya çalistigi bir somurtkanlikla) "Hayir."
Ögretmen: "Dersten sonra kalmani istedigim için belki de kizginsin ya da moralin bozuk, öyle mi?"
Veronica: "Evet. Kötü ne yaptim?"
Ögretmen: "Masani dönmeni söyledigim zamani hatirliyor musun? Ne yaptigini ve ne söyledigini animsiyor musun?" Bu noktada Veronica önemsiz bir bakis firlatti.
Ögretmen: "Ne dedigini sana göstermemi ister misin?"
Veronica: "Efendim?"
Ögretmen: "Dur sana göstereyim."
Bu noktada onun sabahki durusunu, el kol hareketlerini ve ses tonunu basini sallayisiyla ve kaba bakisiyla yansitmaya çalistim. Kisa bir gösterimden sonra gülümseyerek solümü tamamladim. Veronica gönülsüzce gülümseyerek savunmaya geçti: "Bunu her zaman yapmiyorum". "Evet her zaman degil" diyerek sürdürdüm "ama bu davranislari çok sik yapiyorsun. Ben sana bu sekilde davranmiyorum Veronica. Bu sekilde konustugunda ses tonundan ve söyleyis seklinden dolayi saygizlik haline geliyor".
Veronica: "Sey, bunu yapmak istememistim."
Ögretmen: "Olabilir, sen bunu kasdetmemis olabilirsin ama senin ne söyledigin ve nasil anlasildigi bu."
Bu durumda ögrencilerden bazilari gelisigüzel bir özür ifade ederler. "Gerçekten üzgün hissetmiyorsun, degil mi?" türünde bir yanit vermekten kaçinin. Saygi konusundaki okul kurallarini animsatip özrü kabul edin.

Kaynak: Bu yazi Bill Rogers"in teacher.scholastic.com"daki yazisindan uyarlanmistir. Bill Rogers, Avustralya kökenli olan ve dünyada davranis yönetimi, stres ve ögretmenlik konularinda dersler veren bir egitim danismanidir.

SINIF SAATINDE YAPILABILECEK FAALIYETLER


    Zaman zaman ve özellikle habersizce
çektiginiz sinif ile ilgili fotograflari sinif saatinde panoya asmak ilgi çekici bir faaliyet olabilir.

    Sehirde bilinen kisiler(sanatçi ,futbolcu,
yabanci ,dekan, rektör ,profesör,...) sinifa misafir olarak davet edilebilir.

    ‘Sevgili Ögretmenim...’mektuplari yazdirilabilir.Okulda
ilgilerini çektikleri seyleri, kizdiklari hoslanmadiklari seyleri, istedikleri seyleri hep yazacaklar.
Özellikle su sorulara cevap istenebilir ama israrla bundan amaç size saldirmak degil, ögrenime yardimci olacak unsurlarin sayisini arttirmak oldugu anlatilmalidir.

    Sinifta ögrenmeye etki eden olumlu
seyler nelerdir?
    Sinifta ögrenmeyi zorlastiran seyler
nelerdir?
    Ögrenmenize yardimci olacak neler
yapiyorum?
    Ögrenmenizi zorlastiran neler yapiyorum?

    Sinif
velileri gecesi düzenlenebilir. Gecede sinifa standlar koyularak panolara resimler ögrencilerin yaptiklar enteresan çalismalar sergilenip videodan yaptiginiz çekimler ve imkan varsa velilerin resimleri ve bilgilerinin bulundugu prezentasyon gösterilebilir.

    Beraberce sinif
piknikleri...

    Mehmet Akif vb: Meshurlarin tanitilmasi için özel
programlar hazirlama.Yas günlerini kutlama.

    Ögretmenlerin
idarecilerin yas günlerini kutlama.Aramizda para toplayip çiçek alalim sonrada müdürümüze bir sürpriz yapalim.

    Mathrap, Fizrap, Matematik dansi
fizik dansi vs...?? yani sarkilari biyolojilestirme.. Bir denemek lazim belki olabilir.

    Güzel filmler oldugunda sinemaya gitme...


    Idareden bahçede sinif bahçesi yapilabilecek alan istenerek
beraberce bir seyler ekme, sinif agaçlari dikme... (düsünün ... yillarca anisi olacak okulda.. ziyaret ettiginde .. benim ektigim agaç.. diyecek.. daha neler neler...

    Sinif Web sayfasi hazirlama...


    Okula getirilen
internet, newsweek gibi dergilerin taranmasi ilginç haber, teknolojik yeniliklerin bir ögrencinin sorumlulugunda takip edilmesi veya her hafta bu vazifenin farkli ögrencilere verilip sinifa anlattirilmasi.

    Yatili
okullarda aksamlari yapilan siniflar arasi yarismalara hazirlik... (Plaj topuyla voleybol, Çuval, Ip çekme, En güzel karikatür yarismasi, Kagit Uçak ,

    Pozitif sinif ortami hazirlamak:


    Ögrencilere
evlerinden Çiçekler getirtilebilir.

    Güzel duvar resimleriyle estetik
saglanabilir.

    Hep beraber aylik temizlik
yapilabilir

    Örnek SINIF SAATI plani :

Plan hakkinda bilgi verme ............5 dak.
Dert dinleme .................................5 Dak.
Haberler.........................................5 Dak.
Teknoloji Haberleri.......................5 Dak.
Pozitif sinif ortami isleri...............15 dak.
Haftalik temizlik............................5 dak.

SINIF IÇINDE ÖGRETMEN DAVRANISLARI

(Ögretmen Dünyasi Yil: 20, Ekim 1999, Sayi:238, ss: 32-35) de yayinlanmistir.
Hasan DEMIRTAS*
Sinif, ögretmenler ve ögrencilerin egitsel amaçlara ulasmak için sahip olduklari bilgi ve yasantilari paylastiklari, yapilandirilmis ortamlardir. Ögretmenlerin sinif içinde sergileyecekleri davranislarin egitsel amaçlara ulasma düzeyi üzerindeki etkileri büyüktür. Bu çalismada, ögretmenlerin sinif içindeki davranislari ve bu davranislarin egitim-ögretim sürecine etkileri açiklanmaya çalisilmistir.
GIRIS
Egitim kurumunun, ögretme ögrenme iliskisinde olusturdugu ile egitim meslegi ögretmenliktir. Ögretmenler ögrencilerine istenilen davranislari ögretmede ve ögrenilen davranislari pekistirmede egitimin ilk sorumlusu olmuslardir. (Basaran, 1994:76). Ögretmen ögrenmeyi kilavuzlayan ve saglayan kisidir. Ögrenme ögrencinin kendisi tarafindan elde edilen bir sonuçtur ve ögrenme yasantilari sonucunda meydana gelir. Ögretmenin görevi çesitli ögretim yöntem ve tekniklerinden yararlanarak ögrenme yasantilari düzenlemek ve istendik davranislarin ögrenci tarafindan kazanilip kazanilmadigi degerlendirmektir (Fidan, Erden, 1994:76).
Ögrenmenin büyük ölçüde gerçeklestigi yer okul ve ögrenci-ögretmen etkilesiminin gerçeklestigi en önemli yer olan siniftir. Sinif ögrenciler ve ögretmenlerin egitsel amaçlara ulasabilmek için, kendilerinde varolan ve çesitli iletisim araçlariyla sagladiklari bilgi ve yasantilari uygun bir düzenlenisle paylastiklari ortamdir (Basar, 1994:67).
Ögrenme-ögretme ortaminda bir çok degisken yer almaktadir. Bu degiskenler; ögretmen, ögrenci, okul, program, egitim ortami, egitim yönetimi, aile ve çevre olarak siralanabilir. Bu degiskenlerden en önemlisi ve en kritik olani ögretmendir. Çünkü etkili bir sinif yönetimi için gerekli olan egitim süreçlerinin düzenlenmesinden ve yürütülmesinden ögretmen sorumludur. Ögrenme ve ögretme ortaminda basari ve erisiyi etkileyen sinif içindeki davranislardir, sinifin etkili yönetimidir (Aydin, 1998:17, Sönmez 1994:108).
Uluslarin, ulusal gelirlerinin önemli bir kismini egitime ayirdiklari bilinen bir gerçektir. Egitime ayrilan kaynaklarin istenilen amaçlara ulasmadaki rolü önemli ölçüde ögretmene baglidir. Baska bir ifadeyle egitime yapilan yatirimlarin anlam kazanmasi, degerlendirilmesi okullarda siniflarda olup bitenlere, dolayisiyla ögretmene baglidir.
Ögrenme, ögretme ortamlarinda esgüdümün saglanmasi bir gerekliliktir. Esgüdümün saglanmasi gereken süreç genelde ögretim, özelde ögretme sürecidir. Ögrenci gelisimini amaçlayan ve ögrenmenin baslatilmasi, sürdürülmesi ve gerçeklestirilmesi için düzenlenen planli etkinliklerden olusan bir süreç olarak tanimlanabilen ögretimin uygulayicisi ögretmendir. Egitimin amaçlarinin gerçeklesmesi ögretme ortaminda gerçeklestirdiklerine baglidir (Açikgöz, 1992:1). Bu nedenle ögretmenin sinif içindeki davranislari önem kazanmaktadir.
Bu çalismada ögretmenin okuldaki rolleri ve sinif içinde sergilemek durumunda oldugu davranislara iliskin ipuçlari önermek amaçlanmistir.
Okulda Ve Sinifta Ögretmen
Ögretmenin okuldaki rolleri egitimdeki degismelere ve gelismelere paralel olarak geleneksel alandan çagcil alana dogru gelismektedir. Ögretmenin okuldaki geleneksel rollerine baktigimizda en önemli rolün “bilgi yayicilik” oldugunu görmekteyiz. Okuldaki diger rolleri disiplincilik, yargiçlik ve sirdasliktir (Erdem, 1998,154).
Bu geleneksel diye nitelenebilecek roller egitimdeki degisikliklerle, beraber degismek durumundadir. Ögretmenler, bilgi tasiyici ve aktarici degil, bilgi kaynaklarina giden yollari gösterici, kolaylastirici birer egitim, lideri olmalidirlar (Basar, 1994:12). Ögretmenin bilgi yayiciliktan çok “ögrenmeyi ögretmek” rolünü oynamasi, bunun için de ögrenmeyi ögretmede yeterli olmasi gerekmektedir (Erdem, 1998:156).
Ögretmenin okuldaki bu rollerinin yaninda sinif içindeki davranislari, sinif yönetimindeki yeri ve önemi üzerinde durulmasi gereken önemli bir boyuttur.
Sinif yönetimi, etkili bir egitim ve iletisim örüntüsü gerçeklestirmek amacina dönük etkinlikleri tanimlar (Aydin, 1998:17) Ögretmen sinifin iliski düzeninin kurulmasi ve düzeltilip gelistirilmesinde yol gösterici bir liderdir, sinif ikliminin yaraticisidir. O, siniftaki yasamin her ögesini ve anini egitsel amaçlar yönünde planli biçimde kullanabilmeli, sinif bir tiyatro, ögretmende yönetmen olmalidir (Basar, 1994:62).
Ögrenme-ögretme ortamlarinda, siniflarda ögretmen ögrenci iliskilerin niteligi basariyi ve erisiyi etkileyen iliskilerdir. Bu nedenle iyi düzenlenmeleri gerekir. Ögrenci-ögretmen iliskisi birincil bir iliski türüdür. Bundan dolayi birebir ve insancil yaklasim biçimi olan “ben-sen” iliskisidir. “Ben-sen” iliskisi “ben-o” veya “ben-sey” seklinde tanimlanan iletisim patalojilerinden uzaktir (Aydin, 1998:18).
Ögretmen sinif ortaminda saglikli bir ögrenci-ögretmen iliski, kurabilmek için iyi bir iletisim ortami ve sicak bir sinif iklimi, olusturmali, Gordon (1993:39-41), tarafindan siralanan ve kabul edilmezligin dili olarak nitelenen iletisim engellerinden kaçinmalidir. Bu iletisim engelleri (1) emir vermek, yönlendirmek, (2) uyarmak, gözdagi vermek, (3) ahlak dersi vermek, (4) ögüt vermek, çözüm ve öneri getirmek, (5) ögretmek, nutuk çekmek, mantikli düsünceler önermek, (6) yargilamak, elestirmek, suçlamak, (7) ad takmak alay etmek, (8) yorumlamak, analiz etmek, tani koymak, (9) övmek, ayni düsüncede olmak, degerlendirme yapmak, (10) güven vermek, desteklemek, avutmak, duygularini paylasmak, (11) soru sormak, sinamak, sorguya çekmek, çapraz sorgulamak, (12) sözünden dönmek, oyalamak, sakaci davranmak, konuyu saptirmaktir.
Ögrenme-ögretme sürecinin basarisini etkileyen bir baska boyut da ögretmenin, ögrencilerin sinif içindeki tüm etkinliklere katilimini saglayip, saglayamamasidir. Ögrencilerin katilimin saglandigi bir sinif ortaminda basariya ulasilmamasi düsünülemez. Bu nedenle ögretmen ögrencilerin katilimin saglamalidir. Anderson (1991:79-82), ögrenci katilimi ve basarida ögretmen etkililigi için su önerilerde bulunmaktadir.
1.    Ögretmenler basari için ölçütler koymali, bunlari ögrencilere isletmeli ve ögrencileri her türlü yasanti ile karsilastirmalidir.
2.    Ögrenmenin gerektirdigi çabayi harcayan ve dikkat eden ögrenciler pekistirilmelidir.
3. Ögrencilerin ögrenme stratejileri gelistirmelerine yardim edilmelidir.
4.    Ögretmenler sinifta etkileme gücünü ellerinde bulunduran durumlar yaratmalidirlar.
5.    Ders sunumu boyunca ögretmenler ögrencilerin dikkatini ve katilimin saglayan teknikler kullanmalidirlar.
6. Ödev esnasinda, ögretmenler, ögrencilerin arasinda dolasmali, onlarin isine yardimci olmalidir.
7.    Ögretmenler, jestler, gülümseyen gözler, sürekli dikkat etme gibi sözlü ve sözsüz araçlarla ögrencilere olan ilgisini onlara hissettirmelidir.
Sinif ortaminda basariyi etkileyen bir baska boyut, ögretmenin etkili ögretme becerilerine sahip olup olmadigidir. Etkili ögretme becerilerine sahip bir ögretmenin ögrenmeyi gerçeklestirmesi daha kolay olacaktir. Ryan ve Cooper (1980) tarafindan önerilen etkili ögretme becerileri sunlardir (Açikgöz, 1998:97).
1. Her biri farkli bir tür düsünme süreci gelistiren farkli tip sorular sorma yetenegi.
2. Belli tip ögrenci davranislarini pekistirme yetenegi.
3. Ögretim ortamini, ögrenci katilimini saglayacak biçimde çesitlendirme yetenegi.
4. Ögrencilerin, neye dikkat ettigini tanima ve bunu dersi yönlendirmede kullanma yetenegi.
5. Teknolojiden yararlanma yetenegi.
6. Ögretim malzemesinin uygunlugunu degerlendirme yetenegi.
7. Bir dersin ya da ünitenin hedeflerinin ögrenci davranislariyla tanimlamasi.
8. Ögrenme ile ögrenci yasantisini iliskili kilma yetenegi.
Yukarida siralanan ögretme becerilerine sahip bir ögretmenin, ögretme-ögrenme ortaminin en önemli degiskeni oldugunun bilincinde olarak sinifta sergileyecegi davranislari iyi seçmesi gerekir. Bu davranislar etkili davranislar olmak durumundadir.
Ögretmen, egitim ortaminda nasil davranmali ve neler yapmali ki ögrenci istendik, davranislari göstersin? sorusuna yanit olarak etkili ögretmen özellikleri ve davranislari söyle siralanabilir (Balci, 1993:39-40, Karagöz vd. 1998:21-22, Sönmez, 1994: 109-113, Ugurol, 1998:340).
1.    Ögretmen, dönüt düzeltme, ipucu ve pekistireci ilkelere uygun olarak kullanilmalidir.
2. Sinif, iyi organize etmeli, ögrenci katilimini saglamalidir.
3. Ögrencilerle sürekli göz iletisimi kurmalidir.
4. Basariyi vurgulamali ve tüm ögrencilerin basarisini beklemelidir.
5. Her dersin ve ünitenin sonunda degerlendirme yapmalidir.
6. Ögretmen gereksiz el, kol, jest, mimik ve vücut hareketleri yapmamalidir.
7. Ögretmen sorulari tüm sinifa sormalidir.
8. Ögretmen ana dilini çok iyi bilmeli ve kullanmalidir.
9.    Ögrencilerin bir konuyu basardiklarindan-ögrendiklerinden emin olmadan bir sonraki konuya geçmemelidir.
10. Ögretmen ses tonunu iyi kullanmalidir.
11. Açik ve anlasilir yönergeler sunmalidir.
12. Dersi, ilgili davranissal hedeflere eristirecek biçimde planlamalidir.
13. Ögretmen derse hazirlanarak girmelidir.
14.    Ögretmen sinifta belli bir yere çakilip kalmamali, ayni yerde gidip gelmemeli, kendini ögrencilere göre ayarlamalidir.
15.    Ögretmen her türlü ödevi ve sinav kagitlarini degerlendirdikten sonra, ögrencilere dagitmali, onlarin itirazlarini hiç kizmadan dinlemeli, hata yapmisa kabul etmeli, özür dilemelidir.
16. Ögretmen sinav, ödev gün ve saatlerini ögrencilerle birlikte belirlemelidir.
17. Siniftaki bütün bireyler ve gruplarla etkilesim kurmalidir.
18. Ögretmen sinifta demokratik bir ortam yaratmalidir.
19. Derslerini amaçli ve düzenli biçimde sürdürmelidir.
20. Ögrencilere uygun geri bildirimde bulunmalidir.
21. Olumlu davranislari pekistirmeli, olumsuzlari kontrol etmelidir.
22.    Ögretmen ise kosulan ögretme strateji, yöntem ve tekniklerini kullanirken ilkelere uymali, sinifini ona göre düzenlemelidir.
23. Ögretmen, ögrenme-ögretme araç ve gereçlerini etkili biçimde kullanmalidir.
24.    Ögretmen, konulari basitten karmasiga, kolaydan zora, somuttan soyuta, birbirinin önkosulu olus özelliklerine, yakin çevre ve zamandan uzaga dogru islemelidir.
25.    Ögretmen, özellikle okul öncesi ve ilkögretimden, egitsel oyunlara hemen hemen her egitim durumunda yer sermelidir.
26. Ögretmen ögrencilerine onlari sevdigini yeri gelince belirtmelidir.
27. Ögretmen derse zamaninda girip çikmalidir.
28.    Ögretmen ögrencilerini tanimali, onlara adlariyla seslenmelidir. Sinifta ise, “sevgili çocuklar, sevgili gençler, arkadaslar” gibi duygusal yünü olan sözcüklerle seslenmelidir.
29. Ögretmen, velilerle her ay toplanti yapmali, onlari bilgilendirmelidir.
30.    Ögrencilerden her dönem ya da yil sonunda kendisini elestirmelerini istenmelidir.
31. Ögrencilerden gelen dönütlere duyarli olmali, bunlardan yararlanmalidir.
32. Ögretmen sinifta bir orkestra sefi gibi davranmalidir.
33. Ögretmen sinifta yanlis yapmak korkusundan uzak, rahat bir ögrenme ve iletisim

DEMOKRATIK ÖGRETMEN DAVRANISLARI
AKIF COSKUN
SUNUS
Bu kita pçikla bir küçük yolculuk yapalim, aynayi kendimize tutalim istedik. Ögretmenlik sürecindeki davranislarimiza, degerlerimize, deneyimlerimize; farkinda oldugumuz veya olmadigimiz duygularimiza, dilimize ve bütün bunlarin etkisi altinda yasamini kurgulamay a çalisan ögrencilerimizdeki yansimalara dogru bir yolculuk...
Bu yolculuk çogunlukla size tanidik gelebilir. Amacimiz ortak bir motivasyon yaratarak yollarimizi kesistirmek, örgütlü davranma gelenegimizi güçlendirmek.
Hepimiz geleneksel, ezberci, otoriter ve baskici egitim anlayisi ve uygulamalarinin yerine; bireyin özgür, çok yönlü ve yeteneklerine uygun gelisimini saglayan bir anlayisi savunuyoruz. Ancak bu geleneksel kaliplar öyle kolayca asilamiyor. En yakin örnek olarak kendi deger ve davranislarimizd a ki degisim sürecini izledigimizde bunun ne kadar zor oldugunu görüyoruz. Hatta bizler istemesek de geleneksel davranis rollerini üstleniyoruz ve ya üstlenmek zorunda kaliyoruz. Bu kaliplarin kirilmasi ve olumlu degisim ise öncelikle örgütlü bir durusun ya r atilmasi ile mümkün olacaktir.
Ögretmen davranislarina yönelik olarak hazirlanan bu çalisma ile ögretmenlerin egitim sistemi içindeki yerlerinin görülmesi ve bu önemli yeri daha etkili kullanabilme amaçlanmistir.
Kitapçigin ilk bölümünde ögretmen tanimi ve ögretmen davranislarina etki eden çesitli faktörler ele alinarak davranislarin olusumunda açiklik getirilmeye çalisilmistir. Gelisen egitim anlayislariyla birlikte ögretenlik mesleginin de gelisim içinde olmasina vurgu yapilarak etkili ve nitelikli ögret m enin özelliklerinin neler olabilecegi tartismaya açilmistir.
Çalismanin devaminda ögretmenlik uygulama alani olan okullar ve siniflara dogru inilmistir. Burada yapilmak istenen “yeni” ögretmene ait düsüncelerin, pratikteki yansimalarina yönelik somut önermeler üretmektir. Okulun demokratik bir iliskiye büründürülmesi aktif ve renkli bir ortam haline getirilmesinde ögretmenin üzerine düsen görevlerin neler olabilecegi siralanmistir. Bunun ardindan ise, sinif içinde ögretmen davranis ve etkinliklerine yöneli k genel açiklamalar ile özellikle yeni yöntem arayislarina yer verilmistir. Karsilasilan sorunlarin önerilen çerçevede daha azalacagi siniflarda ögrenci ve ögretmenlerin mutlu ve basarili bir süreç içerisinde olabilecekleri düsünülmüstür.
Elbe tte bu çalismaya sonuçlanmis olarak yaklasmamak gerektigi vurgusu yeniden yapilmalidir. Çünkü, okuyucularin da dikkat edecegi gibi sunulanlar belirli bir sinirlilikta ele alinmistir. Sizlerin de benzer konularda kendinize özgü ve sorunlari çözücü yaklasimlarinizin oldugu kesindir. Farkliliklarin görülmesi ve yararlanilmasi ancak bunlarin ortaya konulmasi ile mümkündür. O nedenle, okuyucularin çalismaya yönelik elestirel yaklasimlarini iletmeleri önemlidir. Böylece hem ögretmen davranislarina yönelik ortak v e genis bir alan çalismasinin yaratilmasi basarilmis olacak hem de konuyla baglantili olarak karsilasilan sorunlarin çözümünde adim atilacaktir.
ÖGRETMENIN EGITIMDEKI YERI
Ögretmenler egitim sisteminin önemli bir parçasini olustururlar. Egitim sisteminde meydana gelen degisimlere ragmen ögretmenlerin sistem içindeki vazgeçilmezligi yerini korumaktadir. Bugün yetersiz programlara, araç-gereç yokluguna, fiziksel olanaksizliklara ragmen egitim sürdürülebilir. Ama ögretmensiz isleyen bir egitimin düsünülmesi mümkün degildir.
Bunun yanisira gelisen teknolojik gelismelerin egitimde yogun olarak kullanilmaya baslanmasi da egitimin amaçlarinin gerçeklesmesinde ögretmenin rolünü azaltmamistir. Çünkü egitim sadece kuru bilgi aktarimi degildir. Aksine egitim insanlar arasi sicak iliskiyle sekillenen, yasanip-denenerek edinilen bilgilenme ve davranissal degisimdir. Bu anlamda ögretmenler programlarin yasamsallasmasinin an a htaridirlar.
Ögretmenler, ögrencilerin özgürlesmesi, demokrasi bilinci kazanmasi, yaratici üretken bireyler olabilmesi ve kendilerini ifade edebilmesi gibi sosyal alana ait konularda da önemli bir islevsellik üstlenirler, üstlenmelidirler.
Ögretmenin egitim sistemi içindeki yerinin önemi, bu meslegin herkes tarafindan yapilamayacagini da ortaya koyar. Egitimin çesitli fonksiyonlarini yerine getirmesi için nitelikli bir ögretim kadrosuna gereksinim vardir. O nedenle ögretmenlige gereken deger verilmeli, ög r etmen olacaklarin seçilmelerine, yetistirilmelerine ve doyumlarini saglamaya dönük saglikli uygulamalar yasama geçirilmelidir. Ögretmenlerin geliskinliklerine ve onlarin görevlerini isteyerek yapmalarina olanak saglayan kosullarla, toplumsal gelisim arasindaki denge gözardi edilmemelidir.
Peki, yapilan is açisindan önemle üzerinde durulan ögretmenlik ve ögretmen nedir? Ögretmenlik Milli Egitim Temel Kanunu"nun 43. maddesinde ".. devletin egitim-ögretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini içeren özel bir ihtisas meslegidir" seklinde yer alirken (MEB 1993 s.13), Avrupa Konseyi"nin 1983"de yayimladigi bir raporda ise ögretmen, "çesitli kaynaklari anlamli bir egitim ve ögretim yasantisina dönüstüren kisi" olarak tanimlanmistir.
Bizce de ögretmen, ögretme-ögrenme iliskisi açisindan geliskin, ögrencilerin yetenekleri dogrultusunda gelisimlerine aktif olarak katilan ve ögrencilerin bagimsizlasmalarina olumlu etkide bulunurken, ayni zamanda toplumun demokratiklesmesine katki sunan kisidir.
ÖGRETMEN DAVRANISLARINI ETKILEYEN NEDENLER
Ögretmen davranislarinin nedenlerini açiklayabilmek için çesitli arastirmalar yapilmistir. Yapilan arastirmalar bu davranislar üzerinde birçok faktörün etkili oldugunu ortaya koymustur. Ögretmen davranislarina etki eden faktörleri söyle bir semayla göstermek olasidir:
Ülke açisindan
-Ülkenin sosyo-ekonomik, kültürel yapisi
-Egitime verilen önem, ayrilan pay
-Resmi ideoloji
Ögretmenin yasam deneyimi açisindan Ögretmen yetistirme açisindan:

Çalisilan okulun özellikleri açisindan



Ögretmenleri ve onlarin okulda-sinifta sergiledikleri davranislari elbette ki yukaridaki semada açiklanan faktörlerden ayri düsünemeyiz. O nedenle ögretmeni etkileyen tüm basamaklar üzerinde dönüstürücü bir örgütsel mücadelenin yürütülmesi gerek mektedir.
Ancak bir yandan genel mücadele sürdürülür ken diger yandan da yaptigimiz isi nasil gerçeklestirdigimiz üzerinde durmak ve geliskin birer ögretmen olabilmek sorunun odak noktasi olmalidir. Kitapçigimizin konusu olan ögretmen davranislarinin incelenmesi ve olumsuz davranislara elestirel yaklasimimi z , sistemi gözardi ettigimiz yanilsamasini dogurmamalidir.
NITELIKLI VE ETKILI ÖGRETMEN
Ögrencilerin egitsel amaçlara uygun bir sekilde yetismelerinde ögretmenlerin önemli rolü bulunur. Egitimin verimli gerçeklesmesini ögretmen niteligi ve etkililiginden ayirmak mümkün degildir. Bu nedenle ögretmenlerin nitelikli olmalari beklenir. Ögretmenlerin görevlerini en iyi sekilde yerine getirip getiremediklerinin önemli göstergeleri ögrencilerdir. Ögrencinin sinif a girisi ile ayrilisi arasindaki olumlu fark ögretmen katkisinin ortaya konmasini saglar. (Bu arada çalisma ortami, çalisilan bölgenin özellikleri, sinif mevcutlari gibi faktörlerin ögretmen performansina etki ettigi unutulmamalidir.)
Ögretmenin okuldaki çalismalarinda daha etkin olmasi ve ögrencileriyle saglikli bir egitim-ögretim gerçeklestirebilmesi onun yeterlilik düzeyi ve kisilik özellikleriyle baglantilidir. Ögretmenin tek basina iyi niyetli bir çaba içinde olmasi nitelikli bir egitim süreci açisind a n yeterli olamaz. Ögretmenin alaninda bilgili olmasi, genel kültür ve mesleki açidan yetismis ve sürekli gelisime açik olmasi gerekmektedir. Ögretmen kisisel özellikler açisindan verimlilige olumlu etki yaratacak düzeyde bulunmalidir. Ögretmenin sahip olm a si gereken kisisel nitelikler; samimiyet, sabir, sevecenlik, demokratiklik ve hosgörü olmalidir.
Ancak bu sekilde ögrencileri ögrenme sürecinin aktif birer parçasi yapmak ve çok yönlü gelisimlerini saglamak olanakli olur.
Oysa bugün ülkemizde ögretmen niteligi konusunda oldukça fazla sikinti bulunmaktadir. Yapilan arastirmalar ögretmenlerin derslerde gösterilmesi gereken davranislar konusunda yeterli bilgilerinin bulunmadigini ortaya koymaktadir (Nas, 1991, s.366). Ögrencilerin okullarda karsilastiklari ut a nç verici durumlar, asagilanmalari, düzeysiz iliskiler, sikintili dersler, köreltilen yetenekler, okuldan soguma... ögretmenin tutum ve davranislariyla baglantili düsünülebilecek konulardir.
"Nitelikli ve etkili ögretmen" konusunda elbette ki tek tek bireyleri ele almak fazlasiyla anlamli degildir. Ögretmen olarak yetistirilecek kisilerin seçiminden, yetistirilmelerine ve gelismelerine olanak saglanmasina kadar uzanan bir "ögretmen yetistirme sürecinin" irdelenmesi, ögretmen doyumunu saglayacak ortamin yar a tilmasi "nitelikli ögretmen" konusunda ele alinmasi gerekli noktalardir.
Özetle, nitelikli ve etkili ögretmen, gerek ögretmen yetistiren kurumlarin gelistirilmesi ve gerekse bireyin kendisini sürekli yenileme istegi ve çabasi ile birleserek ortaya çikacaktir.
Günümüz kosullarinda egitimden beklentiler ve ögrenci gereksinimlerine yanit verme açisindan nitelikli ve etkili ögretmenin özellikleri asagidaki sekilde siralanabilir:
- Istenilen kisilik özellikleri açisindan geliskin,
- Ekonomik, sosyal ve çevre so runlarina duyarli,
- Alan bilgisi ve mesleki açidan yetkin,
- Kültürel açidan gelismis,
- Gelismeye açik ve kendini yenileyen,
- Ögrencinin yetismesine sinif içi ve disi etkinlikleriyle çaba harcayan,
- Iletisim yöntemlerini saglikli uygulayan,
- Ögrencileri çok yönlü taniyip ögrenme sürecine katan,
- Bireyin gelisme potansiyelini kabul eden.
OKULDA ÖGRETMEN
Okullar egitim sisteminin temelini olustururlar. Çok yönlü islevi olan, sadece okul girdileriyle kalmayip, aile ve çevreyi de etkileyen okullarin çesitli misyonlari vardir. Egitim sisteminin yönetim kademelerinde olusturulan program ve alinan kararlar okullarda yasama geçer. Okulun islevsizligi veya demokratik olmayan yapilanmasi bu birimin tüm parçal a rini (ögretmen, yardimci hizmetler, ögrenci.) olumsuz olarak etkiler. Egitim beklentilerinin gerçeklesmemesine yol açar.
Oysa, okullarin toplum yasaminin gelismesi açisindan önemli bir yeri bulunmaktadir.
Ancak okullarin farkli nedenlerden kaynaklanan islevini yerine getirememe ve deger yitimine ugrama riski ile karsi karsiya olduklari açiktir. Okullari canlandiracak yatirimlarin yapilmamasi, okul "lideri" olmasi gereken yöneticilerin yetersizlikleri ve siyasal tercihlerle atanmalari, yetersiz kisilerin ögretmen olmasi, okulun ticarethaneye dönüsmesi, çevre baginin kopmasi... gibi sorunlar hem ögrencileri yipratmakta hem de okula güvensizlik dogurmaktadir. Öyle ki "1990"li yillarda Ingiltere"de 5 bin aile, ABD"de 1,5 milyon aile sistemden daha iyisini kendi l erinin gerçeklestireceklerine inandiklarindan çocuklarini okula göndermeyip evde egitmektedirler." (Cumhuriyet dergi 1 Kasim 1992 Sa.345 S.10)
Okullarin etkin olmamasi sonucu da yaraticilik yetenegi gelismemis, kendine güvensiz, demokratik degerleri kazanamamis insanlar olusumundaki etkilerini biliyoruz. Bu nedenle okullarin demokratik ve etkili hale getirilmesinde ögretmenlere önemli görevler düser. Genel sorunlarin çözümü yaninda, okullarin tüm islerliginin demokratiklestirilmesine katki sunma çabamiz b u alanin tarafimizdan doldurulmasi anlamina gelecektir. Yeter ki ögretmenler sorumluluklarinin ve etki alanlarinin genisliginin farkina varsinlar; içinde bulunduklari atilliktan, ilgisizlikten siyrilip okulun tamamina bir bütün olarak sahip çiksinlar.
Yukar ida yapilan genel açiklamalar ardindan simdi de okullardaki genel görüntü ve demokratik ögretmenlerce yapilabileceklere birkaç örnek vermek istiyoruz:
Ögretmenler Kurulu
Bu kurul size neyi çagristiriyor? diye sorarsak, çogumuz resmi bir zorunlulugu, yöneticilerin planlar, nöbetler, kilik-kiyafet vb. alisilagelmis tekrarlarini ve tehditlerini; üretimsizligi, suskunlugu, bir an önce bitse de gitsek duygusunu, kendini ifade e tmek isteyenlere kizginligi ve genellikle fiziki eksikliklerin tamamlanmasinin istendigi yerler olarak animsariz. Ögretmenler kurulu bizim için çok anlam ifade etmez ve kurul sonucu degisen bir sey olmayacagina dair bir inanç vardir.
Ögretmenler kuruluna yaklasim ve katilimsizlik, kendini toplanti süresince tutulan tutanaklarda da göstermektedir. Ögretmenler kurullari esasen çalisma ilkelerinin ve isbölümünün belirlendigi, ögrenme süreci eksikliklerinin tartisildigi toplantilar olmasi gerekirken, bu toplan t ilarin nasil verimsiz geçtigi hepimiz tarafindan bilinmektedir.
Oysa, ögretmenlerin gittikçe örgütsüzlüge, yalnizliga ve yabancilasmaya itildigi bu dönemde ögretmenler kurullarini herkesin kendini ifade ettigi, karsilikli etkilesimle gelistirdigi ve okulun etkin bir parçasi oldugunun bilincine vardiran ortamlar olarak degerlendirmek mümkündür.
Okullarda demokrasinin yerlestirilmesi, ögretmenler arasi ortak iradenin sergilenmesi açisindan ögretmenler kurulunun önemi gözardi edilmemeli, bu kurulun üzerindeki ölü topraginin atilarak canlandirilmasi saglanmalidir.
Bu anlamda;
- Kurul gündemi ögretmenlere önceden bildirilmeli,
- Gündem maddeleri üzerinde ögretmenler arasi ön tartisma yapilmali,
- Tüm ögretmenlerin görüslerini belirtmeleri saglanmali,
- Konulara v e isleyise iliskin öneriler üretilmeli, eksiklikler tartisilmali, Sosyal kol ve ögrencilerle ilgili etkinliklere önem verilmeli,
- Toplantida gündem disi uzatmalara engel olunmalidir.
Ögretmenler Arasi Iliski
Bugün ögretmenler arasindaki iliskilerin sig ve kapali oldugu görülmektedir. Ögretmen odalarinda konusulan konular; ögretmenlerin kendi uygulamalarini diger arkadaslarindan saklamalari, derslerinin izlenmesinden çekinmeleri ve ortak üretimlere yanasmamalari yasanan sorunlarin baslicalaridir.
Okullarda ayni kosullarda çalisan ögretmenlerin birbirleriyle alana ait üretken bir iliski içinde olmalari yararlidir. Çesitli deneyimlerin, yöntemlerin birbirine aktarilmasi, sorunlar karsisinda dayanisma ve yapilan isten zevk alma açisindan bu iliskiler oldukça yasamsaldir. Bu sayede ögretmenler okulu bütün olarak tanimayi, buna yönelik tavirlar gelistirmeyi, ögrenme sürecini zenginlestirmeyi ve ögrencileri bütünsellikli bir programin parçasi yapmayi basarabilirler.
Nitelikli ve etkin ögretmenler araciligiyla ögretmenler arasi iliskinin çalisma kosullarina ve alana kaydirilmasi, yalnizligi engelleyecek, destegi arttiracak, ögrencilere olumlu olarak yansiyacak, is zevki ve verimliligini yükseltecektir. Böylece hem ögretmenler birbirlerini ç e sitli yönleriyle taniyacak ve etkilenecek hem de profesyonel sorumluluklarini yerine getirebileceklerdir. Ögretmenler arasi isbirligi ve etkilenmenin tüm dissal yönlendirmelerden daha etkili oldugu hatirdan çikarilmamalidir.
Okul Içi Kurumlar ve Ögretmen
Okulun kendine ait alt örgütlenmeleri vardir. Bunlari okul içi organlar diye tanimlayabiliriz. Okul-aile birligi, ögretmenler kurulu, satin alma komisyonu, ögrenci temsilcilikleri .... bu kurumlardan bazilaridir. Sayilan bu organlara ögretmenlerin kararlari alanlar olarak degil de, uyanlar ve denetleyenler olarak katilmalari istenir. Dogrusu ögretmenlerin çogunlugunun da, ne organlar ve kararlardan haberleri vardir ne de böylesi bir ilgileri. Ögretmen içinde bulundugu sürece ve on u n parçalarina sanki yabancilasmis gibidir. Bu durum dogal olarak okul içi organlarin belli yöneticiler elinde kullanilmalari sonucunu ortaya çikarmaktadir. Ayni zamanda ögretmenlerin ilgisiz tavirlari okul içi demokrasinin gelismesine olumsuz etki etmekte dir.
Arzu edilen, okul içi organlarin demokratik degerler çerçevesinde katilimci yapilara dönüstürülmesidir. Ögretmenler ve diger çalisanlara bunu saglama konusunda görevler düser. Basta okul içi organlari ve isleyis esaslarinin taninmasi gerekir. Daha sonra bu organ çalismalarina görüslerle katilma, yer alma, müdahale etme ve sonuçlarindan okulun tamaminin ve çevrenin olumlu etkilenmesini saglamaya ugrasmak önemlidir.
ÖGRETMENIN SINIFA VE ÖGRENCIYE BAKISI
Ögretmenin sinif ve ögrenciye bakisi onun sinif içi davranis ve etkinliklerinin çerçevesini çizer.
Ögretmenin sinifta kati kuralci olmasi, sinif içi tüm kural ve iliskileri belirme yetkisini yani "gücü" elinde tutmasi, sinifta olumlu olmayan, ögrencileri tedirgin eden, soguk bir havanin gelismesine yol açar. Ögrenciler içlerine kapanik, katilimsiz ve ögrenim süreçlerine ilgisiz bir konuma sürüklenebilir. Oysa siniflar ögrenci ve ögretmenlerin kendilerini rahat hissettikleri ve sicak iliskiler i n yasandigi yerler olmalidir. Bu anlamda ögretmenlerin siniflari baski ile disipline edilecek, aktarilan bilgileri aynen alacak bir bütün halinde görmelerine dayanan geleneksel anlayistan ve bu anlayisin kendilerine yükledigi rollerden siyrilmalari gerekm ektedir.
O halde sinif ortami ögretmen tarafindan nasil görülmeli, islerlik nasil düzenlenmelidir?
- Siniflar homojen degildir.
- Ögrenciler çesitli yönleriyle (duygusal, bilissel, kültürel vs) taninmakta, sinif içi tüm süreçler buna uygun ayarlanmaktadir.
- Sinifta güce dayali çatismalar ve beraberinde olusan korku-kaygilar yoktur.
- Esitlik hakimdir, yetkiler dagitilmistir.
- Sinif kurallari ögrencilerle birlikte alinmakta, azinlik görüsleri tartisilmaktadir.
Sinifa ait bu genel bakisin ardindan ögrencilere yönelik algilamanin da ortaya konmasi yararli olacaktir.
Geleneksel egitim anlayisi ve geleneksel ögretmen bakisi içinde ögrenciler sekillenmesi gerekli nesneler olarak görülürler. Ögretmenler ögrenciler için programlar hazirlar ve uygularlar. Ögrenci "bos kap" seklinde düsünülerek olabildigince bilgilerle yüklenir ve bu bilgileri kendinden istendiginde geri bildirimle aktarabilirse basarili olarak degerlendirilir. Dogal olarak ögrenci-ögretmen arasindaki il i ski de "ögretmen merkezli" yöntemler üzerinde sekillenir. Özgürlestirici olmayan bu egitim anlayisini ve ögrencinin yerlestirildigi yeri Freire "bankaci egitim modeli" olarak asagidaki sekilde ifade etmektedir:
- Ögretmen ögretir ve ögrenciler ders alir .
o    Ögretmen her seyi bilir, ögrenciler hiçbir sey bilmez.
o    Ögretmen düsünür, ögrenciler hakkinda düsünülür .
o    Ögretmen konusur, ögrenciler uslu uslu dinler .
o    Ögretmen disipline eder, ögrenciler disipline sokulurlar .
o    Ögretmen seçer ve seçimini uyg ular, ögrenciler buna uyarlar
o    Ögretmen yapar, ögrenciler ögretmenin eylemi yoluyla yapma yanilsamasindadirlar .
o    Ögretmen müfredati seçer, ve (kendilerine danisilmayan) ögrenciler buna uyarlar .
o    Ögretmen bilginin otoritesini, kendi meslek otoritesiyle karistirir ve bu otoriteyi ögrencilerin özgürlügünün karsiti olarak öne sürer .
o    Ögretmen ögrenme sürecinin öznesidir, ögrenciler ise sadece nesnedirler . (Freire, 1991 s.48)
Çagdas-demokratik egitim anlayisi, ögretmenlerin ögrencileri algilayislari ve onlara bakislari üzerinde degisiklikler yaratmistir.
Nitelikli ve etkin ögretmenler ögrencileri ögrenme sürecinin nesnesi degil aksine öznesi olarak görürler. Ögrenciler bilgi depolanacak yerler olmaktan uzaklasarak artik ögrenmeye aktif katilan, yetenekleri ölçüsünde gelisen, ögrenirken ögreten, bagimsiz kisilerdir.
Sinif ve ögrenciye yönelik böylesi bir bakis ögretmenin davranislarini degistirir. Sinifta demokrasi gelisir, ögrenci basarisi yükselir ve disiplin olaylari azalir. Sinif ve ögrencilerden beklentiler netlestigi için umutsuzluk ve hayal kirikliklari tükenir ve nitelikli bir sinif içi etkinlikler dizininin uygulanma sansi artar.
SINIFTA ESITLIK
Siniflar çok farkli sosyo-ekonomik, kültürel yapilardan gelen ve farkli kavrama seviyelerinde olan ögrencilerden olusurlar. Ögrenciler bu farkliliklarina ragmen sinif içinde esit bireyler olarak bulunurlar.
Nitelikli ve etkin ögretmenler ögrencilerini bu yaklasima uygun olarak görür ve esitlik ilkesine dayali uygulamalar içinde olurlar. Ancak sinifta esitlik "herkese ayni davranmak" demek degildir. Aksine herkese ayni davranmak farkliliklardan kaynakli istekleri doyurmaz, belki de esitsizligi pekistire b ilir. Sinifta esitlik;
- Ögretmen ve ögrenciler arasinda esitlik (bilgi, deneyim ve roller farkli olsa da) olmasi,
- Ögretmenin tüm ögrencilerine esit insani deger verirken herbirine uygun yaklasimlar gelistirmesi,
- Ögrenme etkinliklerinin her ögrencinin seviyesine uygun gruplandirilarak uygulanmasi ve zamanin uygun sekilde dagitilmasidir.
Yasanilan her ortamda oldugu gibi sinifta da ögrencilerin iç dünyalarinin renklerini sunmalari, düsüncelerini açiklamalari, tartismalara katilmalari ancak kendilerini siniftaki diger üyeler gibi kabul gören ve esit haklara sahip birer üye olarak hissetmesi ile mümkündür. Eger bu gerçeklestirilemezse ögrenci içine kapanacak, suskunlugu, pasifligi tercih edecektir.
Bugün bazi ögretmenlerin sinif içi davranislarinda esitlige uygun olmayan yaklasimlar içinde bulunduklari görülmektedir. Derslerin islenisinde hep belirli ögrencilerin öne çikarilmasi (sinifin gözdeleriyle ders yapma), bazi ögrencilerle saglikli bir ilisk i olusturulup saygili bir dil kullanilirken, bazi ögrencilerin damgalanmis gibi hep olumsuz yaklasimlarla karsi karsiya kalmasi, ögretmen otoritesinin sinifta her an hissedilmesi bunlarin belli baslicalaridir.
Sinifta esitligin mutluluk, güven ve basari anlamina geldigi gözden kaçirilmamalidir.
ÖGRETMENIN MODEL OLMASI
Model alma, "birlikte yasanilan ortamlarda belirli kisilerin çesitli özelliklerinin, davranislarinin digerlerince örnek alinmasi" olarak tanimlanabilir.
Ögretmenler "ögrencilere model olma" rolünü üstlenmis durumdadirlar. Ögrenciler, ögretmenlerinin giyim sekillerini, konusmalarini, demokratik ya da kati tutumlarini, sorun çözme yöntemlerini, degerlerini ... kendilerine örnek alma egilimindedirler.
Ögretmenlerin, ögrencilerinin birer modeli olduklarini unutmamalarinin egitim amaçlarinin gerçeklesmesi ve demokratik degerlerin kazanilmasinda önemli bir yeri vardir. Çünkü ögrencilerdeki degisim sadece onlara söylenenler üzerinden degil, uygulamalar ve somutlasan davranislar üzerinden gerçeklesir. O nedenle ögretmenin söyledikleri ve davranislari arasinda uyumun bulunmasi gerekir. Bu uyum, ögrencide ögretmene karsi belirgin bir güvenin olusmasinda ve basarisinin artmasinda da etkili olur.
Ögrencilerine model olan ögretmenin ögrenciden beklentisi aynen kendisi gibi davranmasini ve taklit etmesini beklemek olmamalidir. Ögretmen, davranislarinin genel çerçevesinin etkili olacaginin bilinciyle kendini ise verme, konusurken dili iyi kullanma, konusan ögrenciyi dikkat l ice dinleme, kendi hatasini kabul etme, özür dileme gibi konularda örnek olmalidir.
Ancak, ögretmenin model olmasi ögrencilerle karsilastigi ortamlarda "istenilir davranislar gösterme" adina rol oynamaya çalismasiyla basarilamaz. Aksine model olma, ögretmenin kisilik, yetismislik, iletisim becerilerine sahip olma gibi özelliklerle yani nitelikli ögretmen davranislariyla gerçeklesir.
Bugün ögrenci gözünde ögretmenin model olma rolünü olumsuz olarak etkileyen ve ögrencide saskinlik, düs kirikligi yaratan bir çok olayla karsilasilmaktadir. Örnegin ögrencilerine savas ve siddetin zararlarini anlatirken, kendisi sinif içinde siddet uygulayan; sigara zararlidir deyip, bahçe ve koridorlarda sigara içen; kitap okuyun ögüdü verirken, kendisi kitap okumayan; hatalari kabul edip düzeltme gerekliligine vurgu yapip, kendi hatalarini hiç kabullenmeyen ögretmenler vardir. Böylesi çeliskili durumlarda ögrencilerin kendilerine en yakin kisi olan ögretmeni olumlu yönde model almasinin saglanamayacagini, güvensizlige ve yapay d avranislara sürüklenebilecegini unutmamak gerekir.
SINIFTA KENDINI IFADE ETME, TESVIK, DESTEK
o    Sus, yanlis söyledin. Madem bilmiyordun...
o    Bu ne biçim resim? Karmakarisik...
o    Ne anlatiyorsun, hiç bir sey anlamadim...
Yukaridaki ifadeler hiç de yabanci gelmedi degil mi? Ögretmenlerin çogunun, ögrenci gayretlerine yönelik kullandiklari, onlari umutsuzluga, pasiflige iten yaklasimlari. Bu bölümde ögretmenlerin ögrencilerini tesvik etmelerine ve desteklemelerine yönelik açiklamalar ile tesvik ve övgü arasindaki farkliliklar ele alinacak.
Tüm insanlar kendilerini bir sekilde ifade etme gereksinimi duyarlar. Bu ifade edis, kisinin o anki kisisel özellikleri, yetenekleri, o andaki duygu ve ihtiyaçlari üzerinde gerçeklesir. Ögrenciler de ayni sekilde kendilerinin var olduklarinin ve görüldüklerinin bilincinde olmak isterler.
Ögretmenlerin yapmasi gereken sey ögrencilere içinde bulunduklari durumlariyla kabul edildikleri mesajini göndermek ve onlara gelisimlerinin her basamaginda güç ve kendine güven verecek bir yaklasim gelistirmek olmalidir. Bu yöntem tesviktir.
Tesvik kisaca "harcanan çabaya veya yapilan isin özelliklerine odaklasan olumlu bir cevap" * seklinde tanimlanabilir. Tesvik ediste önemli özelliklerden biri ögrencilerin hata yapabileceklerini kabul etme ve her hata-basarisizlikta ögrencinin yargilanmasindan uzak durmadir. Çünkü hata ve basarisizliklariyla yargilanan ögrencide mükemmel olma anlayisi gelisecek ve o lumsuzluk halinde yilginlik hakim olacak; yeniden deneme çabasi ortadan kalkacaktir.
Tesvikin kendine özgü bir dili vardir. Kabul eden bir sessizlik, dokunma, gülümseme, mimikler tesvik dili olarak kullanilabilecegi gibi, ögrencinin yaptigi isin çesitli asamalarina dair söylenebilecek cümleler de etkili olur:
- Bu resmi yapabilmek için epey ugrasmissin...
- Çalismanda neleri kullandin?.
Ögrenim hayatiniza dair yasadiklarinizi geriye dogru giderek bir düsünün. Çesitli ugrasilarimiz, basarmaya çalistigimiz isler (ilk yazi denemelerimiz, problem çözme veya anlatimlarimiz ...) içinde acaba bizi umutlandiran, çalisma gayreti içine sokan ve kendi degerlendirmemizi yine kendi sürecimiz içinde yapmamizi saglayan sözler hangileriydi acaba? Bunlar elbette tesvik söz c üklerinden baskalari degil. Tesvigi kullanan ögretmenin "en degerli basari baskalarini geçerek degil, kendini asarak elde edilen basaridir" (A. Yörükoglu) * sözünü unutmamalari gerekir.
Bu arada tesvik ve övgü arasinda ayrimlar oldugu ve ikisi arasinda sikça karistirmalar yasandigini animsatmakta yarar var. Övgü bitmis bir ise ait olumlama veya sonuca iliskin yüceltme olarak tanimlanabilir. Övgü yapilan isin topluca görülmesi ve "otoritenin" begenisinin ifadesi olarak ortaya çikar.
Tesvik ile övgü arasindaki farklarla, tesvikin kimi özellikleri asagidaki sekilde siralanabilir:
- Tesvik: çabanin fark edilmesidir.
Övgü ; bitirilmis bir is için verilen ödüldür.
- Tesvik ögrencinin yaptigi isle kendisini degerlendirmeye yardim eder.
Övgü ; ögrencilere baskalarinin isteklerini yerine getirdiklerini söyler.
- Tesvik; yapilan isin güçlü yönlerini vurgular. Ögrencilerin yeteneklerini farketmelerine ve kendilerini güvenli hissetmelerine yardim eder.
Övgü ; ögrencinin yaptigi is ile öz degerini birlestirir. Böylece yenilgi korkusu yaratir.
- Tesvik; kabul ve saygi demektir.
Övgü ; istedigi kadar candan olsun, ögrenciye soguk bir deger yargisi getirir.
- Tesvik; esit insanlar arasinda bir mesajdir.
Övgü ; hakimiyet kurmaktir. Öven kisi ö vülene yüksekten bakar.
- Tesvik; herkese rahatça verilebilir. Çünkü herkesin tesvike ihtiyaci vardir.
Övgü ; yapilmadigi zaman ceza yerine geçer veya çok yapilirsa ucuzlar.
ÖGRENCININ SINIF IÇI KARAR SÜREÇLERINE KATILIMI
Yasanilan her ortamin kendine özgü belirli kurallari bulunur. Insanlarin davranislarina etki eden-belirleyen kurallari tanimalari ve bunlara ait alinan kararlarda kendilerinden bir seyler bulmalari uyumsuzluklarin azalmasini saglar.
Sinif ortamlari, yogunlugu nedeniyle kurallari bulunan ve islerligi genel olarak çizilen yerler olmak durumundadir. Ancak burada önemli olan sinifa ait kurallarin kimler tarafindan belirlendigi, kararlarin kimler tarafindan alindigi; ögrenci katiliminin bulu n up bulunmadigidir.
Bugün siniflar geleneksel kurallari bulunan, okul yönetimleri ve ögretmenler tarafindan alinan kararlarin uygulandigi yerler olmustur. Genellikle bu kural ve kararlar son halleriyle ögrencilere sunulmakta ve onlardan bunlara uyulmasi ve uygun davranmalari beklenmektedir. Ögrenciler kurallari sorgulayamamakta, benimsemeseler bile uymak zorunda (uyuyormus gibi davranmak zorunda) kalmaktadirlar.
Oysa kurallar sorgulanmak için ilgili tüm taraflarin kabul edebilecegi bir sekle bürünmeleri, aksi halde degistirmeleri için vardir. Kurallarin sorgulanmadigi yerlerde asagida anlatilana benzer olayla karsilasmak olasidir:
"Çift giris kapisi bulunan bir okulda, kapilarin birinde yenileme çalismalari yapilir. Bu arada ögrenciler zarar görmesinler diye buradan giris geçici olarak durdurulur. Ve o günden sonra hiçbir ögrenci o kapidan içeri girmez. Taa on sekiz yil sonra buraya gelip niçin ögrencilerin o kapiyi kullanmadiklarini soran ve isin aslini ortaya çikaran yeni müdüre kadar....”
Demokratik davranislara sahip ögretmenlerin, genel konulara oldugu kadar, siniflarina ait konularda da ögrenci düsüncelerine basvurmalari beklenmelidir. Bu anlamda geleneksel olarak dillendirilen sinif içi kurallar ögrencilerle tartisilmali, yapilan tüm is ve etkinliklere a it kararlarin alinmasinda ögrenci görüsüne basvurulmalidir. Ortak alinan kararlara ögretmenler dahil herkes uymali, farkli yaklasimlar tartismaya açilabilmelidir.
Sinif içi demokrasinin yerlesmesi ve ögrencilerin demokrasiyi sindirerek yasamalarinin ancak kendi katilimlari ve sorgulama haklarinin bulunmasiyla yaratilabilecegi unutulmamalidir.
Belirli bölümleri birlestirilerek asagiya alinan anketin sinif içi süreçlerde ögrenci katilim oranlarinin görülmesi ve ögretmenlerin konuya iliskin yapabilecekleri uygulamalar açisindan yararli olacagini umuyoruz.
Geleneksel Ögretim Uygulamalari ve Sonuçlari
Ögretmen merkezli olarak hazirlanan ve sunulan, ögrencileri katilimsizlik ve ezbercilige dogru iten uygulamalardir. Derslerde kazandirilacak bilgi ve davranislar ögrencilerin yasamlarindan, gereksinim ve seviyelerinden, çevre olanaklarindan bagimsiz olarak belirlenir. Amaç, ögrencilerin kendi özelliklerine uygun gelistirilmesi degil, ögrencilerin kendilerine aktarilan bilgi ve davranis kaliplarini aynen almalari, benimsemele ridir.
Geleneksel yöntemlerin basari ölçütü ise, ögrencinin kendine yüklenen bilgileri istendiginde aynen aktarmasi ve beklenen davranislari göstermesidir.
Geleneksel ögretim yöntemlerinin uygulandigi siniflarda dikkat çeken çesitli durumlar vardir. Ders iletisiminin büyük bölümü (%85) ögretmenin elindedir. Islenis esasen ögretmenin anlatmasi (dersin %68"i ögretmen konusmasiyla geçiyor) ögrencilerin sessizce dinlemeleri ve kendilerine soru soruldugunda cevap vermeleri seklinde olur. Agirlik sözel yöntemlerd e odaklanmistir. Derslerde ögretmenler sanki ögrenci degil de kendileri ögreniyorlarmis gibi davranirlar. Soru sorar, yine kendileri cevaplandirirlar. Uygulamalari kendileri gerçeklestirir, sonuçlari yine kendileri söylerler. Ögrencilere yöneltilen sorular genellikle onlarin seviyelerine uygun olmayan ve kapali uçlu (ezber yanitlamaya dayali, yaraticiliga kapali) bir sekildedir.
Geleneksel yöntemin en belirgin özelliklerinden biri de sinifta ögrencilerin çok az konusmalari, hemen hemen hiç soru sormamalari, derslerin sinif dersi seklinde islenerek, ögrencilerle ayri ayri ilgilenilmemesidir.
Bu yöntemi uygulayan ögretmenlerin yilin basindan sonuna kadar derslerin hazirlanmasi, uygulanmasi, degerlendirilmesi sirasinda genellikle ayni davranis sekillerini tekrarladiklari izlenmektedir. Ögretmenin sinifa girisi, ögrencileri selamlamasi, dersi islemesi, ögrencilere yaklasimi ve sinifi terk edisi ayni bunaltici tekrarliliktadir.
Uygulanan geleneksel ögretim yöntemleriyle birlikte, ögrencilerin derslerde bikkinlik hissettiklerini ve okuldan soguduklarini, yeteneklerini ortaya koyamadiklarini, pasiflestiklerini ve disiplin sorunlarinin çogaldigini söylemek yanlis olmaz. Bu yöntemle ortaya çikan ögrenci ve ögretmen rolleri asagidaki tabloyla ortaya konabilir.
Ögretmen     Ögrenci     Sonuç
Hazirlayan, planlayan
Anlatan
Yapan
Kontrol eden
Bilgi yükleyen
Cezalandiran, kaliba sokan     Pasif
Dinleyen
Izleyen
Kontrol edilen
Yüklenen ve istenildiginde aktaran Cezalandirilan, kaliba sokulan     Ögrenci;
- Kendini ifade edemeyen,
- Sorgulamayan, edilgen,
- Ilgi ve yeteneklerine uygun olarak gelisemeyen,
- Kendine güvensiz olur.

Çagdas Ögretim Yöntemleri ve Sonuçlari
Burada önemli olan ögrencilerin çok yönlü gelismelerine olanak hazirlayici (bedensel, duygusal, akademik-sosyal) bir islerligin devreye sokulmasidir. Ögrenci, ögrenme süreçlerinin tüm asamalarinin (hazirlama, planlama, uygulama, degerlendirme) bir parçasi konumundadir. Ögrenilecek bilgi ve kazandirilacak davranislar çevreye, olanaklara, ögrenc i yasamina ve yeteneklerine-gelisimine uygun olarak belirlenir.
Çagdas ögretim yöntemlerinin uygulanmasi ögrenci merkezli olarak gerçeklesir. Yani ögrenciler kararlara katilirlar, derslere ait uygulamalari kendileri gerçeklestirirler, siniflarda konusur, soru sorar, tartismalar yaratir ve yaparlar. Dersler sadece bilgi aktarimi yönüyle degil, sosyal çalismalarla (sosyal kollar, isler....) ön plana çikar.
Ögretme-ögrenme süreçlerinin böylesine renklendirildigi ve ögrencilerin kendi varliklarinin bilincine ulastiklari uygulamalar ayni zamanda ögrencilerde okul ve ögrenme sevgisi yaratir. Derslerdeki ögretmen rolünde de degisim olur. Ögretmen; düzenleyen, yol-yöntem gösteren, kendine danisildiginda açiklamalar yapan... birer organizatör rolü üstlenir.
Sinif içi ögretmen ve ögrenci rolleri ise asagidaki sekilde gerçeklesir:

Ögretmen     Ögrenci     Sonuç
Egitim yasantilarina rehberlik eder.     Aktiftir, katilimcidir.     - Ögretmen ve ögrenciler uyumlu bir çalisma içindedirler.
Ögrenciyi aktif tutar, ögrenci katilimini saglar.     Sürecin öznesidir.     - Ögrenciler kendi yeteneklerinin farkina vararak gelisirler.
Düzenleyicidir.     Kendini kontrol eder.     - Ögrenciler bagimsiz ve özgür davranis gösterirler.
Yaraticiliga önem verir.     Rahat d avranir.     
Yol göstericidir.     Sorumludur.     
    Üretkendir.     
    Konusan ve sorgulayandir.     
Çagdas ögretme yöntemlerinin kullanilmasi, ögretmenlerin geleneksel davranis biçimlerinden uzaklasmasina ve sinif içi demokratik davranislar gelistirmelerine yol açar.
Ögrenme süreçlerinde kullanilabilecek yöntemlerden belli baslicalari sunlardir:
a.    Sinif tartismasi
b.    Yaratici sanat çalismalari
c.    Bagimsiz çalisma
d.    Grupla çalisma
e.    Gözlem-deney
f.    Anlatim yöntemi
g.    Soru-yanit yöntemi
h.    Gösterip yaptirma
i.    Problem çözme
j.    Örnek olay yöntemi
Örnek Bir Ögretim Teknigi: YARATICI DRAMA
Drama bir sanat egitimi alanidir. Sanat egitimi güzel sanatlarin tüm biçim ve alanlarini içine alan, egitim ve ögretimin tüm sorunlariyla ilgilenebilen, okul ve okul disi yaratici sanatsal etkinlikleri ve egitim süreçlerini kapsar. Sanat egitiminin en önemli islevi yaraticiligi gelistirmesidir. Yaraticilik tüm insanlarin yasamla bag kurmalari, onu anlamalari, yorumlamalari ve degistirmelerinde öne m li bir islev görür.
Yaratici drama, egitimde önemli bir ögrenme yöntemi, bir iletisim alanidir. Drama araciligiyla olaylar arasindaki iliskiler rahatlikla görülebilir. Dramada insanlar bilgi ve yasantilari üzerine hayal ettikleri bir dünyayi yaratirlar (O"Neill, Lambert 1989, 11) Drama ile birey kendini ifade edebilmenin yani sira, karar verme ve yaratici olma konularinda sürekli arastirici ve gelistirici bir kimlik kazanir, kendisi ile barisik ve en önemlisi açik bir kimlik sahibi olur.
Drama, ögrenme için etkili bir araç olarak kullanilabilir. Ezbere dayali ögrencileri pasiflestiren, verilmek istenenleri bir yaristaymisçasina üst üste yükleyen ve bunda otoriteyi baskiyi kullanan yöntemlere karsi, dramanin egitimde uygulanmasiyla edilgenlikten kurtulan akt i f, yeniliklere açik, seçici, imgelem dünyasini daha etkili kullanan, kendini fark eden ve kesfeden ögrencilerin yetistirilmesi mümkün olacaktir.
Drama, egitimde oyunla, çocugun asil dünyasiyla sürdürülen bir etkinlik olmasi açisindan önem tasir. Sorunlarin çözülmesinde çocuklarin güçlüklerinin asilmasinda egitimde drama ögretmenler ve ögrenciler arasinda islevsel bir rol üstlenir. Egitimde dramanin yararlari açisindan sunlar söylenebilir:
- Çocuga kendini gerçeklestirmesi için kollektif çalisma ve paylasma olanaklari sunar.
- Yeni yasantilar kazandirir, söz dagarcigini zenginlestirir.
- Katilimin olanaklarini yaratir.
- Ögrencileri bagimsiz düsünmeye ve yeni görüsler üretmeye sevk eder.
- Sosyal Bilgiler, Fen Bilgisi, Türkçe, Yabanci Dil ve Matematik gibi derslerle sinirlanan
çerçevenin ötesine geçerek çocuk dünyasini ve yaraticiligini egitim sürecine katar.
- Çocuklarin kendi duygularini anlamalarina yardimci olur.
- Sorumluluk duyg usunu gelistirir.
- Yasadiklari dünyayi tanimalarina yardim eder.
- Soyut kavramlari tanimalarina yardim eder.
Ülkemizde yeni olan yaratici drama alaninin egitimde kullanilmaya baslanmasi ögretmenlere ögrencilerine ulasmada, onlari tanimada ve gelistirmede sonsuz olanaklar sunabilecektir.
SINIFTA KONTROL OLUSTURMA
Ögretmenler sinifa girdiklerinde sorunlarla ugrasmak yerine programladiklari ögretim yasantilarini uygulamak isterler. Ancak ögrenciler kabul edilemez, ögretmeni ve arkadaslarini rahatsiz eden, ögretim ortamini bozan davranislar gösterirler. Temizlik ve görgü kurallarina uymama, kirici ve küfürlü konusma, baskalarini rahatsiz etme, isini yaparken dikkatli ve özenli olmama, dersi dinlememe, baskal a ri konusurken konusma, baska islerle ilgilenme, arkadaslarini dinlemesini veya çalismasini engelleme, arkadaslarina ve ögretmene kaba ve saygisiz davranma; okula geç kalma, devamsizlik (H.Basar 1994 s.96) vb. istenmeyen davranislara örnek gösterilebilir. O rtaya çikan olumsuz davranislar amaçlara ulasmayi engeller, sinif düzenini bozar ve zamanin kötü kullanilmasina neden olur. Yapilan çesitli çalismalar ögretmenlerin ögretme yasantilarina ayirmalari gereken zamanin %25-40"ini disiplin sorunlariyla ugrasara k kaybettiklerini ortaya koymustur.
Olumsuz davranislarin ortaya çikmasinin sinif içi ve sinif disi etkenleri vardir. Çocugun aile ortami, ekonomik olanaklari, kültürel ve sosyal çevresi, fizyolojik yapisi, basari durumu, okul ve sinif atmosferi, ögretmen davranis ve yöntemleri bu etkenlerin baslicalaridir.
Ögrencilerin sergiledikleri olumsuz davranislarin altinda yukaridaki etkenlere bagli olarak ortaya çikan onun gereksinimleri, ait olma ve kabul edilme istekleri egemendir. Bu isteklerini karsilayabilmek içinse ilgi çekmeye çalisma, direnme, güç gösterme, karsilik verme, öç alma, yetersizlik ve çaresizlik gösterme gibi davranislara yönelirler. Yapilan olumsuz davranislar sinifta ögretmenin ve diger arkadaslarinin haklarini engeller, güvenliklerini tehdit e d er. Ayni zamanda yapan kisiye de zarar verir.
Ögretmenler disiplin sorunlariyla karsilastiklarinda ne yapmalidirlar? Sorunu görmezden gelerek kontrolsüz ve ögrencilerin istediklerini yaptiklari bir ortamda mi ögrenmenin gerçeklesmesini saglamaya çalismalidirlar? Elbette ki hayir. Ögretmenler disiplin sorunlarinin ortaya çikmasini engelleyici ve çiktiginda da ortadan kaldirici yöntemleri kullanmalidirlar. Ama buna geçmeden önce kisaca geleneksel disiplin anlayislarini ve uygulamalarini inceleyelim.
Geleneksel Disiplin Anlayislari
Disiplin anlayislari intikamci disiplin (ilkel disiplin), cezalandirici disiplin, korku yoluyla engelleyici disiplin ... kuramlari üzerinden bu günkü demokratik önleyici ve yapici disiplin anlayisina uzanan bir evrim geçirmistir. Disiplin anlayisinin olusmasinda içinde yasanilan ortam ve toplumsal degerler etkili olmustur. Ögretmenlerin disiplin saglama anlayislari toplumsal düzenegin bir parçasi olarak düsünülmelidir.
Geleneksel otoriter disiplin yöntemlerin i uygulayan ögretmenlerin geçmisleri incelendiginde onlara da benzer disiplin yöntemlerinin uygulandigi görülmektedir. Bu tip ögretmenler siniflarinda karsilastiklari disiplin sorunlarina ödül-ceza dagitarak ve güç yoluyla üstünlük olusturarak çözmeye çalismaktadirlar.
Güç iliskilerinin dengelenmeye basladigi üst siniflarda ise zaman zaman hosgörülü yöntem de diyebilecegimiz ve ögrencinin çatismayi kazandigi durumlar gözlenebilmektedir.
Geleneksel disiplin yöntemleri sorunu ortadan kaldirmaz. Sadece sonuçlar ve görüntüler üzerinden hareket ederek olumsuz davranisin bir sonraki sefere kadar bastirilmasini saglar. Ögrencilere uygulanan baskici ve güce dayanan yöntemler onlari daha direngen davranmaya, kiskirtmaya, umutsuzluga veya basarisizliga sürükler. Ögre n ciler kendini disipline etme, demokratik yasami benimsemeden uzaklasir.
Gordon tarafindan Kazan-kaybet yöntemleri olarak ifade edilen bu yöntemler ve sonuçlari için asagidaki tablo daha açiklayici olacaktir.


Kazan-Kaybet Yöntemleri



Disiplin Sorunlarina Yaklasim
Olumsuz davranis ortaya çiktiginda ögretmenin yapmasi gereken ilk sey sorunun görüntüsü ile nedenini birbirinden ayirmak olmalidir. Aksi halde sorunun ortaya çikis nedeni anlasilamayacak ve etkili çözüm yöntemleri gelistirilemeyecektir. Olumsuz davranislarin nedenlerini ve görüntüsünü aynanin iki yüzeyi ile açiklayabiliriz:
Neden (Arka yüzey) Görüntü (Ön yüzey)
Ait olma
Kabul edilmeme
Önemsenmeme
Kendini ifade edememe
Anlasilmama Olumsuz davranis
Gereksinimler
Fiziksel kosullar
Olumsuz ailesel
ve çevresel nedenler
Olumsuz ekonomik
nedenler
Sonunun çözümünde nedenlere inebilmek kadar, sorunun kime ait oldugu da çözüm yöntemlerinin belirlemesi açisindan yasamsal öneme sahiptir. Ögretmenlerin yanlis inanislarindan biri de ögrencilerin tüm davranislarini, attigi her adimi kontrol altinda tutma ve karsilasilan sorunlari ögrencinin çözemeyeceginden hareketle kendilerinin çözmesi gerektigi anlayisidir. Bunu yaparken de ögrencinin korunmasi ve yararini göz önünde tuttuklarini ifade ederler. Derslerin islenisindeki ögretmen merkezliligi sorun çözümlerinde de görürüz. Ögretmenler iletisim engelleri ve sorun çözme yöntemlerinde dile getirdigimiz yönte m leri kullanarak sorunlari çözdüklerini sanirlar. Bu yöntemlerle ögrencilerin sorunlarini kabul etmedikleri, ögrencilerin yetersiz ve aptalca davrandiklari iletisini ileterek kendi çözümlerini kabul etmelerini isterler. Buna karsin ögrenciler duygularinin, düsüncelerinin anlasilmadigini kendilerine güvenilmedigini ve kabul edilmediklerini düsünerek ögretmenlerle iletisimi keser ve daha çok istenmeyen davranisa yönelirler.
Davranis penceresi olarak ele alabilecegimiz ve ögrenci-ögretmen iletisiminde sorunun kime ait oldugunu gösterebilecegimiz örnek bir açiklamayi asagiya almak istiyoruz (Gordon,1993).
Eger sorun; dersi, ögretmenin ve diger ögrencilerin haklarini ve güvenliklerini engelliyor, ögretmende kizginlik, kirilma ve engellenmislik duygulari yaratiyorsa bu sorun ögretmene aittir. Ögretmene sorun yaratmayan ama ögrencinin hak, güvenlik ve duygularini etkileyen sorunlar ise ögrenciye aittir. Ögretmen ve ögrenciye sorun yaratmayan davranislar ise sorun yok alanina aittir. Ögretim esas olarak sorun yok ala n inda gerçeklestirilir. Bu açiklamalari söyle bir sema ile somutlastirabiliriz.

Sorun Ögrencinin          Ögrenci arkadasi teneffüste kendisini oyuna almadigi için kizginligini açiklar
Sorun Yok          Ögrenme bu alanda gerçeklesir.
Sorun Ögretmenin          Ögretmen ders anlatirken ögrenci sohbet ediyor.

Bu pencerede sorun alanlarini tamamen ortadan kaldirmak mümkün degildir. Her zaman ögrenci ve ögretmen sorunlari olacaktir. Etkili ögretmen ögretme-ögrenme iliskisinde sorun yok alanini genisleterek daha çok ögrenme zamani yaratabilmelidir.
Sorunun kime ait oldugunu tespitle birlikte ögrenciye yönelik yaklasim da belirlenir.
ISTENMEYEN DAVRANISLARA PRATIK YAKLASIMLAR
Ögretmenler sorunun sinif içi nedenlerini ortadan kaldiran bir düzeni siniflarina yerlestirmek zorundadir. Sinif içi esitlik ve karsilikli sayginin oldugu, ögrencilerin kararlara ortak edildigi, tesvikin kullanildigi, hatalarin tartisildigi ve herkesin davranislarinin sorumlulugunu aldigi bir sinif atmosferinde sorunlar daha az ortaya çikacaktir. Ögrencilerin kendi davranislarinin sorumlulugunu almaya yönelik tutum takinmalarina zemin hazirlayan bir tavrin etkili olacagi ögretmenler tarafindan benimsenmelidir. Demokratik bir sinif atmosferinin yaratilmasinda ögretmenler asagida siralanan davranislara özen gösterirlerse sorunlarin asilmasinda önemli bir yol kat etmis olurlar:
- Karsilasabileceginiz davranislara hazirlikli olun, yasadiginiz olumlu deneyimlerden yararlanin.
- Ögrencilere talep üzerine ilgi göstermeyin. Beklemedikleri bir anda onlari görerek tesvik edin.
- Güç çatismasina girmeyin.
- Olumsuz davran islarin sonuçlarinin yasanmasina izin verin (bazi durumlarda)
- Kendi intikaminizi almaya çalismayin. Aksine iyi iliski kurmaya ugrasin.
- Umutsuzluga kapilmayin. Yikici elestiri ve acima göstermeyin.
- Her olumlu adimi destekleyin.
- Olumsuz davranislarla ilgili tartismalar yapin.
- Derste ve sinif ortaminda degisiklikler yapin.
- Okulda yöneticiler ve diger ögretmenlerle isbirligine gidip, ortak davranislar sergileyin.
- Aile ile isbirligi kurun...
Olumsuz davranislara yaklasimda ögretmen sinifin egitsel isleyisini bozmamaya, kullandiklari yöntemlerin diger ögrencileri istenmeyen davranislara yöneltmeyecek nitelikte olmasina da dikkat etmelidirler.
Etkin Dinleme (Yansitici Dinleme)
Ögrencilerin onlari kabul ettigimizi ve onlara saygi duydugumuzu hissetmeleri güvenilir bir iliski için gereklidir. Bir sorununu paylasmak için bize gelen ögrenciye rahat ve esnek davranarak, hissederek dinledigimizi ve zamanimizi onlar için esirgemedigimizi sezdirerek konusma ve kendini ifade olanagi hazirlayabiliriz. Ögrenciler yüz ifademizden, gözlerimizden, durusumuzdan ve ses tonumuzdan onlari gerçekten dinleyip dinlemedigimizi hemen fark ederler. Dinlemenin en az konusma kadar bir sanat oldugunu bilmekte yarar var. Onlari sabirla ve konusmaya hak i m olma istegini bastirarak dinlemek, sorunu anlamamiza yardimci olacaktir. Ögrenciler bir çok faktöre bagli olarak iletilerini kodlayarak iletirler. Bu iletiler her zaman sizin açik sekilde anlayacaginiz iletiler olmayabilir. Dersten sikildim diyecegi yer e belki çekindigi için "saat kaç", "zilin çalmasina kaç dakika var" diyebilir. Etkin dinleme iletiyi dogru anlamanizi saglar.
Etkin dinlemede ögretmen ögrencinin iletisinin ne anlama geldigini ve hangi duygulari tasidigini anlamaya çalisir ve anladigini kendi kelimeleriyle iletisim engeli kullanmadan, hiç bir degerlendirme, yorum yapmadan dogrulamasi için geri iletir.
Etkin dinlemede dinleyen soruna çözüm sunmaz. Yukarda da belirttigimiz gibi ögretmenlerimiz, sorun ister ögrencinin ister kendilerinin olsun, her zaman soruna çözümler üretme zorunlulugu varmis gibi davranirlar. Etkin dinlemede sorunun sorumlulugu hep göndericide kalir ve anlasildigini anlayip rahatladiktan sonra sorunu için düsünmeye baslar. Etkin dinlemeyi iyi kullandigimizda karsimizdakinin y üksek sesle düsünmesini saglamis oluruz. Karsidaki dis-benden iç-bene dogru geçer ve kendi çözümlerini üretmeye baslar.
Asagida sunacagimiz tablo etkin dinlemenin daha anlasilir olmasina yardimci olacaktir.
Yansitici Dinleme
Kapali Tepki : Ögretmen, kabul etme ve anlama isteksizligini belirterek ögrencinin hislerine hak tanimaz.
Açik Tepki : Ögretmen, ögrencinin hissettiklerini ve yaptiklarini kabul ettigini belirterek onun hislerini tanir. Ögretmen anladigini gösterir. Bu tepki, ögrencinin sözleri ile yer degistirebilir.


Ögrencinin Sözü Kapali Tepki Açik Tepki
(aglayarak) Annem Babam Ah yavrum, ne kadar kötü! Üzgün hissediyorsun. bosaniyorlar.
Ögretmenim, Ali benden Simdi Aliyi kenara çeker, Ali’nin kopya çekmesine kopya çekti! bu isi hallederim. kizmis görünüyorsun.
Ortayi bitirip Liseye geçmek Evet, bazi hocalar sert ama Liseye geçiyorsun diye hem iyi gibi.. Istedigin dersi sen söyleneni yaparsan her heyecanli hem de endiselisin, seçebiliyorsun, daha çok sey yolunda gider. çünkü bazi hos seyler spor var filan. Ama bazi olacak, ama kati hocalara da hocalar çok sertmis galiba. rastlayabilirsin.
Bu yaz kampa gidiyorum! Çok iyi-simdi lütfen otur ve Çok heyecanli! dersimize devam ed elim.
Siz dünyanin en aksi Benimle nasil böyle Bana çok kizginsin! ögretmenisiniz! konusabilirsin!
Yetenek yarismasinda finale Merak etme, kazanirsin. Yarisma ile ilgili kaygilarin kaldim. Yalniz, yarisma oldugunu seziyorum. gerçekten çok çetin!
Etkin dinlemenin Sonuçlari
l. Karsidaki dis-benden iç-bene döner.
2. Duygulari diner, durulur.
3. Daha objektif bakmaya baslar.
4. Dinlenildigini hissetmek sorunu hafifletir.
5. Kabul edilmek ve isitilmek güvenini artirir.
6. Kisiligi gelisir. Kendisinin önemsendigini hisseder
7. Kendini daha iyi ifade etmeye baslar.
8. Güç kullanimini ortadan kaldirir.
9. Sevgiyi ve saygiyi çogaltir.
Iletisim Dilimiz (Sen Dili ve Ben Dili)
Ögretmen ögrencileri yaramazlik yaptiklari, dersi dinlemedikleri kurallara uymadiklari zaman uyarir, onlara kizar ve davranislarinin kötü oldugunu vurgular. Gerekirse ceza verir. Ama ögrenciler bir süre sonra ayni davranisa devam eder. Izin almadan konusulmaz, baskalarinin sözü kesilme z , yerlere çöp atilmaz, gürültü yapilmaz, ögretmen sessizce dinlenir, kavga kötüdür vb... Sözlerimiz çogunlukla kisa süreli etkiler yaratirlar. Bir süre sonra ise ayni sözleri tekrar etmemiz gerekir. Çünkü sürekli yargi, elestiri, suçlama ögrencilerin kend i lerinin gerçekten öyle olduklarina inanmalarina neden olur. Her zaman elestirilmeyi uyarilmayi beklerler. Baskalarinin kendilerini düzeltmesi gerektigine inanirlar. Kendi davranislarinin sorumluluklarini almaktan kaçarlar. Ögrencilerin kendi kendilerini kontrol etmesini saglamak için artik aliskanlik haline getirdigimiz geleneksel güç dilinden vazgeçmemiz gerekir. T. Gordon, bu dilde denetim, yönlendirme, cezalandirma gözdagi verme, sinirlar koyma, zorlama, kurallari hatirlatma sert olma, kinama, emir verm e , isteme sözlerinin sik sik kullanildigini ifade ederek güç yerine isbirligine, anlasmaya dayanan iletisimde ise sorunu çözme, etkilenme sözlesme isbirligi yapma, ortak bir amaçta birlesme, birlikte karar verme, ögrencilerle çalisma, karsilikli anlasmalar yapma, gereksinimleri karsilama, tartisma yapma, bir isi sonuçlandirma vb... (Gordon, 1993, s.14) sözlerin kullanilacagini açiklar.
Ögrenciyi olumsuz yargilayan dile "sen dili", ögretmenin sorun karsisindaki duygularini dile getirdigi dile ise "ben dili" d enir (Gordon. 1993).
Ögrencilere sen mesajlari gönderdigimiz zaman kendilerini kirilmis, degersiz ve kötü hissederler. Genellikle bu iletileri gönderenlerle isbirligine girmezler. Ögrenmeye, ögretmene okula ve git gide topluma uzaklasirlar. Kullanilan sen diline bir örnek vermek gerekirse:
Ögretmen ders yaparken ögrenci konusuyor ya da ilgilenmiyor... - - - Terbiyesizlik ediyorsun. Sus ve beni dinle!
Ben mesajinda ise kendi hissettiklerimiz, duygularimiz kaygilarimiz yer alir. Ben mesajlari tek basina soruna çözüm getirmezler. Ancak sizi anlayan ögrencinin çözüme yönelme olanagini artirirlar. Ben mesajlari üç ögeyi tam olarak ifade ederse ögrenciyi et kileyebilir.
1- Davranisin tanimi
2- Davranis karsisinda sizin hissettikleriniz, duygulariniz 3- Davranisin sizin üzerinizdeki somut etkisi.
Bunu daha somutlastirmak için bir kaç örnek verelim: Örnek 1 : Sinifta kosturmaca var.
- Sinifta kostugunuz zaman düsüp bir yerinizi sakatlayacaksiniz diye çok korkuyorum.
Örnek 2 : Yerde çöp var.
- Yere çöp attiginiz zaman kendimi kötü hissediyorum. Çünkü çöpleri her zaman ben toplamak durumunda kaliyorum.
Ben dilini yalnizca olumsuz davranislar yerine olumlu davranislar içinde kullanmak sinif iletisiminde paylasimi çogaltacaktir.
Ben mesajinin en önemli özelliklerinden biri ögrencinin kisiligi ile davranisini ayirmasidir. Ben mesajinda kisilige degil davranisa yönelinir. Ögrenci de, kisiligine yönelmedigini anlayarak isbirligine girer.
Asagidaki tabloda ben mesaji ve yansitici dinlemenin hangi durumlarda kullanildigini örnek olusturmasi açisindan sunuyoruz.
Iletisim: Dinleme Ve Gönderme
Ögretmenin, sorunun kime ait oldugunu saptadigi ve sonra yansitici dinleme mi yapacagi yoksa ben-mesaji mi gönderecegine karar verdigi durumlar.
Durum     Sorun Sahibi     Yansitici dinleme     Ben-mesaji
Ögrenci karnesine agliyor.     Ögrenci     Çok üzgün hissediyorsun çünkü notlarin istedigin gibi degil.     
Ögretmen sinifa girer havada kagitlarin uçustugunu görür     Ögretmen          Siniftan bir süre ayrilip geri döndügümde bunlari gördügüm zaman hayal kirikligina ugruyorum. Çünkü sizinle, yoklugumda nasil davranacaginiz konusunda anlastik saniyordum.
Ögrenci, ögretmene üzgün oldugunu çünkü bir arkadasi ile kavga edip ona kötü bir söz söyledigini anlatir.     Ögrenci     Arkadasini incittigin için çok kötü hissettigini görüyorum.     
Ögrenci iskemlesinde düsecek gibi oturmaktadir     Ögretmen          iskemlende kaykilarak oturdugunda düsüp bir yerini inciteceksin diye bayagi korkuyorum.
Ögrenci size annesinin hastanede ve ameliyat olacagini söyler.     Ögrenci     Annen hakkinda endise duyuyorsun     

Geleneksel güç dili sorunlari çözmüyor ve daha karmasik hale getiriyor. Belki kisiligimizin bir parçasi haline gelmis bu dili terketmemiz sorunlarin çözümüne yönelik bizim tarafimizdan atilacak önemli bir adim olacaktir. Alisilagelmis bir seyin yerine yen i bir sey koymanin zorlugunu biliyoruz. Ama bunu istersek basarabilecegimizi de biliyoruz. Bunun için bazi öneriler:
- Ögrencilerinizi anlayin ve onlara kendinizi iyi anlatin.
- Onlarin duygularina önem verdiginizi gösterin.
- Saygi iliskisini konusmalariniza yerlestirin.
- Ögrencilerin özel duygu ve anlarina mutlaka ilgi gösterin.
- Onlara arkadasça ve sevgiyle yaklasin bunu ifade edin.
- Onlara güvendiginizi gösteren davranislar gelistirin.
Okul ve sinifta sorunlarla karsilasildiginda geleneksel tepki ve dilini degistiren ögretmenlerin daha rahat edecekleri görülecektir. Hem böylece ögrencilerde sorumlu davranislar gelistirecekler hem de kimsenin kaybetmedigi, ortak kararlarla olumsuzluklarin asilabilecegi bir ortam yaratilmis olacaktir.
Istenmeyen davranislarin ortadan kaldirilmasinda yukarida siralanan yaklasimlar yeterli olmayabilir. Bunlar disinda asagida incelenen bölümlerin de sinif atmosferine yansiyan yönleri vardir. Konunun daha net sekilde görülebilmesi için bunlarin açiklanmasini gerekli görüyoruz.
Okul Aile Iliskisi
Ögrenciler yasantilariyla ilgili bir çok temel seyi aile çevrelerinden ögrenirler. Bu ise onlarin davranislarina, inançlarina, iletisim tarzlarina yansir. Okulun belirlenen amaçlarina ulasmasi ve çocugun toplumsallasmasinda (istenilen insani yetistirmede) okulun ve ailenin egitim süreçlerinin birbirlerini bütünlemesi ve tutarlilik göstermesi gerekir. Bugün okul ve aile arasinda ailenin ekonomik sorunlarindan ve okulun v e liyi sadece bu yönlü katkiya zorlamasindan, zaman sorunundan, ailenin okula yönelik bakis ve anlayislarindan, okulun onlari egitim süreçlerine katma olanaklari yaratmamasindan, ögretmenlerin velilere yönelik olumsuz tutumlarindan vb.... kaynaklanan kopukl u klar yasanmaktadir. Bu durumun degistirilerek ailenin okula katkisinin saglanmasi gerekmektedir. Bu noktada ögretmenler gerek ögrencilerinin sorunlarinin sinif disi etkenlerinin ortadan kaldirilmasinda, gerekse demokratik bir okul isleyisini olusturma açi s indan ailelerin egitim süreçlerine katilimini saglamada ve okulun topluma açilmasinda islevsel davranislar ve etkinlikler gelistirebilirler. Gelistirmelidirler. Bunlar neler olabilir?
- Ailenin olanaklarini, gereksinimlerini, deger ve inanislarini tanimak.
- Onlarin katilimina uygun zaman ve olanaklari yaratmak (aksam toplantilari, sinif
etkinliklerinde görev verme, zaman zaman derslere katilma vb.).
- Onlari sadece sorun oldugunda ve para için degil, baska katkilar için de çagirmak. -
- Çocuklarinin basarilari için mektup yazmak.
- Aileleri ziyaret ederek ev ortamlarini paylasmak.
- Çocuklarin basarilarini paylasmak.
- Ailelere yönelik egitsel faaliyetler düzenlemek (Söylesi, panel vb.)
- Egitim sorunlarini (okulda) içeren okul gazetesi çikarmak.
- S izlerin yaraticiliginizla, çogaltabileceginiz çesitli çalismalar.
Okul Yöneticileri
Okul yöneticisinin egitimin niteliginin, kalitesinin arttirilmasinda ögretmenlere destek ve yön veren, ögretmenlerin mesleki motivasyonlarini ve bagliliklarini gelistirmek için olanaklar hazirlayan, ögretmenlerin okulda karar süreçlerine katilmasini saglayan, onlarin saglikli iliskiler ve çalisma kosullarinda görev yapmasi için özen gösteren iletisim becerisi yüksek kisiler olmasi gerekir. Oysa çog u nlukla bu niteliklere bakilmaksizin ve maalesef siyasal tercihlere göre yönetici atamalari okulun gelismesini engeller durumdadir.
Ögrenci sorunlarinin çözülmesinde ve basarinin arttirilmasinda nasil ki aile ve okul isbirligi zorunlu ise yönetici ve ögretmenlerin anlayis ve uygulamalarinin isbirligi içerisinde olmasi gerekir.
Tüm olumsuzluklara ragmen demokratik davranisli ve örgütlü ögretmenler mevcut durumun degistirilmesi, gelistirilip zenginlestirilmesi açisindan uygulanabilir proje ve önerilerle okul yöneticilerini bir anlamda hizmet içi egitime zorlamak durumundadirlar.
Yönetici (okul)-ögretmen ve aile isbirligi ögrenci sorunlarinin asilmasinda en önemli üçlü saç ayagini olustururlar. Bunu saglamak ögretmen yükünün yari yariya azaltilmasi anlamina gele cektir.
Ders ve Sinif Ortamini Düzenleme
Istenmeyen davranislarda derse motivasyon ve ilgi eksikligi de önemli rol oynar. Ögretmenler dersi çok iyi planlayarak derse girmelidirler. Konularini, amaçlarini, araçlarini, yöntemlerini, nasil giris yapacaklarini, bilgilerin nasil kazandirilip, degerlendirmenin nasil yapilacagini çok iyi hazirlamalidirlar. Dersin ögrenciyi merkez alarak yürütülmesi, ögrenci ilgilerinin sicak tutulmasi, onlarin düsünme ve elestirmelerinin desteklenmesi ilgi çekici araç-gereçlerin kullanilmasi, ögretmenle ögrenci arasindaki etkili iletisim ve farkli ilgilere cevap veren bir ders... sinifta sorunlarin azalmasina ve ögrencinin daha çok ögrenmeye yönelmesine neden olur. Her seye ragmen ögretmenler çikabilecek s orunlara ve ilgi dagilmalarina hazirlikli olmali, kendi yaraticiligini kullanarak ögrenciyi tekrar derse katabilmelidir. Derse hazirlikla birlikte sinif da ögrenciyi derse güdüleyecek düzen ve renklilikte olmalidir.
Dört duvar, karatahta, rahat olmayan sira ve masalar, hemen hiç degismeyen, ayni monotonlukta islenen dersler. Ezber bilgiler; siniflarin kalabalikligi. Böylesine bir ortamda ögrencilerden sorun çikarmamalarini beklemek bizce haksizlik gibi geliyor.
Ögretmenler sinif ortamlarinda yapacagi degisikliklerle de kabul edilemez davranislari düzeltebilirler. Bu onlarin yaraticiligina baglidir. Biz burada onlara isik tutabilecek bazi önerilerde bulunmak istiyoruz.
o    Görsel ve isitsel araçlar kullanin (telev izyon izlemek, müzik dinletmek)
o    Konularla ilgili konuk konusmacilar çagirin.
o    Kitapligi hepsinin kullanabilecegi çekicilik ve zenginlige kavusturun.
o    Sinifin aydinlatilip karartilmasinda degisiklikler yapin.
o    Ayri özel çalismalar için köseler olus turun.
o    Sanat köseleri ve tartisma bölümleri olusturun.
o    Sinema, tiyatro, resim sergisi vb. gibi kültürel etkinleri izletin.
o    Geziler düzenleyin.
o    Siniflari zaman zaman birlestirin.
o    Oturma düzenini degistirin (Birbirlerini görecek sekilde).
o    S inifta etkili ve isleyen görev paylasimlari yapin.
o    Bazi dersleri disarida yapin.
o    Bireysel çalisma zamanlari iyi ayarlayin.
o    Derslerde dersin ve konunun içerigine uygun oyun ve dramaya sik sik bas vurun.
SINIFTA ILETISIM
Sinifta egitsel amaçlara ulasmak için kullanilan en etkin araç, sözlü ve sözsüz iletisimdir. Ögretmenin bu iletisimde kullandigi dil ögrenci basarisini, düzeyini ve ögrencinin verecegi geri bildirimi etkiler ve belirler. Yargilayici, suçlayici dil ögrencinin kendini içe kapamasina, ögretmenle isbirligini kesmesine neden olur. Bunun yerine betimleyici yani durumun açik olarak anlasilmasina yarayan dil ise iletisimin gelismesine ve güvenilir olmasina yardim eder.
Dilin yani sira iletisimde göz temasi, dokunma, basla onaylama, ögrenciye yakin olma, gülümseme gibi sözsüz iletilerde iletisimin olusmasinda olumlu katkida bulunur. Ögrenciyi önemseyen, kabul eden iletisim dili onu cesaretlendirir ve rahat iletisim kurmasina yardimci olur.
Kisaca egitimde iletisim tüm çabalarin üzerine oturdugu asil belirleyicidir. Saglikli ve etkili bir iletisim egitim amaçlarina ulasmayi kolaylastirdigi gibi ögrencilerin de gelisimine, degisimine önemli katkilar sunar.
Ne yazik ki bugün kullanilan iletisim dili toplumsal yasamimizin her alaninda oldugu gibi okullarimizda da geleneksel güç ve otorite dilidir. Anlamaktan çok kabul ettirmeye ve bastirmaya yöneliktir. Susan, sormayan, ögretmenin her söyledigini yapan çocuk akillidir, uysaldir. Kabul ve onay görü r . Örgencilerle kurdugumuz iletisimdeki davranis ve dilimizde daha çok bu geleneksel kabul görmüs ögrenciyi yaratmaya yöneliktir.
Yabancisi olmadigimiz bu dile bazi örnekler:
- Sesini kes ve beni dinle!
- Söyle yapman gerekir.
- Daha çok çalissaydin iyi not alabilirdin.
- Söyle bakalim bu sefer ne yaptin?
- Zeki çocuk! Madem bu kadar bilgilisin okula neden geliyorsun!
- Senin sorununun ne oldugunu sana söyleyeyim.
- Eger bir daha böyle davranirsan....
- Disipline gitmek istiyorsun herhalde.
- Senin numaran kaçti bakayim? Not defterini süsleyeyim.
- Kendini neden evde unutmadin?
Iletisim sonsuz bir okyanus ve bizlerin yukarida bazi örneklerini sundugumuz iletisim dilimiz ise belki istemeden, farkinda olmadan kullandigimiz bu okyanusun çok küçük ve olumsuz parçalari.
Okullarimiz ve siniflarimizda yönetici ve ögretmenlerin yanlis anlayis, inanis, deger ve tutumlari ögrencilerle kopuk, yüzeysel iletisime neden olmaktadir. Her iki tarafta kendini anlatmakta güçlük çekerek ve sorunlarin üzerini kapatarak yasamaktadir.
Söyle bir karsilastirma bu sorunun önemini anlamamiza yardimci olabilir:
“Trafik ülkemizin en basta gelen sorunlarindan biri. Yilda ortalama kaç trafik kazasi oldugunu, bu kazalardaki maddi hasari, ölen-yaralanan ya da sakat kalan insanlari istatistiki verilerle tespit edebilir, önlemeye yönelik çözümler üretebiliriz. Ne var ki okullarimizdaki iletisim kazalari sonucu psikolojik sorunlar yasayan, kirilan, basarisizliga ugrayan, gelecegi kararan çocuklarimizi istatistiksel v e rilerle açiklama ve önlem alma sansina sahip degiliz. Ama toplumsal yasamda sonuçlariyla karsilastigimizda bunu fark edebiliyoruz.”
Etkili bir egitimin ve ögretimin gerçeklesmesi ögretmen ve ögrenciler arasinda çok özel bir bagin yaratilmasina baglidir. Bu bagin kurulmasinda ögretmenler ahlakçi, komutan, bilgiç, yargiç, elestirmen rollerini birakarak ve kendilerini degistirip yenileme gücü göstererek ögrencilerinin kendilerini fark etmelerini, yaraticiliklarini ortaya koymalarini saglayabilirler.
Simdi iletisim, iletisimi etkileyen nedenler ve saglikli iletisim için iliski ilkeleri üzerinde durarak bu süreci daha yakindan anlamaya çalisalim.
Iletisim
Kisilerarasi iliskilerde yollanan mesajlarin karsilikli olarak hem alinip hem verildigi hem de yorumlanip sonuç çikarildigi bilgi üretme aktarma ve anlamlandirma süreci diye tanimlanabilir. Iletisim sürecini asagidaki sekilde oldugu gibi açiklayabiliriz.

1. DUYUYOR, GÖRÜYOR MUSUNUZ?
2. DUYUYOR DA DINLIYOR MUSUNUZ?
3. DINLIYOR DA, ANLIYOR MUSUNUZ?
4. ANLAYIP ANLAMADIGINIZI TEST EDIYOR MUSUNUZ?
5. FARKLILIKLAR ARASINDA BENZERLIKLERI GÖRÜP ALTLARINI ÇIZIYOR MUSUNUZ?
6. HEM ALICI, HEM DE VERICI OLARAK MESAJ DAKIKLIGINIZ VAR MI?
Biz iletisimi ögretmen-ögrenci iliskisi açisindan yorumlayip degerlendirecegiz. Ögretmen-ögrenci iletisiminin saglikli olabilmesi asagida açiklanan iliski ilkelerine uygun davranilmasi ile daha olanakli hale gelir.
1. Her ögrencinin kendine özgü özellikleri olduguna inanilmasi: Ögrencilerin farkli özelliklerini görmeyen bir çerçeveden onlara yaklasmak iletisimi keser.
2. Ögrencinin kabul edilmesi : Ögrencinin oldugu gibi kabul görmesi onu anlama ve onunla iletisim kurmada ilk ve en önemli adimdir. Ancak kabul onay degildir . Ögrencinin insan olarak kabul görmesi, yaptigi yanlislara onay anlami tasimaz.
3. Ögrencilerin sorunlarini çözebilecegine inanma :. Ö grencilerin karsilastiklari tüm sorunlari disaridan baskalarinin çözmesi, onlarin ögrenm e ve sorun çözme becerilerini engeller kendilerine güveni olumsuz etkiler.
4. Iletisimde maske kullanmama: Ögrenciye açik, dürüst ve anlasilir sekilde davranmak onda da bu yönde gelisim saglar.
5. Tutarlilik. Duygu, düsünce ve davranislarda tutarlilik ögrencide ayni yönde gelisim saglar: Çünkü ögrenciler ögretmenlerini model olarak alirlar.
6. Kendini ögrencinin yerine koyma (Empatik anlayis): Ögretmenlerin kendilerini ögrencilerin yerine koyarak onun gibi bakabilmesi onun hissettiklerini yasamasi ve geri bildirmesi ögrencide anlasildigi düsüncesini yaratarak daha çok kendisini ifade etmesine yol açar.
Bu iliski ilkeleri ögretmen-ögrenci iletisiminin niteligini belirler. Egitim faaliyetlerinin çok renkli, yaratici ve demokratik bir hava içerisinde olusmasina zemin hazirlar.
Iletisimi Etkileyen Nedenler
Günlük yasantimizda sürekli zihinsel ve bilissel etkinlik gösteririz. Gördüklerimiz, isittiklerimiz, zihnimizde bunlara verdigimiz anlamlar, unuttuklarimiz, hatirladiklarimiz kendimiz ve çevremize iliskin gelistirdigimiz, kalip düsünceler, semalar kuracaginiz iletisimleri büyük ölçüde etkilerler (Ü. Dökmen- Iletisim Çatism a lari ve Empati s.72).
Bu süreçte hepimiz özelliklerimize uygun sonuçlari çikarip iletisimlerimizde kullaniriz. Kaliplasmis düsünceler diyebilecegimiz ve bireysel dogrularimizi içeren, bir anlamda da bireysel anayasalarimiz olan düsüncelerin büyük bir bölümü karsimiza çogunlukla iletisim engeli olarak çikarlar. Bunlardan bazilarini söyle açiklayabiliriz:
Kontrol Yanilgisi: Çevre bizi kontrol ediyor. Yaptiklarimizdan çevre sorumlu veya baskalarinin davranis ve duygularindan biz sorumluyuz.
Asiri Genelleme: Te k bir davranis ve özellikten hareketle bunun herkes için her yerde geçerli oldugunu düsünme.
Kutuplasmis Düsünce: Ya siyah ya beyaz. Baska renkler yok.
Zihin Okuma: Ne söyleyecegini dinlemeden anlama, dinlememe. Ben onun ne söyleyecegini bilirim.
Dogruluk Abideligi : Benim seçtigim bir kaç renk dogru diger renkler yanlistir.
Etiketleme-Toptancilik: Yapilan isle yapanin kisiligini ayiramama. Herhangi bir özellikle bütünü yargilama.
Mutlakçilik: Edinilen bir takim kurallar asla degismez.
Fedakarlik: Kendi iste klerini bir yana birakip baskalarinin istedigi gibi davranma (gelecege yatirim [Fedakarlik gelecege yatirim olmamali]).
Yukarda açiklanan kaliplasmis düsünceler ve benzerleri davranislarimizi yönlendirir ve iletisim çatismalari yaratir. Kültürel, fiziksel ve sosyal çevre, ihtiyaçlar, duygu algi, iletisim becerisi farkliliklari yukaridaki düsüncelerin olusmasini saglayan temel faktörlerdir. Bu düsünce ve faktörler toplumsal yasamimizda kabul görmüs kliselesmis bazi geleneksel düsünce kaliplarini günlük yasa m imiza aktararak davranislarimizi sekillendirirler. Asagidaki karsilastirma iletisimlerimizi etkileyen düsüncelerin nasil olmasi gerektigi konusunda bize isik tutabilir.
Geleneksel Düsünceler Haklar ve Özgürlükler
l. Kendi i htiyaçlarimizi baskalarinin l. Ihtiyaçlarini elde etme hakkina sahibim. ihtiyaçlarindan önde tutmak Baskalari da benim isteklerimi reddetme bencilliktir. hakkina sahiptir.
2. Yanlis yapmak utanç vericidir. Muhakkak 2. Yanlis yapma hakkina sahibim.
duru ma uygun davranmaliyiz.
3. Fikir ve davranislarimizda net ve 3. Fikir ve davranislarimi degistirme hakkina kararli olmaliyiz. sahibim.
4. Düsünce ve duygular akilci 4. Düsünce ve duygularimi açiklama hakkim olmayabilir. Bunlari açiklamak yanlistir vardir.
hatta çilginliktir.
5. Otorite konumundaki kisilere karsi 5. Kendi görüs ve inançlarimi olusturma çikmamamiz, saygi göstermemiz hakkim var. Benim fikirlerime baskalari gerekir; onlari dinleyip ögrenmeliyiz. saygi göstermelidir.
6. Insanlarin sözünü asla kesmemeli, 6. Karsimdakileri iyice anlamak için soru konusurlarken soru sormamaliyiz. sorma hakkina sahibim.
7. Yardim istemek baskalarini rahatsiz 7.Insanlardan yardim ve destek istemek.
eder hakkim var.
8. Yaptigimiz islerde basarili olmak 8. Basarili olmak ya da olmamak hakkina zorundayiz. sahibim.
9. Insanlarin anlattiklarini dinlemeliyiz. 9. Insanlarin anlattiklari ile ilgilenme veya
ilgilenmeme hakkina sahibim.
10. Uyumlu olmali, baskalarini 10. Baskalarini elestirmek hakkimi gerekirse elestirmemeliyiz. kullanabilirim.
11. Kendimizi kötü hissedersek, bunu 11. Sorunlarim oldugunda sessiz kalmak kendimize saklamaliyiz. hakkim oldugu kadar kendimi ortaya koyma hakkim da vardir.
Ögretmenlerde Yanlis Inançlar:
Ögrencilerin ekonomik, sosyal ve kültürel ortamlari, kalitim, aile içi siralamasi, model alinan büyükler, (ne yazik ki çocuklar, büyüklerin en kötü yönlerini alirlar) karsilastiklari disiplin yöntemleri onlarin davranislarinda etkili olur. Ögrencilerde henüz kaliplasmis düsünceler ve degerler yoktur.
Bu degerleri ancak kurduklari iletisimlerle ögrenirler. Ögretmenler ise genel olarak yukarida siraladigimiz geleneksellesmis ve kaliplasmis düsünceler çerçevesinde ögrencileri ile olan iletisimlerine tipik inançlar gelistirerek yaklasirlar.
Bu tipik inançlari, ögretmen davranislarini ve ögrencilere etkilerini asagidaki tablo ile göstermeye çalisacagiz:
Ögretmenlerin Inanç ve Davranislari
Etkisiz Özellikleri
Ögretmenin Inanci Ögretmenin Davranisi Ögrencilere Etkileri
Kontrol etmeliyim. Itaat talep eder. Ceza ve Isyan eder; kazanmali veya
ödül verir. hakli olmalidir.
Kazanmaya çalisir. Kendinin Endiselidir.
hakli, ögrencinin haksiz Intikam arastirir.
o ldugunu iddia eder. Asiri Yasamin adaletsiz olduguna
korur. inanir.
Vazgeçer.
Kaçar, yalan söyler, çalar. Öz-
disiplin yoktur.
Ben üstünüm. Ögrencilere acir. Kendine acimayi ve
Sorumlulugu üstlenir. baskalarini suçlamayi
Asiri korur. ögrenir .
Kendi üstünlügüne inanir. Baskalarini elestirir.
Ögrencileri asagilar. Yasamin adaletsiz olduguna
inanir.
Bagimli olur.
Üstün olma ihtiyacini hisseder.
Hakkim var. Esitlik ve dürüstlük ile asiri Baskalarina güvenmez.
Bana borçlusun. ilgil enir. Yasamin adaletsiz olduguna
Sartli verir. inanir.
Sömürüldügünü düsünür.
Sömürmeyi ögrenir.
Mükemmel olmaliyim. Herkesin mükemmel Hiçbir zaman yeteri kadar iyi
olmasini bekler. olamadigina inanir.
Hata bulur. Mükemmeliyetçi olur.
Baskalarinin ne Umutsuz hisseder.
düsündügüne asiri önem Baskalarinin fikirlerine asiri
verir. önem verir.
Kendi çikarlari için
ögrencileri zorlar
Ben önemli degilim. Gevsektir. Kendi istedigini elde etmeyi
Kilavuz sinir çizmez. bekler.
Ögrencilerin isteklerine Kafasi karisiktir.
boyun eger. Baskalarinin haklarina saygi
Hayir demekten suçluluk göstermez.
Duyar. Bencildir.


Tabloda sonuçlariyla gördügümüz ögretmen inanis ve davranislarinin alternatifi olabilecek etkili özellikleri karsilastirmaniz açisindan asagidaki tabloda sunuyoruz.

Etkili Özellikler
Ögretmenin Inanci Ögretmenin Davranisi Ögrencilere Etkileri
Ögrencilerin karar Seçeneklere izin verir. Öz-güven hisseder.
verebildigine Tesvik eder. Çabalar.
inaniyorum. Katkida bulunur.
Sorun çözen
beceriklidir.
Herkeste esitlige Ögrencilere inanir ve saygi Öz-güven, bagimsizlik,
inaniyorum. duyar. sorumluluk hisleri gelisir.
Bagimsizligi tesvik eder. Karar vermeyi ögrenir .
Seçim hakki tanir. Kendine ve baskalarina
Sorumluluk verir. saygi duyar.
Ögrencilerden isbirligi Esitlige inanir.
yapmalarini bekler.
Karsilikli saygiya Esitligi destekler. Kendine ve baskalarina
inaniyorum. Karsilikli saygiyi tesvik eder. saygi duyar.
Suçluluk hislerine destek Topluma ilgi giderek artar.
vermemeye çalisir. Baskalarina güvenir.
Ben insanim; mükemmel Gerçekçi standartlar koyar. Isi ile ilgilenir, kendini
olmama cesaretine Olumlu yönlere yogunlasir. yüceltmeyi bir ke nara
sahibim. Tesvik eder. birakir.
Kendi imaji ile ilgilenmez. Hatalari, gelisme için firsat
Sabirlidir. sayar.
Yeni deneyimlere girmekten
korkmaz.
Baskalari için hosgörü
sahibidir.
Kendim dahil herkesin Karsilikli saygiyi tesvik eder. Sinir bilir ve kabul eder.
önemli olduguna Katilimi destekler. Baskalarinin haklarina saygi
inaniyorum. "Paspas" olmayi reddeder. gösterir.
Ne zaman sinir koyacagini
ve hayir diyecegini bilir.

Ögretmen-ögrenci iletisiminde ögretmenler "etkisiz özellikler" bölümünde ele alinan inanis ve degerlerin sonucu olarak ögrencilerin sorunlari ile karsilastiklarinda çogunlukla asagida örnekleriyle ifade edecegimiz ve sorun halinde kullanildiklarinda ögrencide olumsuz sonuçlar yaratan ve ögrenci-ögretmen ile t isimini bozan, kisaca iletisim engelleri diyebilecegimiz yöntemlere basvururlar.
Iletisim Engelleri
Sorun halinde iletisim engelleri olarak siralanan bu maddeleri ve ögrencide yarattigi sonuçlari söyle siralayabiliriz.
1. EMRETME, YÖNETME
"Yapman gerekir ..................", "Yapmak zorundasin................,"
- Korku ya da aktif direnç yaratabilir;
- Söylenenin tersini "denemeye" davet edebilir;
- Isyankar davranisa ya da misillemeye yol açabilir;
- Çocuga kendini önemsiz hiss ettirir.
2. UYARMA, TEHDIT ETME (GÖZ DAGI VERME)
"................... yapmazsan ................... olur", "Ya yaparsin, yoksa ..................,"
- Korku, boyun egme yaratabilir;
- Söz konusu sonuçlarin gerçekten meydana gelip gelmeyecegini "denemeye" y ol
açar;
- Gücenme, kizginlik, isyankarliga neden olabilir;
- Kendine saygi duyulmadigini düsündürür.
3. AHLAK DERSI, VAAZ VERME
"............... yapmaliydin", "senin sorumlulugun", ".............. söyle yapmak gerekir"
- Zorunluluk ya da suçluluk duygulari yaratir;
- Çocugun durumunu daha siddetle savunmasina yol açabilir; (Kim demis?)
- Çocugun sorumluluk duygusuna güvenilmedigi izlenimi verir;
- Onun degerlerinin önemli olmadigi hissettirir.
4. ÖGÜT VERME, ÇÖZÜM GETIRME, FIKIR VERME
"Ben olsam ...................", "Neden ................... yapmiyorsun?",
"Bence ...................", "Sana sunu önereyim..................."
- Çocugun kendi sorunlarini çözmekten aciz oldugunu ima eder;
- Çocugun sorunu bütünüyle düsünüp, degisik çözümler getirip seçenekleri denemesine engel olur;
- Bagimlilik ya da direnme yaratabilir.
5. MANTIK YOL UYLA INANDIRMA, TARTISMA
"Iste su nedenle hatalisin ...................", "Olaylar gösterir ki ....... ...........,"
"Evet ama ................... ", "Gerçek su ki .................. ,"
- Savunucu tutumlari ve karsi koymayi kiskirtir;
- Çogunlukla çocugun ögretmenle iletisimi kesmesine ve artik dinlememesine yol
açar;
- Çocugun kendini beceriksiz ve yetersi z hissetmesine neden olabilir;
- Bikkinlik ve nefret uyandirir.
6. YARGILAMA, ELESTIRME, SUÇLAMA
"Olgunca düsünmüyorsun ..................." "Sen zaten tembelsin ..................."
- Çocugu olumsuz bir yargiya hedef olma ya da azarlama korkusuyla iletisimi kesmesine yol açar;
- Genellikle çocuk yargi ve elestirileri gerçek olarak algilar ("Ben kötüyüm! ") ya da karsilik verir ("Siz de daha mükemmel degilsiniz! ")
- Benlik saygisini asindirir.
7. ÖVME GÖRÜSÜNE KATILMA, TESHIS KOYMA
"Çok güzel ...................""Haklisin, o ögretmen berbat birine benziyor"
"Bence harika bir is yapiyorsun..................."
- Beklentilerinin çok yüksek olduguna ima eder;
- Istenilen davranisi yaptirabilmek için, söylenen içtenlikten yoksun bir manevra gibi algilanabilir;
- Çocugun öz-imgesi (kendini algilayisi) ile övgü uygun degilse çocukta kaygi yaratilabilir;
- Aliskanlik yapar, yoklugu elestiri olarak algilanir.
8. AD TAKMA, GÜLÜNÇ DURUMA DÜSÜRME
"Koca bebek..................." "Hadi bakalim süpermen" "Geri zekali"
"Hadi sen de sulu göz!"
- Çocugun kendini degersiz hissetmesine, sevilmedigi kanisina varmasina yol açabilir;
- Çocugun öz-imgesi üzerinde çok olumsuz etkileri olabilir;
- Genellikle ka rsilik vermeye iteler.
9. TAHLIL ETME, TESHIS, TANI KOYMA
"Senin derdin nedir biliyor musun?" "Herhalde çok yorgunsun"
"Aslinda sen öyle demek istemiyorsun"
- Tehdit edici, tedirgin edici olabilir ve basarisizlik duygusu uyandirabilir;
- Çocuk kendini koru masiz, kirilmis hisseder, kendisine inanilmadigi kanisina varabilir;
- Çocuk, yanlis anlasilma endisesi ile iletisimi keser.
10. GÜVEN VERME, TESKIN, TESELLI ETME
"Aldirma ...... Bos ver. düzelir ..................." "Hadi biraz neselen ...................
"Zamanla kendini daha iyi hissedersin......"
- Çocugun kendini "anlasilmamis" hissetmesine neden olur;
- Kizginlik duygulari uyandirir ("Size göre kolay tabi")
- Çocuk genellikle mesaji "Kendini kötü hissetmen dogru degil" biçiminde algilar.
11. INCELEMEK, ARASTIRMAK, SORUSTURMAK
"Neden?.......Kim? ....... Sen ne yaptim? ....... Nasil?......,"
- Sorulan cevaplama genellikle elestiri veya zorunlu çözüm getirdiginden, çocuklar genellikle hayir demeye, yari dogru cevap vermeye, kaçmaya yönelir veya yalan söylerler;
- Sorular genellikle soru soranin nereye varmak istedigini açiklamadigindan, çocuk korku ve endiseye kapilabilir;
- Ögretmenin endiselerinden dogan sorulara cevap vermeye çalisan çocuk kendi sorununu, gözden kaçirabilir.
12. KONU DEGISTIRME, ISI ALAYA VURMA, SAKACI DAVRANMAK
"Daha güzel seylerden konusalim .........", "Sen neden dünyayi yönetmiyorsun?"
-Yasamin güçlükleriyle savasmak yerine, onlardan kaçinmak gerekli mesajini ima edebilir;
- Çocuga sorunlarinin önemsiz, saçma ve geçersiz oldugu anlamini verebilir;
- Çocuk bir güçlükle karsilastiginda açik davranmaktan çekinebilir;
- Kendisi ile ilgilenilmedigini, kendisine saygi gösterilmedigini düsündürür.
Burada özellikle sunu vurgulamakta yarar görüyoruz. Bu tür yaklasimlar sadece çocuk önemli bir sorunla karsilastiginda iletisim engeli haline gelir. Sorun olmadigi durumlarda bu yaklasimlar isim takma, küçük düsürme gibi yaklasimlar disinda her zaman yardimci olabilir, kullanilabilir.
KAYNAKÇA
GORDON, Thomas. Etkili Ögretmenlik Egitimi. Ya-pa Yayinlari: 1993
TEZCAN, Mahmut. Egitim Sosyolojisi 1996.
FREIRE, Paulo. Ezilenlerin Pedagojisi. Ayrinti Yayinlari: 1991
BASAR, Hüseyin. Sinif Yönetimi. Pegem Yayinlari, 1994.
HESAPÇIOGLU, Muhsin. Ögretim Ilke ve Yöntemleri. Beta Yayinlari: 1992
DÖKMEN, Üstün. Iletisim Çatismalari ve Empati. Sistem Yayinlari:
ÖZER, Kadir. Iletisimsizlik Becerisi Varl ik yayinlari, Istanbul 1995
ÖZER, Kadir. Duygusal Gerilimle Basedebilme/ Ben Degeri Tiryakiligi Varlik Yayinlari, Istanbul 1995
NAVARO, Leyla. Beni Duyuyor musun? Ya-pa Yayinlari 1995 Istanbul
YÖRET. Egitim Programlari
YÖRÜKOGLU, Atalay. Yasadikça Egiti m, Nisan 1994.
STET. ( Etkili Ögretmenlik Için Sistemli Çalisma Egitim Programi)
YALIN, Ibrahim; HODGES, Lovell; ÖZDEMIR, Servet. Her Yönüyle Ögretmen Olabilme. MEB Hizmetiçi Egitim Dairesi
YILDIRIM, Lale. Ilkögretim Birinci Kademem ögretmenlerinn Demokrat ik Tutum ve D avranislariyla Ögrencilerin Demokratik Davranislari Arasindaki Iliski. Yayinlanmamis Y.L.T. A.Ü.S.B.F.. 1994.
ÖZCAN, Ali Osman. Ögretmenlik Davranislari. M.Ü Atatürk Egt. Fak. 1995.
Özel Kültür Okullari Egitim Arastirma-Gelistirme Merkezi Egitimde Arayislar 1. Sempozyumu/Egitimde Nitelik Gelistirme, 13-14 Nisan 1991

SINIF YÖNETIMI VE ÖGRENCILERLE KURULACAK IYI ILISKININ ANAHTARLARI

HAZIRLAYAN


SERPIL AKSAKAL

SAMSUN MITHAT PASA LISESI REHBER ÖGRETMENI


SINIF YÖNETIMI
Sinif diger ortamlara benzemeyen ,kendine has özellikleri olan bir yerdir.Ögretmenin bu nedenle sinif ortaminda farkli bir takim rolleri vardir.Bu roller çok degisik bir sekilde belirtilse de genel olarak su sekilde ifade edilebilir:
    müsavirdir,tavsiyelerde bulunur

    danismandir,yardimci
olur
    disiplin saglayicidir

    bilgi
verici,güdüleyicidir
    dis dünya ve sinif arasinda
aracidir
    ögreticidir

    ana-baba vekilidir

    düzenleyici ve
deger tasiyicidir.
Sinif yönetimi ögretmenin en önemli görevlerinden biridir.Çünki sinif yönetimi sayesinde ögrenmeye ayrilan zaman artar.Dolayisiyla bosa giden zaman azalir.Sinifta düzen ve tutarli beklentiler gelisir.Ancak sinif yönetimi için önce sinifi tanimak gerekir.
Ögretmen sinifta ögrencilerle anlasmak ,uzlasmak durumundadir.Onlari ikna ederek yeni davranis gelistirmelerini saglayabilir.Ögretmenlerin genellikle kullandiklari uzlasma stratejileri sunlardir.
1.Söz verme ve tehdit:”yaparsan seni ödüllendirecegim”yada “yaparsan seni cezalandiracagim”
2.Asiri istekler veya yalanci ilimlilik:Yüksek beklenti ifade edip sonra pazarlikla düsürme
3.Dikkat çekici öyküler:Ögrencilerine baska sekilde davrandiklarinda hos olmayan sonuçlarla karsilasabileceklerini ima eder.
4.Üst yetkililere sikayet:”benim sahsen bir itirazim yok ama müdüre yada anne-babana söylememi ister misin”
5.Blöf.Ögretmenin uygulamayacagi cezalari uygulayacakmis gibi davranmasi.
6.Kisisel sikayet:”Beni hayal kirikligina ugrattin”
7.Geleneklere sikayet:”bu okulda hiç böyle bir sey olmamisti”
8.Yüceltme:”bu yüce bir davranistir ama henüz sizin bunu anlamaniz zor”
9.Genellestirilmesine sikayet:”herkes böyle yaparsa o zaman ne yapariz”
10.Böl ve yönet:Ögrenciler arasinda uzlasmazlik olan bir konuda”eger hepiniz uzlasirsaniz bunu düsünecegim”
11.Erteleme:”bunun hakkinda düsünecegim”
12.Haklari imtiyazlara dönüstürme:Gerçeklesecek durumlari sanki kendisi buna taraftarmis gibi gösterme
13.siki tedbir
Bu uzlasma davranislarindan bazlari ögrenciler tarafindan da kullanilir.Ancak ögrenciler tarafindan kullanilan baska uzlasma teknikleri de vardir.
1.Kaydirma:Ögrenci konuyu istedigi tarafa kaydirir.Sik soru sorma,ögretmen istegi reddettiginde küsme,ögretmenle isbirligini azaltma
2.Adalete sikayet:”ona izin verdiniz bana niye vermiyorsunuz”
3.Böl ve yönet:”diger ögretmenler öyle yapiyor siz niye yapmiyorsunuz”
4.Ögretmenlerin seçici kullanimi:Ögrenci ögretmen ve yeni ögretmenler yeni isteklere daha yatkindir.
5.Üst yetkiliye sikayet:”annem olmadigini söyledi ama”
6.Grup isbirligi:Sinifin ögretmene karsi birlesmesi(tehlikeli boyutlara ulasabilen bir durumdur.)
Tecrübeli ögretmenler ögrenci stratejileri karsisinda nasil davranacaklarini daha iyi tespit edebileceklerdir.

ETKILI SINIF YÖNETIMININ ILKELERI

    Ögrencilerin kapasitesi çok
önemlidir.
    Ödüllendirilen davranis daha çok tekrar
etmektedir.
    Degerlendirmenin baslica amaci ögrencinin ögrenimini
kolaylastirmaktir.
    Motivasyonlu ögrenciler digerlerinden daha kolay
ögrenirler.
    Yaratilistan gelen motivasyon dis etkilerle yaratilan
motivasyondan daha çok tercih edilmektedir.
    Sik hatirlatmalar
okunanlarin hatirlanmasi için önemlidir.
    Ögrenciler temel ihtiyaçlari
karsilandiginda daha iyi ögrenirler.
    Ögretmenlerin pozitif beklentileri
oldugunda ögrenciler daha iyi ögrenirler.
    Ögrencilere daha fazla zaman
verildiginde daha iyi ögrenirler.
    Ögrencilerin ögrenim modelleri
birbirlerine uygun hale geldiginde daha iyi ögrenirler.
    Ögrencilerden
bir konu hakkinda açiklama istendiginde daha iyi ögrenirler.
    Ögrenciler
kendileri için genellestirmeleri ortaya çikarinca daha iyi ögrenirler.

SINIF YÖNETIMI TEKNIKLERI

    Ögrencilere onlarla
birlikte oldugunuzu gösterin.
    Örtüsen durumlarla basa çikmayi
ögrenin.
    Sinif içi etkinlikleri yarida birakmayin.

    Tek bir
ögrenci ile ilgilendiginizde bile diger ögrencileri ilginiz altinda tutmaya çalisin.
    Ders islerken degisiklikler yapin ve coskulu
olun
    Ögrenciyi elestirirken davranis odakli olun.Öfkeyle patlamaktan
kaçinin.
Sinif yönetiminde bu ilkelere uymak gereklidir.Ancak genellikle sinif yönetimi ögretmenin ilk dersteki tavrinin bir uzantisidir.O nedenle ögretmenin ilk derste neler yaptigi çok önemlidir.Ilk ders ve ögrencilerle ilk karsilasma için su öneriler sunulabilir:
    Sinifin ilk gününde güvenli ve
hazirlikli oldugunuzu gösterin.
    Siniftaki isleri nasil ele alacaginiza
önceden karar verin.Ilk gün birkaç dakika temel islemleri açiklayin.(yoklama,ders anlatimi,ödev kontrolü)
    Sinif kurallarini
belirleyin ve onlara dikkat çekin.
    Ilk gün sinif çalismasina basariyla
tamamlanabilecek bir çalisma ile baslayin.
    Yeni bir ögrenci grubuyla
oldugunuz ilk haftalarda kendi yönetiminiz altinda sinifin katiliminin saglandigi etkinliklerde bulunun.
    Açik yönergeler verin,yönergeleri
yapilabilir mesafede tutun,sik sik geri bildirim verin.
    Yeterli ve iyi
hazirlanmis oldugunuzu sürekli gösterin.
    Bir yandan profesyonelliginizi
korurken öte yandan hos olun.
Ilk derste olusturulan hava ders yilinin sonuna kadar genelde devam eder.Ilk izlenimler çok önemli oldugu için ögrenciler üstünde ilk izlenimlerin iyi olmasi yil boyunca etkisi devam eden bir avantajdir.

ÖGRETMEN TIPLERI

    IS ÖGRETMENI:Is ilgisi yüksek
ögrenci ilgisi düsüktür.Yapilacak isler düzenlendiginde iyi bir ögretme oldugunu düsünür.
    MAHALLE KAHVESI ÖGRETMENI:Ögrenci ilgisi yüksek is ilgisi
düsüktür.Ögretmen ögrencilere ilgi gösterirse onlarin benlik kavramlarini gelistirirse,iyi bir ögrenmenin gerçeklesecegini düsünür.Is onun için önemli degildir.
    FAKIRLESMIS ÖGRETMEN:Ise de ögrenciye de ilgisi
düsüktür.Ögretmenlerin ögrencilerin ögrenmesi üstünde pek etkisi olmadigini düsünür.
    SINIF ÖGRETMENI:Hem ise hem de ögrenciye olan ilgisi
yüksektir.Ikisine de olan yüksek ilginin ögrenmeye etkisi oldugunu düsünür.
    YAVASLAMIS SARKAÇ:Ise de ögrenciye de ilimli ilgi
gösterir.Özellikle denetimi güç bir sinifla karsi karsiya kalan ve güvenini kaybeden ögretmenlerin durumudur.

ÖGRENCI TIPLERI:

Ögretmenler gibi ögrencilerin de farkli tipleri vardir.
    BASARILI ÖGRENCILER:Bunlar
derse yönelimli akademik açidan basarili ögrencilerdir.Ders ve ödevlerini zamaninda yaparlar.Pek disiplin sorunu çikarmazlar.Okulu severler,hem ögretmen hem de arkadaslari tarafindan sevilirler.
    SOSYAL ÖGRENCILER:Dersten
ziyade kisilere yönelimlidir.Basarili olmak için gerekli yetenekleri vardir ama sosyal iliskilere derslerden daha fazla önem verirler.Çok arkadaslari vardir ve arkadaslari onlari severler ama ögretmenleri için bazen yönetim problemleri çikardiklari için sevilmezler.Derste ögretmen onlari kolayca derse sokabilir ve kolayca sorularina cevap alabilir.
    BAGIMLI ÖGRENCILER:Siklikla
ögretmenden destek ve tesvik beklerler.Ek çalisma ve yardima ihtiyaç duyarlar.Sik sik parmak kaldirirlar.Ortaokulda akademik basarilari düsük olur.Ögretmenler onlarin basarilarini yükseltmeye çalisirlar.Arkadaslari onlara ders çalistirmak istemezler,çünki onlari sosyal açidan yetersiz bulurlar.
    YABANCILASMIS ÖGRENCILER:Zor ögrenirler ve muhtemelen okulu
ter ederler.Çogunlukla okul ve onunla ilgili her seye açik veya gizli bas kaldirirlar,düsmanlik beslerler.Ögretmenler genelde onlara ilgisiz kalir veya reddederler.
    GÖLGE ÖGRENCILER:Arka planda kalip gözden kaçan
ögrencilerdir.Her seyde ortadadirlar.Grup halinde etkinliklere katilir ama kendilerini ortaya koymazlar,gönüllü olmazlar.Bazilari ürkek ve sinirli bazilari ise sessiz ve bagimsizdirlar.Genellikle ögretmen ve diger ögrenciler onlarin farkina varmazlar veya iyi tanimazlar.
Ögretmenin siniftaki her gruptan ögrenci oldugunu akilda tutmasi ve gözden uzak gibi görünen ögrencilerin durumlarina karsida duyarli olmasi gerekir.

INSANCIL SINIF YAKLASIMI

Insancil sinif yaklasiminin ögrenme üzerine olumlu etkileri ve temel yaklasimlari vardir.
Insancil sinifin özellikleri sunlardir.
    Ortam rahat ve isbirligi ortamidir.

    Bu siniflarda
ögretimin temeli ögrencileri ilgileri,yararlari ve hedefleridir.
    Ögrencilerin ilgi,deger ve hedeflerini belirlemelerine
yardimci olmayi hedefler.
    Ögretmenler güven ortami olusturarak
,ögrencilerin bireysel farkliliklarina uygun ögretim yöntemleri kullanmaya çalisarak yardim etmeye çalisirlar.
    Her ögrenciye ulasmaya
çalisilir(ögrencilerin isimlerini ögrenme birebir iletisim kurmaya çalisma)
    Dikkatle dinleme

    Ögrencilere karsi gerçekçi
olma(gerçekçi övgü ve degerlendirmeler yapma)
    Kendine karsi gerçekçi
olma(duygularini dürüst bir sekilde dile getirme)
    Iyi bir disiplin
saglama(ögrencilere onlara deger verildigini gösterme)
    Reddedilmeyle
basa çikma(ögrencilerin tepki vermelerini kisisel olarak algilamama)
    Kendini çagirma(kendisi hakkinda olumlu
düsünme)

ÖGRETMENIN YANLIS INANISLARI

    KONTROL ETMELIYIM:Buna
inanan bir ögretmen sinifta bagimli ve isyankar bir ortam yaratir.Ögrencinin her hareketini kontrol eder ,siki disiplin koyar,her davranisi izne baglar,ögrencinin aldigi karalari degil kendi kararlarini uygular.Oysa ögrenciler kendi aldiklari kararlara daha fazla uyarlar.
    BEN
ÜSTÜNÜM:Ögrencilerden bilgi deneyim ve sorumluluk alanlarinda önde olmasini,onlara hakim olmak ve asiri korumak olarak algilayan ögretmendir.Ögrencinin insan degeri ve onur açisindan kendisi ile esit oldugunu düsünmez.Onlarda yetersizlik ve degersizlik duygulari gelistirir.
    HAKKIM
VAR:Ögrencileriyle karsilikli saygi ve sorumluluk haklarina duyarli olmayan bunlari tek basina kullanmaya yönelen ögretmendir.
    MÜKEMMEL
OLMALIYIM:Kendisinde ve ögrencilerinde hata kabul etmeyen,kusurlu olma cesareti gösteremeyen,gerçek üstü standartlara yönelen ögretmendir.
    BEN ÖNEMLI
DEGILIM:Yukaridakilerin tersine ögrencilerini korurken,kendi temel gereksinimlerini gözetmeyen,öz deger ve yeteneklerine inanmayan,ögrencilerine paspas olan ögretmendir.
Her ögrenci sinifa ait olmak ,kabul edilmek istegindedir.Her ögrenci önemli olmak ve ilgi çekmek ister ve davranislari da bu yöndedir.
Sinifta olumsuz davranan ögrencilerin bu konuda umutlari kirilmis durumdadir.Çünki yapici yollarla kendilerine grupta bir yer edinemeyeceklerine artik inanmislardir.Eger ögretmen ve arkadaslarinin gözünde önem kazanmak sadece olumsuz davranmakla mümkün oluyorsa,öyle davranmaya baslarlar.Bu ögrencilerin bu davranislarla elde etmek istedikleri sunlardir:
    ILGI ÇEKME
ISTEGI:Ögrenci basari ve paylasma ile ögretmeninin yada arkadaslarinin ilgisini çekemiyorsa ilgi çekmenin baska yollarini bulur.Bu yollarin olumsuz olmasi onun için önemsizdir.
    GÜÇ ARAYISI:Bu ögrenciler otoriteye
baskaldirdigi,kurallara direndigi,uyarilari dinlemedigi zaman kendini önemli hisseder.Bu ögrenciler kontrol ettikleri zaman kendilerini gruba ait hissederler.Isin nereye varacagini anlamak için baskaldirirlar ve mücadeleden vazgeçecegini bildikleri sinira kadar ögretmeni zorlarlar.Ögretmen güç çatismasina girmemelidir.Olumsuz davranisin sonuçlarinin ortaya çikmasina izin vermeli,ögrenciden baska bir is için yardim talep ederek isbirligi baslatmalidir.
    INTIKAM ARAYISI:Bazi ögrenciler yenilgi ve umutsuzluk
duygulari içindedirler.Kendilerine kötü davranildigina inanirlar.Ögretmeni zalim bir diktatör olarak degerlendirirler.Kendileri nasil incinmisse ögretmeni de ayni sekilde incitmeye karar vermislerdir.Ögretmen incinmis hissetmemeye çalismali,kendi intikamini almayi düsünmemelidir.Aksine iyi bir iliski kurmalidir.
    YETERSIZLIK GÖSTERISI:Kendileri için gerçek disi hedefler
koymus ve çok kez de basarisizliga ugramis olabilirler.Gruba uyum saglayabileceklerine ve katkida bulunabileceklerine inanmazlar.Umutsuzluga kapilip kenara çekilirler.Ögretmen bu durumda umutsuzluga kapilmamali,acimamali,her olumu çabayi desteklemelidir.
    Olumsuz
davranislarin nedeni her zaman ögretmen degildir ancak ögretmen bunlara beklenen karsiligi verirse olumsuz davranisi desteklemis olur.

IYI BIR TESVIK EDICI OLMAK IÇIN:

    Ögrencilere güven verin cesur olmalarina yardim
edin.”yapabilirsin zaten yari yola gelmissin”
    Olumluyu vurgulayin
yanlislar yerine dogrulari isaretleyin.
    Kendinize ve onlara saygi
gösterin.Ögrencilerin nasil davranmalarini istiyorsaniz kendinize de ayni kurallari koyun.Özür dileyin,tesekkür edin.”yardima ihtiyacim vardi tesekkür ederim”
    Yarisi azaltin,kendileri ile yarissinlar,kendilerini
degerlendirsinler.Ögrencileri birbirleri ile yaristirmak kazanmanin ögrenmekten önemli oldugunu düsünmelerine sebep olur.
    Ögrencilerin birbirlerine
yardim etmelerini saglayin.Basarili oldugu bir alanda baska bir arkadasina yardim etmek ögrenci için güven saglayicidir.Özellikle basarisiz ögrencilere arkadaslari için bir sey yapma firsati verin.
    Kendi disiplin tutumunuzu
gelistirin.Sorumlusu bilinmeyen suçlarda sorumlulugu tüm sinifa paylastirin.


CEZA DOGRUDAN BIR KONTROL ARACI OLARAK KULLANILDIGINDA SU ILKELERE DIKKAT EDILMELIDIR:
    Ceza keyfilik arz
etmemelidir.
    Ceza ögrenci tarafindan anlasilmalidir.

    Cezai islem
gizli olarak alinmalidir.
    Cezanin hak edildigi düsüncesi
olusmalidir.
    Cezai önlem derhal alinmalidir.Suçtan çok sonra verilen
ceza etkinligini yitirir.
    Cezai önlem caydirici olmalidir.

    Ceza
suça uygun olmalidir.
    Ceza suçluya uygun
olmalidir.
Sikligi,yeri,zamanin iyi ayarlanmasi,fiziksel siddet içermemesi ve kurallara uygun kullanilmasi halinde cezanin olumsuz islevlerinin azalarak,sinirlida olsa bazi yararlarinin olacagi söylenebilir.
Ögrenciye verilen ve yerine getirilmesi gereken ,okul kurallari ile ilgili emirler
    Kisa

    Açik

    Kesin

    Obj
ektif
    Çocugun
psikolojisine uygun
    Önceden verilmis olanlarla tutarli

    Yaptirim
gücü önceden belli
    Yerine getirilebilir

    Kararsizlik ve ikilemden
uzak olmalidir.

SINIFTA UYGGUN OLMAYAN DAVRANISIN OLUSMASINI ETKILEYEN ETMENLER
ÖGRETMENDEN KAYNAKLANAN SEBEPLER
1.Ögretmen çocugun davranislarina uygun tepkiler vermiyorsa:Bir gün iyi dedigi bir davranisa ertesi gün iyi demiyorsa ögrenci gelistirecegi dogru davranisi saptayamaz.Kafasi karisir.Ögretmen ne istedigini açik ve net olarak anlatmalidir.Iyi davranis ile kötü davranis arasindaki farki ve sonuçlarini ögrenci önceden bilmelidir.
2.Ögretmen dogru davranisi ödüllendirmiyorsa:Ögretmen sinif içi uygunsuz davranislari düzeltmek için gerekli elestiri ve yaptirimi nasil uyguluyorsa ;uygun davranislari da gözden kaçirmadan ödüllendirmeli ve taktirlerini belirtmelidir.Çünki pekistirme yalniz uygunsuz duruma yapilirsa istenmeyen davranis kalici olur.
3.Ögretmenin istekleri yada beklentileri ögrencinin yeteneklerine uygun degilse:Ögrenciye yönelik ögretmen beklentileri çok yüksekse,ögrenci yogun bir baski altinda kaldigini hissedecek ve bunun dogal sonucu olarak basarisizlik yasayacaktir.Çok düsük beklenti düzeyi de ögrencide dersten sikilma,ödev yapmama ve huzursuzluk davranislari gözlenmesine neden olabilecektir.Bu nedenle beklenti düzeyi ögrenci seviyesine uygun olmalidir.
4.Ögretmen ögrencilerin bireyselliklerine yeteri kadar hosgörülü davranmiyorsa: Ögrenciler de yetiskinler gibi kendi duygu ve düsüncelerini dile getirmeyi isterler.Ögrencilerin birbirlerine benzer tepkilerde bulunmalarini isteyen ve onlarin farkliliklarina gerekli saygiyi göstermeyen yada ödüllendirmeyen ögretmenlerine karsi ögrenciler istenmeyen davranislar sergilerler.
5.Ögretmen ögrencilerden istenen davranislara model olamiyorsa:Ögrenciler ögretmenlerinin ve yüksek statüdeki arkadaslarinin davranislarini büyük ölçüde taklit ederler.Ögretmen bu nedenle olumlu model olmalidir.
6.Ögretmen sinif içinde uygun olmayan davranislari genelde ceza ile kontrol ediyorsa: Ögretmenlerin bir kismi sinif içi olaylara ve kisilere çok çabuk duygusal tepkiler vermeye egilimlidirler.Kolayca kizan ve bagiran bu ögretmenler siniflarindaki en ufak uygun olmayan davranisi bile ceza kullanarak denetlemeye çalisirlar.Bu tutumda ögrencilerin davranislarina yansir ve istenmedik davranislar ortaya çikar.
ÖGRENCIDEN KAYNAKLANAN NEDENLER
    Eger ögrenci ögretmenine asiri bagimliysa ;her çalismasini
ögretmene sorarak yada göstererek yapiyorsa arkadaslarinin dikkatini dagitir ve sinif atmosferini bozar.
    Eger ögrenci dikkatini toplamada ve
yogunlastirmada güçlük çekiyorsa
    Eger ögrenci basarili olamadigi
durumlarda kolayca umutsuzluga kapiliyorsa
    Çalismalarinda savruk ve
daginiksa
    Diger arkadaslarini çalisirken rahatsiz ediyorsa ve
bölüyorsa
    Eger ögrenci okula,arkadaslarina ve ögretmenlerine karsi
olumsuzsa
    Ögrenci kisisel özbakim ve temizlik aliskanliklarini tam
olarak gelistirmemisse
    Ögrenci içine kapanik ve az konusan biri
ise
    Arkadaslari,okul ve ögretmenlerine karsi saldirgan bir tutum içinde
ise
    Kendisini okul ögrenmelerine karsi güdüleyemiyorsa istenmedik
davranislar ortaya çikacaktir.
Siniflarinda böyle ögrenciler olan ögretmenlerin kendilerini istenmedik davranislarin degistirilmesi konusunda egitmesi gerekmektedir.

ISTENMEYEN ÖGRENCI DAVRANISALRININ KONTROL EDILMESI
Istenmeyen ögrenci davranislari karsisinda gösterilmesi gereken ögretmen tepkileri
1.Olumsuz davranan ögrenciye bakilmasi:Olumsuz davranislarda bulunan ögrenciyle ögretmenin göz göze gelmesi ,sadece ögrenciye bakmasi yeterli olabilir.
2.Olumsuz davranisin belirtilmesi:Ögretmen ögrenciyi sözel olarak uyarabilir.Bu uyarilar ögrencinin kisiligini degil davranisini hedef almalidir.
3.Soru:Ögrencinin davranisi karsisinda ögretmen soru sorarak detayli bilgi alabilir.Ceza niteligi tasimayan her tür soru ögrencinin davranisi altinda yatan sebebi bulmaya yöneliktir.
4.Yönlendirici cümleler:Olumsuz davranis karsisinda yanlizca ögrenciye olumlu davranisin belirtilmesi yeterli olabilir.Ögrenci kendinden tam olarak ne istendigini ögrendiginde o davranisi sergileyebilir.
5.Ögrenci için iyi bir model olma:Ögretmen sinif içinde olumsuz davranisi belirtmekle kalmamali kendisi olumlu davranisi sergileyerek model olmalidir.
6.Ödüllendirme ve görmezden gelme:Ögretmen olumsuz davranislari görmezden gelerek olumlu davranislari övme ve ödüllendirme ile olumsuz davranislari degistirebilir.
KAYNAKÇA:
1.KÜÇÜKAHMET,L;Sinif Yönetiminde Yeni Yaklasimlar,2000
2.BACANLI,H;Gelisim Ve Ögrenme,1999

SINIFI IYI YÖNETMENIN BAZI IPUÇLARI

1.    Ögrencilerin isimlerini en kisa zamanda ögrenerek her firsatta ögrencilere isimleriyle hitap etmeli. Ögrenciler çok etkilenip kendilerine deger verildigini anlayacak ve kalbe köprüler ilk günlerden kurulacak. Bunun için ilk günler için isim kartlari yapilabilecegi gibi hafizayi zorlayarak bu konuda kafayi yormak ve ezberlemek için evde gayret göstermek daha etkili bir çözüm olabilir.

2.    Zil çalar çalmaz sinifa girip, zamaninda hemen zil çalmadan dersi birakmak ögrencilerde her zaman olumlu izlenim birakacaktir. Ders zili çaldiktan sonraki her saniyede ögrencinin dikkati dagilacak ve sikilacaktir. Ders plani yaparken bu konuya özellikle dikkat etmek gerekir. Planda yazdiklariniz bitmese bile zil’e sadik kalmak ögrencinin dinlenme vaktine saygi göstermek demektir. Ögretmen masasina koyacaginiz bir saatle zaman kontrolünü yapabilirsiniz.

3.    Ögretmen hem siki disiplinli hem de cana yakin ve arkadasça olabilir. Ögrenciler, sinifta istedigimizi yapabilecegimiz bir ögretmen olsun yerine sinifi disiplinde tutacak dersin kaynamasini engelleyecek ve bize ögrenmeyi ögretecek bir hoca isterler.

4.    Çocuklarinizin sagliklariyla yakindan ilgilenin. Özellikle Göz bozukluklari sik rastlanan ve bazi aileler tarafindan ihmal edilen en önemli saglik problemlerinden biridir. Velilerle irtibata geçip problem halledilmeli. Ergenlik çagi komplikasyonlari, nasil iyi atlatilabilir konusunda bilgilenmeli.

5.    Sinif Kurallarini ögrencilerle beraber belirleyin ve uygun bir yere asin.Okulun kendine ait kurallari yaninda size göre sinifin yönetilmesinde faydali olabilecegini düsündüklerinizi maddelestirip (ögrencilerle istisare ederek) asilabilir. Okul kurallari ve sinif kurallari ilk günler anlatilmalidir

6.    Genel bakmak yerine Özel bakmak bazen ögrencilerle kopan baglari tamir edebilir.Yani konu anlatirken spesifik ögrencilerle göz göze gelmek.

7.    Bazi çiçekleri övgüyle büyütebilirsiniz. Bazilari övülmekten çok hoslanirlar. Agzimiz yorulana kadar ögrencilerin her yaptiklarini firsat bilip övmek, çalismalarini birkaç kat arttirabilecektir. Özellikle ilk siniflarda..

8.    Sinif içinde baglantiyi kesmemeye dikkat etmeli. Dikkatinizi çekmistir, sinif devamli kendilerine bir seyler söylenmesini ister, bu sinifa bagli olmaktir. Konusmayi kestiginizde, yanlis sorunun nerede yanlis oldugunu arastirmaya basladiginizda vs. sinifta gürültü baslayacaktir. Kisacasi siz konusmayi kesersiniz, sinif konusmaya baslar. Bu anormal bir durum degildir onun için gürültü yaptiklarinda çocuklara kizmak dogru degildir. Bir yolunu bulup tekrar baglanti kurulmali.

9.    Çok yaramaz, ise yaramaz deyip bir kenara atmasak Çocuklarin daha uzun seneleri var... Çocuklarimiza sefkat isi çözecektir. Bu senfoninin yazari olmak kolay olmasa da bunu birileri yazacaktir.. Her gün yeni bir yaklasimla onlari çözmenin yollari arastirilmali.

10.    Tecrübeli ögretmenler eger o tecrübelerini satiyorlarsa fiyatini hiç sormadan talip olmali. Hala okulda dersine girmedigin ögretmenler, var degil mi?

11.    Yoklamalar çok ciddi takip edilmeli. Normal ögrenci, yoklamayi takip eden ögretmenin ögrenciyle ciddi olarak ilgilendigini, onu önemsedigini düsünür.

12.    Hadiseler üzerine sakin gidiyorsak, ögrencilerimize saygili isek, her ne olursa olsun adil isek, isleri siki tutup disiplini saglayabiliyorsak onlarin güvenini ve saygisini kazanmisiz demektir. Negatif davranis, tehditkar tutum, saygisizca davranis, hitap, iliskilerimizi tamir edilemez seviyede zedeleyecektir. Onlarin sizden bir seyler ögrenmesi ciddi zorlasacaktir.Yapilan arastirmalar korku tehdit ve heyecanin ögrenme istegini tamamen kaçirdigini tespit etmistir.

13.    Serbestçe, korkmadan fikirlerini söyleyebilecekleri, hata yapmalarinin kendilerine bir risk getirmeyecegini bildikleri bir sinif ortami ögrenme noktasinda kapilari açar.

14.    Derse baslamadan önce tahtanin bir kösesine konuyla ilgili enteresan sorulari yazmak ve konu ilerledikçe ve yeri geldikçe sorulari cevaplamak, derse olan ilgiyi arttirabilir.

15.    “Zayif notlarinizi not defterinize kursun kalemle yazacagim, en düsük not ortalamaya alinmaz” türü anlasmalar yapilarak çocuklarin gönülleri kazanilabilir. Ayrica yil boyunca çocuk bakiciligimi yoksa bir seyler ögretmek mi seklinde bir soruyla ögrencileri , derste ögrenim vaktine riayet etmeye çagirabilirsiniz.

16.    Arada bir yalniz oldugunuzda ögrencilerin sizin hakkinizda, okul hakkinda, dersiniz hakkinda neler düsündügünü düsünün.

17.    Ögrencileriniz su an ne yapiyorlar? Problemleri, ailevi durumlari ne alemde? Gibi sorulari sakin bir zamaninizda düsünmeniz ögrenciyi ilk gördügünüzde hal hatir sorma bakimindan faydali olabilecektir. Özel hayati ile ilgilenmeniz ögrenmesine faydasi dokunduracaktir.

SINIF DISIPLININI SAGLAMADA DIKKAT EDILECEK HUSUSLAR

Disiplin Sinif Yönetiminin sadece küçük bir parçasidir. Kurallarina göre yönetilen siniflarda problem en asgari seviyededir. Çikan problem sizinle ise bile yine problemi sizinle çözmeleri gerektigi terbiyesi ögrencilere anlatilmali.
Saygili ve edepli bir biçimde ‘Evet ama sizinde haksiz oldugunuz söyle bir durum da var, hocam!’ diyebilmeliler. Baslari sikistiginda basvuru mercii, derdini anlatabilecegi kisi olarak sizi ilk hal edecek bilmeliler. Bazen öyle yalniz çocuklar olur ki fitratindan dolayi arkadas edinememis kimi kimsesi yok, hele birde yetimse... Çölde yasama savasi veren bir zayif çiçek...
Problemi çözerken sakin, sabirli, saygi çerçevesinde ciddi olarak isleri yürütüyorsaniz ögrencilerden de saygi ve güven bulacaksiniz. Negatif, tehdit edici, saygi göstermez bir tavirdaysaniz, aranizdaki iliski zedelenecektir. Ögrenciye bir sey anlatamayacak ve sizden ders ögrenemeyecektir. Hosgörü tolerans birçok kapiyi açan bir anahtar olabilir.
ÖGRENCILERLE SUÇLAR ARASINA ENGELLER KOYMALI
Ögrenciyi disiplinsiz yapan en önemli hadise çocugun yalniz basina kontrolsüz kalmasidir. Ögrenciyi ya siz, ya sizin kontrol ettiginiz bir faaliyet disiplinsizlige engel olmalidir.

ENGELLER
Sizinle olan iletisimi.. Degisik Aktiviteler..

Okul ve sinif Kurallari SUÇ
• Ögrenciler arasi(veya ögretmen ögrenci arasi) bir problem çiktiginda;
1. Meseleyle ve taraflarla alakali bilgi toplamali. (Ögrenciyi neler kizdirir ne sevindirir, ev durumu, anne baba durumu ... kisacasi her sey problemin çözümünde etkili olabilir)
Aranan bilgi ;
a)Velilerde b)Okul Psikologunda c) Bekçide d)Yemekhane elemanlarinda e)diger ögretmen arkadaslarda vs. de bulunabilir.
2. Problemi çözme plani yapmali.
3. Bazen kendilerinde cevap olabileceginden çözüm kendilerine sorulmali ‘Sen olsaydin bu problemi nasil çözerdin?’
4.Tecrübeli ögretmenlerle istisare etmeli.
5.Karar vermeli.
Her türlü problem teke tek görüsülerek halledilmeli ve karar vermeden önce kesinlikle konflikt taraflarinin ikisi de dinlenmeli.

    Ögrencini arkadaslari yaninda utandirma, bozma.
Problemini size rahat açabilecegi baska bir ortamda ikili halletmeye çalis. Problemi asmada nasil yardimci olabilecegini sor.
    Sorumluluk bilincinin
ne demek oldugunu anlat ve bu bilinci ölçmek ve pratigini yapmak amaciyla bazen onlari yalniz birak ama kapi önünde bekletme.
    Hiçbir zaman kaba kuvvete
basvurma!!! Ama dikkatli ol! Disiplinsizlik gibi bir durumda ögrenciler sizin tepkinizi ölçeceklerdir. Dogru problem çözümü yapip, sizden esas beklediklerini vermeniz gerekir.Yani gerektigi zaman ceza. Zaten cezayi siz vermiyorsunuz, onlar ceza yolunu seçiyorlar.
    Her ne olursa olsun ögretimi durdurmamak!
Ögrenciye kizmak için ders durdurulmamali.
    Yakin takip etme: Yaramazlik
yapani yakininiza alin, yada devamli göz kontrolünde tutmaya çalisin. Bazen ilk siralara oturtulabilir.
    Davranislarini begendiginiz ögrencilerin
isimlerini zikredin. Aferin deyin. Ama köleniz yapmayin.
    Devamli uyarmak
ciddi olmadiginiz izlenimini verir. Bir kere uyardin arkasindan gereken yapilmali yoksa sinifi ögrenciler yönetmeye baslayabilirler.Yönetimi geri almak ise dünyada en zor islerden birisidir. Gereken yapilmali da yine pedagojik kurallar çerçevesinde tabii ki.
    Kurallara siki sikiya bagli olmak
faydali sonuçlar getirecektir. Inisiyatifinizle bazen kontrollü atlamalar yapilabilir.Ölçülü olsun yeter ki.
ÖGRENCIYE SAYGI
1.    Ögrenci konusurken dinlememezlik yapma! Açik ol.Vermek istedigi mesaji önemse. Objektif davran.
2.    Ögrencinin özel hayatina saygi.
3.    Dostça hareket, tavir; korkutarak degil! Parmakla bile gösterme, isaret etme uzaklastirici olabilir. Parmakla göstererek ‘Hey sen!’,yerine, elin iç tarafi gösterilerek ‘Siz!’ seklinde hitap daha pozitif olacaktir.
4.    Isimleriyle hitap. Çok önemli bir saygi göstergesi.
5.    Kurallara uyma uyarilari yerine soru sorma.’ Kaldirin sunlari’ ,’hala ne bekliyorsunuz, bilmiyor musunuz zil çalali kaç dakika oldu!’
Yerine ......
‘Arkadaslar hazir miyiz!’
6.    Davranis problemlerini özel görüs! Arkadaslari yaninda utandirilmamali.Ögretmenim beni arkadaslarimin yaninda bozmayarak benim seviyemi onlar nazarinda düsürmedi.

www.onlinetestinmerkezi.com 2018 © onlinetestinmerkezi.com - Her Hakkı Saklıdır.